Bölüm ( Yoksa Aşkın o yakıcı gücü her ikisini de yakalamış mı idi sonunda kıs kıvrak ? )

1503 Words
bu kadar içtiniz, zorunuz ne sizin, hızla bana doğru gelip o keskin bakışları üzerimde dolaşırken baştan aşağıya elbisemi süzmüş gözleri benimkileri bulduğunda kolumdan tutup sertçe masadan kaldırmıştı. Bense ayakta bile duramayacak kadar sarhoştum ve ona tutunmak zorunda kalmıştım... __ Sana ne içerim, bu seni ilgilendirmez, neden geldin ki buraya? __ Ah! Bakma sen ona, sarhoş ne dediğini bilmiyor, derken Pelin, gözlerini Bora’ya çevirmiş, ona tatlı bir şımarıklıkla göz kırparak sırıtmıştı. Ancak bu sırada, sarhoşluğun etkisiyle, tüm dikkatini kaybetmiş ve birden masanın üzerine devrilip sızıp kalmıştı. Bora, yüzünde belirsiz bir ifadeyle yanındaki adama işaret ettiğinde, adam Pelin’i sırtlayarak dışarı çıkarmıştı. Benim ise midemde beliren rahatsızlık, aniden içimdeki tüm huzuru almış. Her şeyin dışındaki dünya kaybolmuş, mideme giren kramplar kalmıştı. O an, içimi kaplayan rahatsızlığın etkisiyle aniden Bora’ya yönelmiş. öne doğru eğildiğimde, midemde, her an patlayacak bir volkan gibi duran rahatsızlıkla birlikte, birdenbire Bora'nın üzerine kusmuştum. __ Hay! Şansımı sikeyim diye gürlediğinde kelimeler boğazımda düğümlenmiş kalmıştı. Beni ani bir hareketle omuzuna atarken, kendimi tüm ağırlığım ile onun omuzlarına bırakmak zorunda kalmıştım. O an o kadar savunmasız, ve aciz hissetmiştim ki içimdeki karmaşa ve onun soğukkanlı duruşu arasında sıkışıp kalmıştım. Bora, benim fırtınamın içinde sakin bir deniz gibi duruyordu; Bırak beni hemen yere indir diyerek sırtını yumruklamaya başladığımda, bu durumu umursamadan, serin kanlı bir şekilde hareket etmeye devam etmişti. İçimde bir şeyler kıpırdanırken, onun tınmamış olmasının altında yatan gizemli huzur beni daha da tedirgin ediyordu. O an, ne kadar güçlü bir karaktere sahip olduğunu bir kez daha fark etmiştim ama içimdeki derin hislerle onun arasında bir mesafe vardı. Mekandan çıkıp beni zorla araca bindirmiş. Kemerimi takıp kendi de cipe bindiğinde oradan uzaklaşmıştık. __ Beni nereye götürüyorsun? Rahat bıraksana sen beni be! Adam... __ Evime gidiyoruz, şu haline bak, neden bu kadar içtin neyin var senin? __ İyim ben, hem sanane bundan ister iyi olurum ister kötü... __ Belli halinden, çok iyisin canım, üzerim başım battı sayende, eve gidelim hele bir çıkaracağım bunun acısını senden, o an aramızda bir sessizlik oluşmuştu. Bu sessizlik beni tedirgin ederken ona olan duygularımı nasıl zapdetecek kendimi nasıl tutacaktım bilmiyordum. Eve vardığımızda cipten hızla inip beni araçtan indirmiş bir şey dememe bile fırsat vermeden kucağına alıp eve girmişti. Halimizi gören kahya tek bir kelime bile etmemiş öylece ardımızdan bakakalmıştı. __ İndir beni manyak adam indir beni dedim sana... __ indireceğim indireceğim! Merak etme ama önce seni bir kendine getirmeli, hızla odasına geçmiş oradan da duşa girmiştik. Yapacağı şeyi fark ettiğimde çığlık atmış elinden kaçmaya çabalamıştım; Hayır bunu yapamazsın bırak beni derken, aniden beni duş kabinin içine sokmuştu. Üzerinden ceketini çıkarıp yere atarken bir eliyle de sıkıca beni tutuyordu suyu açıp üzerime tuttuğunda soğuk su başımdan aşağıya akarken irkilmiş sarhoş bilincim kendine gelmeye başlamıştı. Su o kadar soğuktu ki donmuştum beni bırakması için çığlık çığlığa onu itmeye çalışsam, da çok güçlüydü kollarının arasından kurtulmam imkansız gibiydi. O kadar yakındık ki... Onun kokusu sarhoşluğumu katbekat arttırıyordu. Bu kadar yakın olmamalıydık. Ona direnmeliydim, ama hiç gücüm kalmamıştı. Onun güçlü kollarında esir olmak… Bu düşünce beni korkutmaktan çok içimde bir kıvılcımı tutuşturmuştu. Aklım karşı çıkıyor, ama kalbim ona daha fazla kapılmam için zorluyordu. Bora’nın sıcak nefesi yüzüme vururken, bir an gözlerimi kapattım. Hissettiğim şeyleri saklayamıyordum. Tüm