Narin Kaya
Bütün dikkatini üzerime odaklamış adamın bakışlarından kaynaklı rahatsız olurken, gözlerimi diğer tarafa kaçırdım.
Beni tanıdığını sanmıyorum, aradan uzun yıllar geçmişti çünkü, 'Sen onu görünce ilk bakışta nasıl tanıdıysan onun da seni tanıması kaçınılmaz bir durum Narin' diyerek konuşan iç sesime kulaklarımı tıkadım.
Böyle zamanlarda doğru konuşmak zorunda değildi. Keskin yeşillerinin ağırlığı her saniye tenimde karıncalanma etkisi yaratırken, rahatsız bir halde olduğum yerde kıpırdandım.
"İyi misin Narin?"
Seda sessizce kulağıma fısıldadığı anda iyiyim anlamında başımı salladım. Ama iyi değildim. Geçmiş geçmemişti ve şuan gözlerimin önünde bir bir canlanıyordu.
Bana uzattığı belgeler göz bebeklerimde can bulurken, sunduğu iğrenç teklif ise kulaklarımda çınlıyordu sanki o gün gibi, o günü tekrar yaşıyormuşum gibi.
Gözlerimi kapatıp derin nefesler almaya başladım, sakinleşmem gerekiyordu, sakileşemezsem Selen'in hatrı için alındığım bu işimden de olacaktım.
Kaan beye gün doğacaktı
Kaan bey beni işten atmak için daima fırsat kolluyordu, ama kardeşi için tek kelime etmezdi, azarlamaları dışında tâbi.
Selen tekrar koluma dokundu, gözlerimi açıp Selen'e baktım "Narin iyi değilsin, istersen git bir elini yüzünü yıka" diye sessizce uyardı başımı sağa sola salladım. Şuan Kaan beyin dikkatini üzerime çekmeye niyetli değildim.
Selen ısrarcı ,ben inatcıydım ve bu halimi gören arkadaşım yine göz devirirken gelen gençlerin isteklerine odaklanmaya çalıştım. Benim işim buydu, iyi olsamda kötü olsamda çalışmak zorundaydım.
Okutman gereken, her koşulda destek olmak zorunda olduğum bir kardeşim vardı.
Daha önceden sipariş verilen yemekleri diğer garson arkadaşlar tek tek getirmeye başlamışlardı, yemek dağılımı bütün bu kalabalık gruba dağıldıktan hemen sonra servis arabalarını harekete geçirdik "Narin? Sen 3 numaralı masaya servis yap!" Kaan beyin sesini duymamla birlikte servis aracının kolunu sıkıca tutarak başımı salladım.
En istemediğim yerde, görmek istemediğim adamın masasına servis yapacaktım.
Masaya yaklaştıkça üzerimde olan bakışın ağırlığı karanlık gibi omuzlarıma çökmüştü yine, hissediyorum hala beni izliyordu tepkisizce...
Soğuk kanlı bir şekilde kalmaya çalışırken masaya yaklaştım "Afiyet olsun" dedim. Yine daha önceden sipariş verilen pahalı şarap şişelerini bir bir açıp bardaklara doldurdum ve masanın üzerine tabakların hemen yanında ellerim titrerken yer almalarını sağladım.
"İyi misiniz?"
Bana sorulduğunu düşündüğüm soru ile birlikte soruyu soran adama baktım, 25 yaşlarında biriydi.
"Elleriniz titriyor, solgun görünüyorsunuz" diyerek tekrar konuştu ilgili ve meraklı bir ses ile.
Müşterilere güler yüzlü olmak ve iyi servis yapmak zorundaydık bu yüzden dudaklarıma kondurduğum zoraki tebessüm ile adama baktım "İyiyim... İyim teşekkür ederim efendim" dedim.
Adam ile aramda geçen kısacık konuşmadan kaynaklı yüzüne bakmak istemediğim adamda dahil bütün herkesin bakışlarını üzerime çekerken, elimdeki son bardağı Savaş Karabey'in önüne bıraktım ve geri çekildim.
Servis aracını geriye çekerken, Seda'da yanımda yerini almıştı.
Dakikalar ardı ardına geçerken boğulduğumu hissediyordum, geçen her zaman diliminde görünmez bir el usul usul boğazıma yapışmıştı sanki.
"Tanrı aşkına Narin! Git elini yüzünü yıka bayılacaksın kızım yüzün bembeyaz olmuş!"
Seda'nın yine uyarıcı sesini duyduğum an Kaan beye baktım, yine sorgulayıcı bakışları üzerimizdeydi.
Bazen böyle kalabalık zamanlarda lavabo ihtiyaçlarını karşılamak için dahil izin vermezdi, ama bendeki garipliği fark etmiş olsa gerek yanımıza geldi.
"Git kendini toparla gel müşterilerin arasında ruh gibi dolanma!" diyerek sert bir üslupla konuştu.
Cevap vermeden başımı salladım ve hemen lavaboların olduğu alana geçtim. Müşteriler ve çalışanların kullandığı lavabolar aynı alanda idi ama biz çalışanlar kesinlikle müşterilerin kullandığı lavaboları kullanamazdık.
Acele ile ayaklarım bir birine dolanarak koştuğumda çalışanlar için kullanılan lavaboya kendimi nasıl attım bilmiyorum. Ellerimi yıkamak için suyun altına sokarken, tenimden akan soğuk ter damlalarını hissediyordum.
Kalbim maraton koşusu yapmış gibi atarken, her saniye nefes almakta zorlanıyordum. Allah kahretsin! Astımım tutmuştu yine.
Tenime giren ürperti tüylerimi diken diken yapmaya başladığında titreyen ellerimle üzerimdeki eteğin küçük ceplerini yokladım, astım ilacım yanımda yoktu!.
Derin nefesler almaya çalışıp "Sakin ol Narin! Sakin ol... Lütfen sakin ol..." diyerek kendime telkinler vermeye çalıştım ama sanki boşunaydı.
Aynaya baktığımda kendimi sıkmaktan gözlerimin beyazı kızarmış, yüzüm bembeyaz kesilmişti.
İlacımı almam gerekiyordu hemde hemen. Ama bir sorun vardı ki şuan ayaklarımda ilacımı almaya gidecek derman kalmadığını hissediyordum.
"Lütfen... Lütfen kardeşin için dayan, onun için dayan lütfen..."
Gözlerimden süzülen yaşlar soğuk yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı çoktan.
Sakinleşemiyordum..
Lanet olsun ki yapamıyordum...
Korkum beni esir almıştı yine. Titreyen ellerimi soğuk suyun altına sokarken yine ıslatıp boynuma ve yüzüme çaldım.
Tenime dokunan su damlaları, bıçak kesiği gibi yakıyordu tenimi.
Geçen her dakika, astım ilacımı almamak beni daha çok zorlarken lavabonun duvarlarına tutunarak dışarıya çıktım. Usul ve sarsak adımlarla koridoru yürürken, gözlerimin önüne düşen sis perdesi görüşümü de engellemeye başlamıştı. Gözlerime çöken karanlık ortamı iyice karartırken, damarlarımdan kanın çekildiğini tenimin iyice soğuduğunu hissettim.
Duvara dönüp başımı yasladım kendime gelmek adına, birinin beni burada görüp yardım etmesi gerekiyordu, ama bu yoğunlukta kimse kimseyi göremezdiki. Kaan beyin korkusundan tek bir kişi bile işi sallayamazdı.
Bacaklarım beni taşımıyordu,duvar dibinde usul usul yere diz çökmeye başladığımda kendimden geçtiğimi hissettim.
Kendi canım ile cebelleşmeye başladığımda ise mermer tabana yansıyan ve koridorda yankı bulan ayak sesleri kulaklarıma ulaştı, kendimden geçerken biri beni görmüş olmalıydı.
"Beni özledin mi minik serçe?"
Saçlarımın arasına fısıldanan sözlerden ve boynumda hissettiğim yoğun sıcak nefesten sonra, belime dolanan kollar düşmemi engellemişti.
Saatlerdir bakışlarından tedirgin olduğum, korkudan astımımım tutmasına sebep olan adam şuan sırtımı göğsüne yaslamış fütursuzca laflar ediyordu...
Bedenim boşluğa sürüklenip gözlerim karanlığa kapanmadan önce, en son hatırladığım ise Savaş Karabey'in saçlarımın arasından derin nefesler alıyor olmasını hissetmekti.