Güneş, teras katındaki devasa pencerelerden içeri sızıp ipek çarşafların üzerinde altın rengi nehirler oluştururken gözlerimi araladım. Vücudumda tatlı bir yorgunluk, ruhumda ise uzun zamandır hissetmediğim bir hafiflik vardı. Yanıma döndüğümde Aras’ın hâlâ uyuduğunu gördüm. O her zaman tetikte olan, dünyayı parmağında oynatan sert adam gitmiş; yerine savunmasız, saçları dağılmış ve yüz hatları gevşemiş bir Aras gelmişti. Onu böyle izlemek, bir sanat eserinin kimse yokkenki halini görmek gibiydi. Yavaşça yataktan süzüldüm, üzerime Aras’ın beyaz gömleğini geçirdim. Kumaş tenime değdiğinde onun kokusu burnuma doldu; odunsu, erkeksi ve artık bana tamamen güven veren o koku. Mutfağa geçtiğimde Aras’ın çoktan her şeyi organize ettiğini fark ettim. Şefler sessizce gelip masayı donatmış ve bi
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


