-ŞURA EKİCİ Havadaki elimi tuttu... Kalbim yerinden çıkacakmış gibiydi ve başka hiçbir şey umurumda bile değildi. Bu bir rüya ya da koca bir şaka olmalıydı... Gözlerimden arka arkaya akan yaşlar her şeyi yeterince anlatıyordu. Oysa artık gözlerime bakmıyordu. Sadece bize doğru yaklaşan Çağatay'a bakıyordu. " Seni terasta bekliyorum. Yarım saat sonra. Tabii maskeni çıkartmaya cesaretin varsa... " dedi ve elimi bıraktı. O an şaşkınlık içindeydim ve ne olduğunu anlamadan hızlıca kalabalığın içine karıştı. Dilim tutulmuştu. Çağatay yanıma geldiğinde konuşamıyordum. " Özür dilerim, midemi fena bozmuşum. Üşüttüm galiba... Hiç iyi değilim. Birazdan yine seni yalnız bırakabilirim. Ya da çıkıp eczane bulmam gerekecek. " diye söylenirken bir eli karnındaydı ve kıvranıyordu. Ben ise aynı yere od