benliğimle ona ait olma isteği, her bir hücremde yankılanıyordu. Artık daha fazla tutamıyordum kendimi, titreyen ellerim Bora’nın yüzüne kaydığında, parmak uçlarım sakallarında dolaşırken yavaşça ona yaklaşıyordum. Dudaklarım Bora’nınkine değdiğinde, içimde bir yanardağ gibi patlayan duygularıma artık engel olamıyordum. Bora bu hareketimden sonra bir an afallayıp duraksamıştı, nefesi sıklaşmaya başladığında belimi daha bir sıkı saran kolları, bana daha fazla karşı koyamamış karşılık vermişi. Tüm varlığım, onu kaybetmek istemediğimi ve bu tutkuyla yanıp tutuştuğumu gösterirken. Bora’nın gözleri derin bir tutkuyla karanlığa teslim olmuş gibiydi. Aynı zamanda yüzündeki tereddüt de görünür hale gelmişti. __ Bana bu kadar yakın olman senin için hiç iyi değil, Alçin, dedi. fısıltıyla, ama sesi sanki o an beni değil kendini ikna etmek ister gibiydi. Bora’nın gözlerinin derinliklerinde kaybolmaktan kendimi alamıyordum. Kalbim, aklıma meydan okuyordu. Bu kadar yakın olmaktan doğan çekimi artık reddedemiyordu vücudum. İçimde kopan fırtınayı daha da alevlendiriyordu. Beni bırakmasını istemiyordum, ama aynı zamanda korkuyordum. Ona olan bu hislerim. Bu kadar yoğun olmamalıydı, ama ona daha fazla kapılıyordum. Kendime engel olmam gerekiyordu, ama yapamıyordum. Bora’nın beni durdurma çabasına aldırmadan, ellerimi yavaşça boynundan omuzlarına doğru kaydırdığımda. Dudaklarımız aramızdaki mesafeyi bir kez daha kapatırken; Seni seviyorum ilk gördüğüm andan beri duygularımdan kaçmaya çalışsam da kaçamıyorum be! Adam Halimi görmüyor musun? Son sözlerimden sonra Bora’nın tüm direnci kırılmaya başlamıştı. İçtenlikle gelen cesaretime artık karşı koyamıyordu. Dudaklarımız tutkuyla tekrar buluştuğunda, kıyafetlerimizden kurtulup tekrar bedenlerimiz bir birine yapışmış, Yavaşça dudaklarıma karşılık verirken, elleri tüm bedenimde geziyordu. Ona duyduğum o yoğun arzu, artık engel tanımayan bir hale gelmişti. Kollarımla onu sımsıkı sararken, ona her bir dokunuşum, Bora’nın üzerinde derin bir iz bırakıyordu. Onun sıcaklığını hissederken, aramızdaki bu bağın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anlamıştım. Bu anın büyüsüne kapılmışken, Bora’nın güven dolu kollarında kendimi tamamen ona teslim etmeye hazırdım. Bora, bir süre sonra beni kucağına alarak yavaşça odasına götürdü. Kendimi onun güçlü kollarına teslim ederken. Artık aramızda hiçbir mesafe kalmamıştı. Dikkatlice beni yatağın üzerine yatırdığında, yatağın soğuk çarşafı ile buluşan sırtım onun üzerime uzanması ile teninin sıcaklığına teslim olmuştu. İnce uzun Parmakları yüz hatlarımın, ve narin dudaklarımın üzerinde nazikçe dolaşırken, sanki bu anı hafızasına kazımak istercesine yavaş ve dikkatliydi. Göz göze geldiğimizde, onun gözlerinde gördüğüm tutkuyu, kalbimin en derininde hissedebiliyordum. İkimiz de artık geri dönüşü olmadığını biliyordu. Bora, beni nazikçe öperken elleri saçlarımda dolanıyor bu öpüşme, her ikimiz için de tarifi zor bir derinlik taşıyordu. Aramızdaki bağ yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhlarımızın da birleşmesi gibiydi. Bora’nın parmakları nazikçe omuzumdan başlayarak koluma, oradan da belime doğru ilerlerken, aramızdaki elektrik sanki tüm odayı doldurmuştu. Onunla geçirdiğim her an, içimde bir yerlere dokunuyor, birbirimizin yaralarını ve korkularını sarıyordu. Bu gece, ikimiz için de tarifsiz bir başlangıç olacaktı. Hem kalplerimizi hem ruhlarımızı birbirimize açarken, bir öncekinden daha tutkulu bir şekilde öpüyordu beni birbirimize sarılmış içimizdeki o yangına tamamen teslim olmuştuk. Her bir dokunuş her bir öpücük bu gecenin büyüsünden daha da derinlere sürüklüyordu bizi. Dudakları boynuma kaydığında bir inilti yükselmişti boğazımızdan, mideme binlerce kelebek hücum ederken, elleri tüm bedenimde keşfe çıkmış, yavaşça baldırlarıma inmişti. Bacaklarımı aralayıp