Kaya Soykan “Bakma bana öyle,” dedi Derya, ama sesindeki titreme her şeyi ele veriyordu; korkusunu, kırgınlığını, hâlâ kalbindeki yerimi bile... “Nasıl bakıyormuşum?” diye sordum, ona doğru bir adım daha atarken. Ellerim istemsizce yüzüne uzandı. Parmaklarım titriyordu çünkü karşıma aldığım kadın sadece Derya değildi, kaçtığım tüm gerçeklerimdi. Gözlerim, dolmaya başlayan gözlerine kilitlenmişti. Onu ağlatan bendim. Onu en çok üzen de bendim. Gerçekleri söylemem gerekirken susmuş, yüzleşmem gerekirken kaçmıştım. O eski Kaya çoktan ölmüştü. Onu kendi ellerimle toprağa gömmüştüm. Şimdi karşısında duran adam; kaçmayan, saklanmayan, aşkına sahip çıkmaktan korkmayan biriydi. Ve o adam artık duygularını saklamaya değil, haykırmaya hazırdı. Ellerim yanaklarındayken dudaklarından hafif bir öpü

