bc

Seni Gömdüğüm Gece

book_age16+
14
FOLLOW
1K
READ
dark
love-triangle
family
fated
second chance
arrogant
boss
journalists
drama
tragedy
bxg
serious
genius
city
office/work place
musclebear
like
intro-logo
Blurb

Duru Yalçın, çocukluğuna ait bazı şeyleri hatırlamadığını hiçbir zaman önemli bulmamıştı. Ta ki yıllardır kendisine ait sandığı bir kolyenin üzerinde başka bir çocuğun adını görene kadar.

Aras Yalçın.

Aynı evde yaşamışlar, aynı duvarda boyları ölçülmüş, aynı aile fotoğraflarında yer almışlardı. Fakat Duru'nun zihninde Aras'a ait tek bir anı bile yoktur.

Ailesinin yıllardır sakladığı geçmişin peşine düştüğünde Duru'nun yanında, uzun zamandır hayatında olan gazeteci Kerem Arslan vardır. Ancak gerçeğe yaklaştıkça aralarındaki güven daha derin bir duyguya dönüşürken, ortaya çıkan sırlar ikisini de geri dönüşü olmayan seçimlerle karşı karşıya bırakır.

Duru sonunda yalnızca Aras'ın kim olduğunu değil, bir insanın geçmişinden neden silindiğini ve bazı insanların sevdiği birini korumak için ne kadar ileri gidebileceğini öğrenecektir.

Çünkü bazı insanlar gerçekten gömülmez.

Sadece unutulmaları sağlanır.

