Bölüm 4

1077 Words
Bağ evine taşınmasının beşinci akşamında yine konaktan bir kamyonet yemek getirmek için kapıya yanaştı. Ama bu kez içinden çıkan Zerrin değil Kadir Melik ti. Elinde hasır bir sepetle verandaya gelip, "iyi akşamlar" dedi. Zeynep resmi bir sesle, "size de" diye yanıt verdi. "Bu akşam yemeği ben getirmek istedim. Eşlik etmemde bir sakınca var mı?" Zeynep sadece omuz devirdi. Sonra birlikte sessizce yemeklerini yiyip adamın getirdiği şarabı yudumladılar. Tuhaf bir şekilde ortam son derece huzurluydu. Bu kadar seksi olmasa bu eğitimli nazik adam harika bir dost olurdu. Neden sonra adam, "Personel müdürüme haftasonu izinli olacağını söylemişsin. İzin kullanmayıp bir an önce işini bitirmek istediğini sanıyordum." diyene kadar herşey çok sakindi. "Evet. Yani evet öyle istiyorum ama nişanlım bir kongre için İzmir'e geliyor. Ona sürpriz yapacağım." Zeynep parmaklarını birbirine geçirerek hafifçe gergindi. Bu haliyle kaçamak planlayan liseliler gibi görünüyordu. "Ne doktoru? Yani uzmanlığı ne?" Kadir öfkeyi değil sükûneti seçti. Her zaman soğukkanlı bir insan olmuştu. "Aslında dahiliye uzmanı. Ama bir sağlıklı beslenme kliniği var. Bizim Dr Now diyebiliriz yani." Gülümsedi. Hissettiği gurur sesine yansımıştı. "O da ne demek?" "Yani farklı sebeplerle hormonal, metabolizma kökenli ya da yeme sorunlarından kaynaklanan nedenlerle aşırı kilolu insanları alıp, sağlıklı fit kişilere dönüştürüyor." "Peki siz nasıl tanıştınız?" "Hastasıydım" Zeynep bu soruya daha önce çok kez cevap vermişti. Hep espriyle hâlâ hastasıyım der Mustafa yı güldürürdü. Yine kendini tutamayıp "Hâlâ hastasıyım" diyerek gülünce karşısındaki adamın çatalını düşürme sesini duydu. Kadir Melik kaşlarını çatarak, "Yeme problemin mi var?" diye sordu. Boynu kızarmıştı. "Vardı. Sıkı bir diyet, egzersiz ve danışmayla neredeyse kırk kilodan fazla verdim." Adamın bakışlarının değişmesini bekledi ama olmadı. Sadece "Doktor - hasta mesafesine ne oldu?" diye sormuştu. Keyifsizdi. Zeynep şaşırdı. Kusursuzluğun yürüyen hâli gibiydi bu adam ve yanında gördüğü herkes de aynıydı. Az önce ona bir devir camış gibi olduğunu söylemişti ve adamın gözlerinde hâlen aynı deli bakış vardı. Neredeyse; "kollarım bir kamyon şoförünün kolları gibi kalın ve kıllıydı. Belden aşağısı satir gibiydi. Öyle bir kıl yumağıydım. Bacaklarım birbirine sürtmekten pişik olurdu ve ben senin yatmak isteyeceğin son kadın bile değildim." diyecekti. Üstelik kabuk değişse de özü aynıydı hâlâ. İçinde hâlâ eski Zeynep vardı. Belini karnını sıkı sıkıya saran korse çıkmıştı belki ama izi duruyordu. Mustafa onu tüm bunlara rağmen seviyordu. Mustafa'yı düşününce gülümsedi yine. Adamın sorusunu hatırladı. "Açıkçası o kısma pek takılmadık. Zaten kliniğe artık tedavi amaçlı gitmiyorum." Dedi. Kadir kaşlarını çattı. "Bittiyse ben topluyorum." Deyip masadan kalktı. Zeynep bir süre daha gün batımını seyretti. Ara ara elindeki içkiyi yudumlayıp bunun içtiği en iyi şarap olduğunu düşünüyordu. Sert, ağızda buruk bir tat bırakan, hoş kokulu bir şey. Demek zenginler bunlarla sarhoş oluyordu. Alışık olduğundan daha alkollü bir şeydi herhalde. Çünkü ikinci kadehi daha bitmemişti ve çakır kıvama gelmişti bile. Daha fazla keyif yapamazdı. Hiç istemeden ayağa kalktı çünkü milyorder trilyorder zibilyorder patronu bulaşık yıkıyordu. Adam kızın geldiğini fark etmemişti. Tam Zeynep düzenli dizilmiş tabakları kurulamak için beze uzandığı sırada arkasına dönünce kıza çarpmış, neredeyse aynı anda düşmesin diye beline sarılmıştı. Gözgözeydiler. Onlarca santim boy farkına rağmen gözleri birbirine kenetlenmişti. Sonra kız gözlerini indirdi ama bu büyük bir hataydı. Adamın yutkunduğunda hareket eden adem elması, uzun boynu, geniş biçimli bedeni tam karşısındaydı. Sonra adam onu öptü. Aralık dudaklarının arasına kıvrılan dilinde şarap ve bal tadı vardı. Elleri tutunduğu belin tam altını kavramış ve kendi vücuduna bastırıyordu. Nefes nefeseydiler. Zeynep kendi ellerine hükmedemiyordu. Adamın tişörtünün içine süzülüp sırtını okşamalarını engelleyemiyordu. Aynı anda adam kızın kalçalarını sıkarak iyice kendine çekti. Vücudunda hissettiği sertlik ve buna kendisinin sebep olmasının hazzıyla inledi. Sanki bu inlemeyi bekliyormuş gibi adam tuttuğu kalçalarından havaya kaldırarak kızı tezgaha oturttu ve bacaklarının arasına yerleşti. Dudakları ayrıldığında göz göze geldiler. Zeynep sersemlemiş, adam çıldırmış gibiydi. Kızın atletini sıyırıp başını eğdi. Kadir aklını korumanın savaşını veriyordu. Beyaz sade pamuklu sütyeni zorlayan belirgin tepelerden birini öptü. Sonra ağzına aldı. Sırılsıklam olmuş bez parçasını aşağıya indirip öylece bakakaldı. Pembe uçları ve dolgun diri görünümüyle öyle güzeldi ki. Yine emmeye öpmeye yalamaya başladı. Aynı şekilde diğer yuvarlaklığı da öpüyor, kızın boğuk inlemeleriyle kendini daha da kaybediyordu. Elini bacak arasına götürdü. Dokunmak istiyordu. Kızdan bir itiraz iniltisi duydu ve Zeynep elini tuttu. Ama adam ağzını olduğu yerden ayırmadan, kızın diğer elini tutup kendi sertliğine görürdü. "Dokun bana. Lütfen... Sen de bana dokun..." diyordu. İlk kez birine yalvarıyordu. Kızın elini hissettiğinde boğazından çıkan hırlama benzeri sese engel olamadı. Şimdi bir taraftan kızın boynunu kulaklarını memelerini ağzını öpüp ısırırken, kendi avucunu kadınlığına bastırıyor, diğer yandan bedenini Zeynep in eline itiyordu. Kız boşta kalan eliyle üzerindeki tişörtü çıkarmaya çalışırken hafifçe geri çekildi ve hissettiği anlık bir sızıyla dişlerini sıkarak nefes aldı. Tam göğsünün üzerinde incecik bir kesik vardı. Kız şaşkınlıkla sağ elindeki tek taş yüzüğe bakıyordu. Dehşet içindeydi. Zeynep Mustafa'nın yüzüğüyle adamın göğsünü istemeden çizmişti ve şimdi büyü bozulmuş utanç içinde kalmıştı. Elleriyle önünü kapatıp, "git lütfen" dedi. "Zeynep yapma" "Git, lütfen git" Bunları söylerken atletini toparlamaya çalışıyordu. Perişan görünüyordu. Kendine acıyan utanç içinde ve çok güzel. Kadir Melik derin bir nefes alarak uzaklaştı. Kapıdan çıkmadan önce, "Moondaki tıp konferansına mı geliyor?" diye sordu. "Ne?" "Orası benim. Seni bırakıp havaalanına geçerim. Böylesi senin için daha iyi olur." Adam arkasını dönüp gitti. ****** Kadir konağa döndüğünde tam bir sinir harbi yaşıyordu. Herkese bağırmıştı. Sekreterini arayıp cumartesi için uçak rezervasyonu istemişti. Zerrin hanım derin bir oh çekti. Demek Zeynep Beyefendiye yüz vermemişti. Koskoca adam günlerdir kafesindeki aslan gibi ortalarda dolanıyordu. Bugün de erken dönmüştü ve kafasından alevler çıkıyordu. Birden durup durumu gayet memnun izleyen Zerrin Hanım'a tek kaşını kaldırarak baktı. Kadın hemen işine döndü. Sonra Kadir telefonunu eline alıp birini aradı. "Selamlar nasılsınız?" diyerek konuşmaya başladı. Bariz şekilde yatak odası sesi kullanıyordu. "Bana bir profesyonel gerekiyor. Her anlamda profesyonel. Görevini tamamlamaması söz konusu bile olamaz. Evet. Güzel, seksi, iddialı. Görev... Nasıl anlatayım.. Bir hanıma karşı güçlü duyguları olan bir adamın aklını başından almasını istiyorum." Zerrin dikkatini verdiği için utanıyordu ama dinlemeden de duramıyordu. "Sıradan bir eskort istemiyorum. Bir erkeğin aklındaki kadını tamamen unutturacak kişiyi istiyorum." Zerrin kaşlarını çattı. Beyefendi Zeynep'e fena takılmıştı anlaşılan. Yoksa niye ısrarla onu unutturacak bir fahişe isterdi ki yani? Kadir elindeki telefona sinirle baktı. O Mustafa denen doktor bozuntusunu yolundan çekecekti. Ne gerekirse yapacaktı bunun için. Söylerken bile sinirden elleri titrerken, "Hizmeti verecek kişi esmer olacak." dedi. Bir eliyle şakaklarını sıktı. "Saçları uzun koyu renk, gözleri özellikle dikkat çekici olsun. Kıvrımlı..." Bu noktada dişlerini sıkıp sustu. Sonra derin bir nefes aldı. Zeynep'i tarif etmiyordu. Doktorun beğendiği kadın tipini anlatıyordu. "Neyse" dedi. "Siz önerilerinizi sıralayın. Hizmet detayı sadece çalışana iletilecek." Zerrin zengin insanların fuhuş pazarlığının bile acayip olduğuna kanaat getirdi. Neyse beyefendi Zeynep'i hedeften indirmişti en azından. Kiminle ne yaparsa yapsındı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD