Merhaba.
BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ?
Selamünaleyküm gençler.
Bol bol beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayınız.
⚜️Soru;
Sevmek mi? Sevilmek mi?
Şimdiden uyarayım kısa bir bölüm oldu.
İyi okumalar .
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Her zaman ki gibi pencerenin önünde oturmuş dışarıda ki insanları izleyip düşüncelere dalıyordum.
Ne zaman bu çilem bitecekti acaba.
Artık aldığım nefes bile zor geliyordu bana.
Hiç bir zaman isyan etmek istemesem de bazen öyle bir an geliyordu ki isyan etmek zorunda kalıyordum.
Düşüncelerim odamın kapısının açılmasıyla dağıldı.
"Kalk çabuk üzerine düzgün bir şeyler giy hemen."
Dedikleriyle kaşlarımı çatarken bunu demesinin altında bir art niyet arıyordum.
Bir an ellerimle konuşmak istesem de hiç bir zaman beni anlamak için bir şeyler yapmadığı aklıma geldiğinde bu düşüncemi kovalayıp
Komodinin üzerinde duran kağıdı ve kalemi elime aldım.
Kağıda kısaca neden olduğunu yazıp gösterdim.
Çekinerek yüzüne baktığımda çenesini sıktığını gördüm.
"Sanane lan,ne dediysem onu yap"diye bağırıp hızla odadan çıktı.
Onun yanında o kadar çok geriliyordum ki kalbimin sıkıştığını hissediyordum neredeyse.
Onu daha fazla kızdırmak istemediğinden hızlıca dolabının önüne geçtim.
Aslında onun kızması umurumda bile olmaz ama sonunda en büyük zararı ben alacağım için istemsizce korkuyordum.
Dolaptan giyecek bir şeyler çıkarıp hızla üzerime geçirdim.
Dolabın önünde duran aynadan kendime bakıp kötü olmadığımı kanaat Edip hızla topuz olan saçlarımı açıp taradım.
Tepeden bir tutum saç alıp ördüm.
Ördüğüm saçı da topladığım saçımla birleştirip tepeden sıkı bir at kuyruğu yaptım.
Pencerenin önünde duran telefonumu da cebime iliştirip ayakkabımın bağcıklarını bağladım.
Salondan gelen seslerle merakım gün yüzüne çıkmış bir anda kendimi odadan çıkmış ve salonun kapısında bulmuştum.
İçeriye göz gezdirdiğimde babam tekli koltuğa oturmuş elinde ki çantanın içine bakıyordu.
Karşısında oturan kişiye baktığımda otuzlu yaşlarında sarışın bir adam vardı.
Yüzüne dikkatli bir şekilde baktığımda kaşından çenesine kadar keskin,uzun bir yara izi vardı.
Oldukça ürkütücü görünen adam sıkılmış olacak ki yerinden hiddetle kalktı.
"Yeter aldın paranı da çağır artık şunu,işlerim var."
Babama baktığımda titreyen vücuduyla adamın karşısında duruyordu.
"Tamam Sinan Bey."deyip arkasını döndü.
Kapıda beni görüp sinirle bana baktı.
Korkuyla bir iki adım gerilediğimde hızla üzerime doğru yürüdü.
Tam arkamı dönüp kaçacakken sertçe kolumdan tutup salona doğru ilerletti.
Bir anda cılız bedenimi yere savurup o adamın ayaklarının önüne düşmemi sağladı.
"Buyurun Sinan Bey işinizi görür inşallah."deyip iğrenç bir şekilde sırıttı.
Ben aklıma gelenlerle korkuyla gerilirken beni bu leş adama satmaması için dua ediyordum.
Her ne kadar beni sevmese de hatta nefret etse de hangi baba kendi öz kızını satmaya razı olurdu ki.
Ayakta dikilen adam yavaşça yere çömelip benimle aynı hizaya geldi.
Sertçe çenemden tutup ona bakmamı sağladı.
Dolu gözlerimi ona bakamamak için zorlasam da kendime mani olmamıştım.
İğrenç yüzüne baktığımda piç bir sırıtmayla bana bakıyordu.
Dikkatle yüzüme bakıp yüzümde olan eliyle yüzümü okşadı.
"Fazla güzelsin,bu benim işime gelir açıkçası.
Sonuçta bu güzelliği bir çok müşteri görecek onları memnun etmen gerekir."diyip sırıttı.
Tiksintiyle ona bakıp yüzüne tükürdüm.
Seğiren çenesiyle bana bakıp hiç beklemediğim bir anda hızla yüzüme tokat attı.
yüzüm sağ tarafa dönerken akmak için bekleyen göz yaşlarım teker teker özgürlüklerine kavuştu.
"Seni küçük şeytan,seni doğduğuna pişman etmezsem."diye bağırıp hızla kolumdan tutup ayağa kaldırdı.
Zaten doğduğuma oldukça pişman olmuştum ki.
Hızla beni peşinde sürükleyip dışarıya doğru çıkardı.
Bir yandan ağlayıp,bir yandan da çırpınıyordum.
Ne kadar uğraşırsam uğraşayım engel olamamış üstüne bir de zorla ve hırpalanarak arabaya bindirilmiştim.
Araba hareket ettiğinde ağlamalarım şiddetlenmişti.
Güçsüz yumruklarımı yanımda oturan şerefsize indirirken bir yandan da kapıyı tekmeliyordum.
Tek istediğim kimsenin bilmediği bir yere toz olmak ve bir daha geri gelememek istiyordum.
Yanımda ki şerefsizin Sabrı taşmış olacak ki sertçe tokat atıp güçsüz bedenimi koltuktan aşağıya fırlattı.
Bir anda karnıma indirdiği tekmeyle nefes alışlarım zorlaşmış kendimi ölecek gibi hissediyordum.
Hırsını alamamış olacak ki üzerime eğilip saçlarımdan tutup sertçe kafamı kapıya bir kaç kez vurdu.
Hiç bir yerimi hissetmiyor sadece ölmek için Rabbime yalvarıyordum.
Yerimde ağrıyla sızlanırken o rahatlamış olacak ki geriye doğru yaşlanıp eline aldığı sigarayı yaktı.
"Sen dur daha bunlar hiç bir şey benim sözünden çıktığın her an ya da her hatan da başkasının koynuna sokarım seni şimdi uslu dur."deyip önüne döndü.
Ben yaşadığım şiddetten ziyade dedikleri beni öldürürken kendimi şurada öldürmemek için zor tuttum.
Acıya daha fazla dayanamayan bedenim sızlarken gözlerim de yavaş yavaş kaymaya başlamıştı.
Gözlerim kapanırken en son hatırladığım arabanın sert bir frenle durduğu ve oldukça fazla silah sesiydi.
Tek dileğim gözlerim kapandıktan sonra bir daha açılmamasıydı.
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım.
⚜️Bölümde en sevdiğiniz yer.
⚜️Neler olacak sizce diğer bölümde?
‼️Bildiri!!!!
‼️Dişisine kötü davrana tek hayvan insan oğludur.
(Jack London)
Görüşmek üzere.