chap-preview
Free preview
Unutulan Oda
Duru Yalçın, çocukken evlerinin en çok mutfağını severdi. Annesi akşam yemeğini hazırlarken masanın bir köşesine oturur, önündeki resim defterine bir şeyler çizerdi. Çoğu zaman çizdiği kişi yine annesi olurdu. Meral'in omuzlarına dökülen saçlarını, ince kaşlarını ve gülerken sol yanağında beliren küçük gamzeyi kâğıda geçirmeye çalışırdı. Resimler hiçbir zaman gerçeğine benzemezdi. Gözlerden biri diğerinden büyük, eller gereğinden uzun olurdu. Meral yine de hepsini beğenirdi. Bir tanesini buzdolabının kapağına asar, eskisini kaldırmadan yenisini yanına iliştirirdi. Bir süre sonra buzdolabında yiyeceklerden çok Duru'nun resimleri varmış gibi görünürdü. Babası eve geldiğinde önce onlara bakardı. Hakan Yalçın kolay gülen bir adam değildi. Duru, babasının çocukluğundaki halini düşündüğünde onu çoğunlukla yorgun hatırlıyordu. Akşamları eve geç gelir, ceketini antredeki askıya bırakır ve birkaç dakika kimseyle konuşmadan salondaki koltuğuna otururdu. Ama Duru'nun resimlerine bakarken yüzü değişirdi. Bir akşam, buzdolabındaki aile resmini uzun süre incelemişti. “Beni neden bu kadar uzun çizdin?” Duru gülmüştü. “Çünkü uzunsun.” “Annen de uzun.” “Sen daha uzunsun.” Hakan itiraz etmemiş, kızının saçlarını karıştırıp salona geçmişti. Duru'nun babasıyla ilgili en güzel anılarından biri buydu. Sıradan bir akşam. Sıradan bir konuşma. İnsan büyüdükçe, çocukluğunda önemsiz sandığı anların ne kadar kıymetli olduğunu anlıyordu. Duru yirmi altı yaşındaydı artık. Beyoğlu'nda, üçüncü kattaki küçük bir dairede tek başına yaşıyordu. Penceresinden görünen eski binaları, sabahları sokaktan yükselen sesleri ve yağmur yağdığında duvarlara sinen nem kokusunu seviyordu. Evin kusurları vardı. Duru'nun da vardı. Birbirlerine bu yüzden uyduklarını düşünürdü. Çalışma masasının üzerindeki fincandan bir yudum kahve aldı. Kahve soğumuştu. Bilgisayar ekranında yarım bıraktığı metin açıktı. Yaklaşık kırk dakikadır aynı paragrafı düzeltmeye çalışıyordu. Bir kelimeyi siliyor, yerine başka bir kelime yazıyor, birkaç dakika sonra ilk haline geri dönüyordu. Sonunda ellerini klavyeden çekti. Yazamadığı günlerden biriydi. Eskiden böyle zamanlarda kendini zorlardı. Masadan kalkmaz, kötü de olsa birkaç sayfa yazmadan günü bitirmezdi. Zamanla bunun işe yaramadığını öğrenmişti. Bazı günler insanın zihni sessiz kalmak istiyordu. Duru bilgisayarı kapattı. Masasının kenarında duran telefona baktı. Annesinden iki cevapsız arama vardı. İlk arama öğleden önce, ikincisi yaklaşık bir saat önce yapılmıştı. Duru geri aramak için telefonu eline aldı ama vazgeçti. Meral muhtemelen neden birkaç gündür uğramadığını soracaktı. Ardından düzgün yemek yiyip yemediğini, evin soğuk olup olmadığını, gece geç saatlere kadar çalışıp çalışmadığını... Duru bütün soruların cevaplarını biliyordu. Annesinin de bildiğinden emindi. Yine de aynı konuşmayı yapacaklardı. Son yıllarda ilişkileri biraz böyle olmuştu. Birbirlerine söylemek istedikleri asıl şeylerin etrafında dolaşıyor, daha güvenli konulardan konuşuyorlardı. Babasıyla arasında ise bu kadarı bile kalmamıştı. Duru, Hakan'ı en son üç hafta önce görmüştü. Ailece yedikleri akşam yemeğinde karşılıklı oturmuşlardı. Babası ona yeni kitabını sormuş, Duru iyi gittiğini söylemişti. İkisi de yalan söylemişti. Kitap iyi gitmiyordu. Babası da bunu gerçekten merak etmiyordu. Yine de Duru ona kızamıyordu. Kırgınlık daha kolay olsaydı belki kızabilirdi. Onların arasında adı konulmamış başka bir şey vardı. Ne zaman başladığını Duru bile bilmiyordu. Yıllar içinde sessizce büyümüş ve sonunda baba ile kızın arasına yerleşmişti. Duru bazen çocukluğundaki Hakan'ı özlüyordu. Onu yatağına taşıyan adamı. Bisiklete binmeyi öğretirken arkasından koşan adamı. Kötü çizilmiş bir aile resmine dakikalarca bakabilen adamı. Aynı insanın yıllar sonra karşısında oturup ona bu kadar yabancı gelebilmesini kabullenmek kolay değildi. Telefon yeniden çaldı. Annesiydi. Bu kez açtı. “Anne?” “Sonunda.” Meral'in sesinde kızgınlıktan çok alışılmış bir sitem vardı. Duru pencerenin yanına yürüdü. “Çalışıyordum.” “Yemek yedin mi?” Duru gülümsedi. Beklediği ilk soru buydu. “Yedim.” Yememişti. Annesi birkaç saniye sustu. “Yarın gelir misin?” Duru sokaktaki insanları izledi. “Bir şey mi oldu?” “Hayır. Seni görmek için illa bir şey mi olması gerekiyor?” “Öyle demedim.” Duru'nun yüzündeki gülümseme kayboldu. Annesi bunu göremezdi ama sesindeki değişikliği fark etmiş olmalıydı. “Duru...” “Yarın konuşuruz anne.” Meral bir şey daha söylemek istedi. Duru bekledi. Söylemedi. “Peki kızım.” Telefon kapandı. Duru bir süre pencerenin önünde kaldı. Yağmur başlamıştı. İnce, neredeyse görünmeyen bir yağmur. Çocukken yağmur yağdığı zaman babasıyla pencerenin önüne oturduklarını hatırladı. Hakan ona sokaktan geçen insanlar hakkında hikâyeler uydururdu. Siyah şemsiyeli adam gizli bir dedektif olur, otobüse yetişmeye çalışan kadın başka bir şehre kaçmaya çalışan bir prenses olurdu. Belki de Duru'nun yazar olmasında babasının payı sandığından daha büyüktü. Bu düşünce canını acıttı. İnsan bazen en çok, artık yakın olmadığı insanlarla ilgili güzel şeyler hatırladığında üzülüyordu. Perdeleri kapatıp çalışma odasına döndü. Yazmaya niyeti kalmamıştı. Masayı toplamaya başladı. Kitapları üst üste koydu. Boş fincanı aldı. Dağılmış kâğıtları bir araya getirirken masanın altına düşmüş küçük bir anahtar gördü. Eğilip aldı. Eski, pirinç bir anahtardı. Duru kaşlarını çattı. Anahtarı tanıyordu. Ama nereden tanıdığını hemen çıkaramadı. Avucunda çevirirken üzerindeki küçük çizik dikkatini çekti. O anda hatırladı. Çocukluğundaki ev. Üst kat. Koridorun sonundaki oda. Duru yıllardır o odayı düşünmemişti. Aslında düşünmemeyi öğrenmişti. Kapısı her zaman kilitli olurdu. Annesi orayı depo olarak kullandıklarını söylerdi. Duru küçükken birkaç kez içeri girmek istemiş, her defasında aynı cevabı almıştı. “Orada sana göre bir şey yok.” Bir süre sonra sormayı bırakmıştı. Anahtar ise babasının çalışma masasının en alt çekmecesinde dururdu. Duru onu yalnızca bir kez görmüştü. On iki yaşındayken. Anahtarı avucunda sıktı. Bunun kendi evinde ne işi vardı? Son ziyaretinde annesi getirmiş olabilir miydi? Mantıklı bir açıklama bulmaya çalıştı. Bulamadı. Anahtarı masaya bıraktığında altında küçük, katlanmış bir kâğıt olduğunu fark etti. Az önce orada olmadığına emindi. Kâğıdı açtı. Yazıyı gördüğü anda nefesi yavaşladı. Bu bir yabancının el yazısı değildi. Harflerin bazıları sağa doğru yatıyor, kelimelerin sonundaki çizgiler gereğinden uzun bırakılıyordu. Duru bu yazıyla büyümüştü. Babasının el yazısıydı. Kâğıtta yalnızca iki satır vardı. Duru ilk satırı okudu. Sonra ikinciyi. Bir süre elindeki kâğıda bakmaktan başka hiçbir şey yapamadı. Babası şöyle yazmıştı: “Duru, bir gün bu anahtarı bulursan anneni dinleme. Odayı aç.”

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

MÜHÜRLÜ SESSİZLİK

read
2.2K
bc

SENİ DUYMADAN SEVDİM

read
37.5K
bc

SAKLI

read
1K
bc

Yasak Gecenin Mirası +18

read
68.8K
bc

TÖRE ÇIKMAZI (+18)

read
16.2K
bc

KÖKLERİNDEN ÖZGÜRLÜĞE

read
3.0K
bc

İlk Adımı At

read
34.2K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook