Annemin seslenişiyle yerimden zıplayarak mutfak kapısına döndüm. Ödüm kopmuş kalbim göğsümde çırpınırcasına atmaya kendini belli etmeye başlamıştı. Annem başına sardığı pembe yazması ve uzun krem sabahlığıyla bana dikkatle bakarken elimi saçlarıma atıp geriye doğru çektim. Tokam yoktu fakat başımda şapkamın olması gerekiyordu. Nerede bırakmış olabileceğimi düşünememe bile gerek yoktu. Mehmet’in arabasında unutmuştum. Korkuma ek bir de can sıkıntısıyla yüzümü asarak yakalanmanın şokunu atlatmaya çalıştım. “Kızım ne işin var bu saatte dışarıda? Bu saatlerin tehlikeli olduğunu bilmiyor musun sen?” diye annem üstüme gelince oflayarak kendisine doğru yürüdüm. “Biraz hava aldım. Tehlikeli bir durum yoktu.” Yalan söylemeyi sevmezdim ama anneme de Mehmet çağırdı buluştuk bana evlenme teklifind