üzerime yerleştiğinde kulağıma eğilip fısıldamıştı; Artık geri dönüşü yok Alçin bunu biliyorsun değil mi? Tenin kokun tüm benliğin ile benimsin bende seninim derken tekrar dudaklarımız buluşmuş parmakları ellerimin üzerine kapanırken arzuyla yatağa bastırmıştı. Sertliğini içime ittirince. O anda ikimizden de boğuk bir inilti yükseldi, Arzu ve şehvetimizin birleşimi ile daha çok içime girmişti. ilk deneyimimdi bu kasıklarımda hissettiğim ağrı bu anın yoğunluğunun bir parçasıydı. Üzerimdeki hareketleri daha da derinleşirken. Tüm duyguları en dorukta yaşatıyordu bana, iliklerime kadar artık ona aittim. Daha da sertleşen hareketleri derinliklere sahip olma arzusu ile hızlanmış zevkini çıkara çıkara içimde yer ediyordu. Tutkulu sevişmemizin ardından sonunda içime boşalmıştı. İkimizde nefes nefese kalmıştık. Bir süre daha üzerimden kalkmadan tutkuyla öpmeye devam etmiş. Sonunda ikimizi de tatlı bir bitkinlik sardığında onun kollarında uykuya dalmıştım. Sabah, kötü bir baş ağrısı ile gözlerimi açtığımda, Bora'nın yatağında, onun kolları arasında, ikimizin de çırılçıplak koyun koyuna yattığımı gördüğümde, gözlerim şaşkınlık ve korkuyla kocaman açılmıştı. Elimi onun kaslı göğsünün üzerinden hemen çekerken, kolları arasından sessizce kurtulup doğrulmuştum. Yine başıma vuran ağrı ile alnıma tuttuğum da. Dün gece yaşadıklarım bir bir zihnimde önüme dökülürken, Bora, sessiz bir şekilde, uyandığımdan habersiz, derin uykusuna devam ediyordu. Ben nasıl bu duruma düşebilirim? Diye düşündüm. Ne yaptın, aptal Alçin, adama tüm duygularımı itiraf etmiştim. Sen onun dengisi misin, aptal aptal! Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken, sessizce içten içe kendime isyan ediyordum. Ayak ucumdaki çarşafı alıp üzerime sardım. Eşyalarıma baktığımda hepsi giyilemeyecek kadar ıslaktı. Alel acele titreyen ellerim ile hepsini çantama sıkıştırıp, Meryem hanımdan ödünç kıyafet almak için, sessizce odadan çıkmış, içinde boğulduğum bu ruh halimden kurtulmak için göz yaşlarımı hızla silerken duygularımı kontrol altına almaya çalışıyordum. Merdivenlere yöneldiğim de adımlarımı olabildiğince sessiz atmaya çalışıyor, kalp atışlarım ise boğazım da düğümleniyordu. Her an Bora’nın uyanıp beni yakalayabileceği korkusu içimi kemiriyordu. Merdivenlerin başına geldiğimde birden kolumdan yakalayıp kendine doğru çeviren Bora'ya istemsizce döndüğümde, karşımda yarı çıplak olduğunu görmüş, utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Belinde alel acele sarılmış bir çarşaf vardı, ince kumaş sadece kalçalarının altına kadar uzanıyordu. Geniş, kaslı göğsü ter damlacıklarıyla kaplıydı, adeta heykelsi bir pırıltıyla karşımda parlıyordu. Omuzlarından aşağıya süzülen sarı saçları hafifçe dağılmış ve ve tüm çekiciliği ile karşımda duruyordu. Gözlerine baktığımda gördüğüm hayal kırıklığı ve öfke kalbimi acıtmıştı... __ Alçin! dedi. Sesi derin ve belirgin bir otorite ile yankılanmıştı. Nereye gidiyorsun? O an kalbimin korkuyla hızlandığını hissettim. Bora, merdivenin altına doğru bir adım daha attığında bana daha da çok yaklaşmıştı. Hala kolumu bırakmamıştı. Güçlü ve iradeli duruşu beni darma duman etmişti. __ Bora, lütfen... Sesim titriyordu. Bırak beni lütfen gideyim dün gece olanlar hiç yaşanmamalıydı. Unut dün gece olanları, bırak gideyim. Bora, bana bir adım daha attı ve gözlerini gözlerime, kenetlendiğinde. Anlını anlıma yaslayıp, aniden beni duvara yaslayıp, bileklerimden tutup sıkıca duvara bastırmıştı. __ Bırakmak mı, bu istediğin artık imkansız Alçin, sana dün gece de demiştim. Artık bedenin de ruhunda kokunda benim sen benimsin Alçin, derken boynuma yaklaşmış boynuma değen sıcak dudaklarıyla, beni benden almıştı. Gözlerim zoraki onun karanlığına kapanırken kokumu içine çekişi benim ayaklarımın dermanını da çalıp götürmüştü,
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD