Artık rusya da idiler. her şey bir masal diyarını anlatıyor idi amelia ya uçaktan indikten sonra. küçük küçük ufak tefek karlar yağıyor idi tepelerine. daha uçaktan yeni çıkmış olmalarına rağmen hemen üstlerin de karlar birikmeye devam etmiş idi. aslın da amelia nın morali bozuk olmasına rağmen gene de için de ki çocuğa engel olamayıp suratkna kocaman çocukça bir masumlukta gülümseme yayıldı. halbu ki mutlu olacak bir şey yok idi bir yetişkinin gözünden bakınca . son derce normal bir alana kar yağıyor idi. hatta kötü bile sayılabilir id çünkü hava soğuk idi. lakin amelia bazı konulara asla istese de yetişkinlerin verdiği tepkileri göremiyor idi. için de ki çocuğa engel olamayıp çocukların gözünden ne görüyor ise onlara ve ya olanlara o şekil de bakıyor ve o şekil de ona göre cevap veriyor idi. bu manzarayı görünce amelia sanki her şeyi birden bire unutuvermiş idi. tüm bu 2 senedir yaşanılan zorlu süreci savaşı hastalığı babasının ölümünü dadısının kaybını stresi depresyonu yalnızlık ı her şeyi birden bire zihninden sili vermiş sanki hiç biri gerçek olmamış sadece bir kurgunun bir parçası imiş gibi geliyor idi ona artık. buradan hiç gitmek istemiyor idi. hatta william ısrar edecek olur ise ona çocuk gibi mızmızlık yapacağını biliyor idi. karşıların da simsiyah bir gök yüzü var idi ve o siyahlığın içinden parlayan yıldızlar görülüyor idi. kızıl meydan adı verilen yere bırakmış idi arabayı süren şoför ve meydan da ki insan kalabalığının ahengi ni izlemek bile çok rahatlatıcı idi. herkes üstüne kalın koyu renk paltolar çekmişler idi eller de eldivenler mevcut idi. ve herkes in başın da kafasının üşümesini engellemek amacı ile taktığı ve rusyaya özgü olan o uzun kürklü şapkalar var idi. ve hepsi aşırı asil duruyor idi amelia nın gözün de. bir süre insanları hasret ile izledikten sonra meydan da ne var diye etrafına bakmaya başladı ve küçüklüğünden beri hep yalnızca kitaplar da görebildiği büyük renga renk bir mimari yapısı gördü işte asis basil katedrali tam karşıların da idi. rengarek yapısı ile meydan da ki insanların dikkatini çekmemesi nin imkanı olamaz idi. hem tam karşıların da yani amelianın arkasın da büyük bir fıskiye var idi. fıs kiye o kadar büyük idi ki sanki biraz daha yaklaşsa idiler fıskiye onları içine alıp yutacak idi. her tarafa hayranlık ile bakti amelia gece nin bu vakti olmasına rağmen her taraf ta gülüşen heyecanlı heyecanlı konuşan ve gülüşen insanlar var idi. havanın soğuk olması için onlar için önemli bir şey değil idi sanırım. çünkü soğuk onlara etki etmiyor imiş gibi bir halleri var idi. gene de şen şakrak hallerine etki edemiyor idi bu soğuk iklim. etrafta buz pateni ile kayan insanlar da var idi. rusyada yaşamak bunu bilmeyi gerektiriyor herhal de diye düşündüler kendi kendilerine. tüm her yerde güzel güzel konuşan insanlar geçiyor idi etraflarından. rusça ne kadar da güzel bir dil miş meğer isem diye diye düşündü amelia ister istemez kendi kendine. insanın kulağına sanki şiir fısıldıyorlarmış gibi geliyor idi. aslın da rusça öğrenebilirim diye düşündü kendi kendine amelia. lakin hemen sonra bir şeyi unuttuğunu hatırlamış idi. rusça öğrense bile hemen unutacak idi. babasını william ı charlie yi kendisini kemanı nı unuttuğu gibi tıpkı. er şey birden gözüne tekrar karanlık gelmeye başlamış idi amelia nın. sanki rüya görüyor idi hemen öncesine kadar da her şey tam da istediği gibi gerçek oluyor idi ki rüyası bir den kabusa dönüşmüş idi. her şey tekrar dan kendi gerçekliğine dönüyor idi birden bire amelia için. her şey gözüne çok korkutucu gelmiş idi. gözüne görünen tüm güzellikler hem de tüm güzellikler birden bire tüm korkunçluğu ve çirkinliği ile onları bekliyor imiş gibi idi. bu durum amelia nın suratına da yansımış olacak idi ki william amelia nın koluna tutunarak onu dürttü. ve amelia ancak o zaman kendine gelip william a bakabildi fakat suratın da hala için de yaşadığı o korkmuşluk iğrenmişlik duygusu var idi. william durumu anlayamamış idi lakin neden ini sormuş olsa bile cevap vermeyip geçiştireceğini biliyor idi ya da geçiştirecek ve saçma sapan aslı olmayan bir evap verecek idi sırf ona cevap vermek için ve başından sarf etmek için. o yüzden onun omuzuna kolunu koyarak kucağın da charli ile otele doğru giriş yaptılar. otel kızıl meydan da yer alıyor idi ve muhteşem bir rusya manzarasına sahip idi. tüm kızıl meydan onların geniş ve büyük odasının camlarından tüm bu manzara bütün ihtişamı ile izlenebiliyor idi onların camların dan. akşam olmuş idi diye hemen üstlerini giyinip yatağa geçtiler charlie uyumaya başlamış idi bile. o yüzden amelia ve william da üstlerini giyip yatağa girdiler. aslın da ikisi de konuşmak istiyor idi yalnız ikisi de ilk başta suskunluğunu sürdürüyor idi. amelia bu suskunluğu bozan taraf oldu:
- acabaa hiç otele girmeden direk o mektupta ki adrese mi gitse idik. diye sordu merak ile
- hayır amelia daha yalnızca 1 saat oldu rusyaya girişimiz.
- ama çok az bir süre kalıcaz burada ya bulamaz isek.
- bulucağız merak etme. hem de çok kolay olucak.
- kolayca bir şekilde bulsak bile biz nasıl onu şkna edicez. bana yazdığı mektupta da çiftçi jack e yazdığı mektupta da son derece kararli duruyor idi.
- sen onu ikna edersin. bu konuda sana güveniyorum ben
- ya edemez isem.
- senin bu vakte kadar ikna edemediğin isteyip te başaramadığın alamadığın el de edemediğin hiç bşr şey var mı bu hayatta.
- . . .
- eee o zaman. dadın seni çok seviyor senin gözünden akan tek damla yaşa ikna olur da gelir. ben de öyle.
- . . .
- seni görmek bile yeticek bayan manevraya sırf Londra'ya dönmesi için. sen onun kızısın unuttun mu? anneler çocukları için en imkansız şeyleri bile yapmazlar mı?
- evet. sonra karşılıklı tebessüm ettiler. ve beraber birbirlerine sarılıp uyumaya çalıştılar. yalnız ikisi de uyuyamıyor idi. ikisi de bunun farkın da idiler. tek sorun şuan da amelia nın dadısını geri getirip tedaviye ikna etmek değil idi maalesef. william bir kaç haftaya kalmadan savaşmaya Vietnam'a gidecek idi. ve sanki hiç gerçekleşmiyecek gibi geliyor idi amelia ya. lakin gideceği gün yaklaştıkça bu kabus gerçeğe dönüşüyor idi yavaş yavaş. buğlu camın ardın daki hakikat her geçen günün ardından daha da bir netleşiyor idi. bu durumu konuşmak sanki süreci daha bir hızlandıracak idi. o yüzden ikisi de sussuyor ağızlarını bile açmıyorlar idi bu konu için. amelia nın hastalığı için de aynı şey geçerli şdi. çünkü normal şartlar altın da aslında asla ve asla amelia nın değil tedaviyi bir kaç gün aksatmasını bir kac saat için bile geç gitmesine bile çok sinirlenir ve buna asla izin vermez idi. lakin artık o da kaçınılmaz sonun farkın da idi. aslın da hep farkın da idi ikisi de lakin william biraz daha geç kabullendi amelia ya nazaran. lakin görünen o ki artık o da yelkenleri suya indirmiş idi. her ikisi de bu düşünceler arasında uyku sarhoşluğu ile birbirlerine sarmaş dolaş bir şekilde sonun da uykuya ikisi de yenik düştüler.
sabah olduğunda hava hala karanlık idi çok bulutlu bir sabaha uyanmışlar idi. charlie nin sesine uyanmışlar idi. charlie tüm gün uyuduğundan sabah erken saatte uyanmış idi ve annesi ile babasını da uyandırmış idi. ve bir daha da uyumalarına izin vermemiş idi. aslın da bu durum iyi de oldu. çünkü amelia zaten dün gece o mektup zarfının arkasın da ki adrese baskın yapmadığı için içi rahat değil idi. bir an önce başlamak istiyor idi araştırmaya. bu yüzden kahvaltı masasın da bile sandal ye ye rahat bir şekilde oturamamış idi bir türlü. Çünkü bir an evvel gitmek istiyor idi. Harekete geçmeleri lazım idi çok acil bir şekilde. Sonun da kahvaltı da bir kaç lokma bir şey yiyebildikten sonra alel acele kiraladıkları arabaya binip adrese doğru gitmek üzere yola koyuldular. Charlie yi otelde bakıcı da bırakmışlar idi. Çünkü onu yanın da tutmak istememiş idi amelia çünkü ne ile karşılaşıcaklarını ne göreceklerini ne tepki alacaklarını ve en önemlisi de kendisi ne tepki vereceğini bimediği şçin vharlie yi böyle bir ortama sokmak istemedi. Veyola yalnızca william ve amelia çıktılar. Yol yaklaşık yarım saat kadar sürmüş idi. Aslın da pehir dışında değil idi mektubun zarfının arkasın da ki adres te moscowa yazıyor idi çünkü. Lakin yollar da buzlanma olduğu için yapılan çalışmalar sebebi ile trafik var idi bu neden ile ara sokaklar dan geçmeye karar vermişler idi. Öyle de yapmışlar idi. Lakin gene de biraz geç varmışlar idi amelia nın beklediğinden. Arabadan indiler amelia daha önce hiç böyle gergin olduğu bir an daha hatırlamıyor idi hayatın da. Yüzün de ki tüm kan çekilmiş idi. Bacakları titriyor idi ve bu yüzden rahat bir şekilde yürüyemiyor idi bile. Elleri terlemeye başlamış idi. Önün de durdukları ev ahşap bir ev idi. Maviye boyanmış idi. Tatlı bir izlenim uyandıryor idi insanın için de. Kim bilir dadısı mınerva vu ev de neler görmüş idi. Hangi çiçekli pencere onun odası idi. Hangi oda da ona bu sözde veda olan ve amelia nın içini yakan mektubu yazmış idi. Kapının ziline basmak için bir 10 dk kadar beklediler. Amelia keşke wil burada olmasa idi diye düşündü. Çünkü kendisinin bu halini görmesini de şahit olmasını da istemiyor idi. Lakin bunu da sil söylememiş idi çünkü kendisini asla yalnız bırakmıyacağını biliyor idi. Bu neden ile söz konusu bile olamaz idi. Kendini toparladı ve titreyen ve terleyen elleri ile evin zilini çaldı. Hepi topu bir 10 saniye sonra kapının ora da bir kıpırdanma oldu lakin o 10 saniye yş bir de siz gelin amelia ya sorun. Sanki10 yıl gibi geçti. Kafasın da ki seneryolar ın hepsi sonu kabus gibi bitti. Sanki bir korku filminin için de idi ve arka da da çok gergin bir müzik çalıyordu ki kapının açılması ile bu gerilim müziği son zirve noktasına vardı ve ora da bitti. Kapıyı açan kişi küçük bir kız çocuğu idi. Hepi topu 7 yaşın da kadar idi. Sarı uzun bukle bukle kirli saçları beline kadar uzanıyor idi, lakin şirin suratında bir mahzunluk bir çökmüşlük var idi. Kızı görünce bir an için amelia da william da ne diyeceklerini ne yapacaklarını bilemeden öylece baktılar küçük kıza. Küçük kız da onlara sanki neden gelmiş olduklarını anlamamış gibi boş boş bakıyor idi sonunda amelia kıza eğilip gülümseyerek:
- bu ev de ki biri ile konuşmamız gerekiyor, acaba annen bura da mı? Dedi tatlı tatlı
küçük kız daha cevap vermek için ağzını açmış idi ki arkadan bir kadın sesi rusça çığırmaya başladı. Amelia ne dediğini anlamamış idi lakin o da küçük kız gibi birden irkildi ve bir yere saklanmayı düşündü lakin toparladı kendini willima çarpıp. Ardından kadın göründü kapının eşiğinde ve küçümser bakışlar ile onların suratına baktı kadının sanki hesap sorar gibi bir hali var idi lakin aynı zaman da da anlamaya çalışır gibi idi. Kadın gene rusça bir şeyler söyleme ye başladı lakin amelia büyük bir pişmanlık ve utanç ile sil e dmndü. Doğruya hangi akla hizmet kalkıp rüsyaya gelmişler idi sanki. İnsanlar bura da ingilizce konuşmuyor ve anlayacaklarını da sanmıyor idi. Bu akılsızlığı nasıl yapabilmiş idi. Şimdi hemen ilk uçak ile londraya gidecekler ve william ı bir kaç gün sonra da wiliamı trene bindirip savaşa gönderecekler idi. Nasıl böyle bir aptallık yapabilmiş idi. Elde kaldı sıfır artık. Amelia bunu düşünür iken william birden rusça bir şey konuşmaya başlamış idi ne dediğini anlamamış idi lakin için de dadısı mınerva nın adı geçiyor idi. Aşk ve hayranlık dolu gözler ile william a baktı amelia. Kadın ne dediklerini anlamış olmalı ki birden tavrı değişiverdi. Geri çekildi ve eli ile kapının içerisin, göstererek rusça cümleleri şle içeriye buyuretti ikisinide. Amelia gözlerini william dan alamıyor idi, kapıya doğru hareket eder iken amelia nın bu durumu u fark etti ve onun beline kolunu sararak
- her bir dil bir insandır amelia unutma. Dedi ve beraber içeriye adım attılar.
Ev in içi ber ne kadar dışı iç açıcı ise içi de o kadar iç karartıcı idi. Ev ilk başta uzun bir koridor ile başlıyor idi. Koridorun sonu a kadar hiç bir oda yoktu sonun da 3 tane oda var idi. Odalar da ki pencereler den gelen az bir az gün ışığı hariç evi hiç bir şey aydınlatmıyor idi. Koridorun duvarların da asılı olan gaz lambaları nedeni ile isli isli duruyor idi. Amelia evin içi için gece iken gündüz olduğundan gaz lambaları ile daha fazla aydınlık olduğuna yemin edebilir idi. Kadın kapıyı kapatınca hepten karanlığa gömüldüler. Amelia acaba yanlış mı yaptık diye düşündü bir an için lakin sonra william ın eli eline değince her kötü düşünce geri de kaldı