"TANITIM"
İmdat!“ dedi az önce geçirdiği sinir krizini zihninde ötelerken.
“Yardım edin ne olur! Kanala düştüm!“
Önce bir el fenerinin ışığı gözüne tutuldu. Elini refleks ile gözüne siper ettiğinde, ışığın ardında 3 adamın durduğunu ayırt edebildi.
“Neden yardım etmedin?“ diyen bir ses ilişti kulaklarına, “Ne bileyim beyim, hırsız sandım” diyen başka bir ses daha.
“Ciyak Ciyak bağırıyor kadın, nasıl bir hırsız sandın Melih!” diye ekledi ilk konuşan adam ve ardından cık cıklar eşliğinde söylendi “Kızı çıkaracak bir şey getir.“
Önce patır kütür ayak sesleri uzaklaştı ve ardından yine patırtı ve kütürtü eşliğinde yaklaştı.
“Getirdim beyim”
Kısa bir sessizlik oluştu, ardından toy bir ses konuştu “Abla? Şunu tut!“
Kız hala gözlerine tutulan ışığın yarattığı rahatsızlık ile elini gözlerine siper ederken konuştu “Göremiyorum”
“Kapatsana oğlum!“ dedi bir ses, ardından gözüne tutulan ışık söndü.
Kız, ayın ışığında aşağı doğru uzatılmış olan sopayı gördü. Kalkmak için yeltendi ama bacağındaki acı buna izin vermedi, acı dolu bir inilti dudaklarından firar ettiğinde diğer adam bir kez daha söze girdi.
“Yaralı mısın?“ diye sordu biri.
“Bacağım” dedi kız, sol bacağını tutarak “Sanırım kırıldı” diye de ekledi.
Ardından uzun boylu bir figürün sulama kanalına, kendi yanına inişini izledi.
Adamın usulca eğilişini, bacağını kontrol etmesini “Kırığa benzemiyor, kırık olsa duramazdın” deyişini seyretti. Ama en çokta ayın şavkı altında muazzam görünen sol profilini. Kusursuz çene hatları, yüzünü ay ışığında gölgeleyen sakalları vardı ve nedendir bilinmez, bu görüntü kızın gözüne olması gerekenden daha çekici gelmişti.
“Kalkabilir misin?” diyen adamın çekiciliğinin verdiği şoktan kendini zorda olsa kurtardığında cevap verebildi.
“Bilmiyorum”
Elini uzattı adam, kalkması için yardım edecekti. Tuttu genç kız ama kalkması mümkün olmadı. Bacağı yine beynini ikaz etmiş, kalkmaması gerektiği emrini tüm hücrelerine iletmişti.
“Ah! “ dedi bir kez daha acıyla inleyerek.
Adamın kalkamayacağını anladığında onu kucaklamasını beklemediğinde minik bir çığlık daha koyverdi.
“Az dayan,“ dedi adam bu minik çığlığın acıdan olduğunu düşünerek “Şuradan bir çıkalım“
Kız adamın teninin sıcaklığını teninde hissettiğinde ise ne acı kalmıştı aklında ne de az önce girdiği sinir krizi.
Abisine bile kızgın değildi artık. Geçim derdi, okul ve dahi düştüğü bu durum. Hepsi el ele tutuşmuş, karanlık bir boşluğa doğru koşar adım gidiyorlardı sanki.
Adamın toprak ve çimen karışımı kokusu burun deliklerine ulaştığında usul ama derin bir nefes çekti, gözlerini kapatarak.
Ardından açtığı gözlerini adamın sol profilinde sabitledi.
Aşık olmuş olabilir miydi?
Bir anda! Pat diye! Karanlıkta doğru düzgün yüzünü bile göremediği bir adama, aşık olmuş olabilir miydi sahi?
İstem dışı elini, adamın doladığı boynundan usulca yukarıya kaydırdı. Yanağını okşamak ve belkide onu çekip öpmek gibi deli şeyler aklına ilişti. Tam eli adamın sağ yanağına ulaşmak üzereydi ki sert bir el bu gidişatı engelledi.
Adam bacaklarını tutan elini bırakmış, kızın sağ yanağına doğru yol alan eline kapatmıştı.
Bir anda boşluğa terk edilen bacakları yere temas etse de, bedeninin üst kısmı halen adamın kollarındaydı. Sendeledi. Bir eli adamın durmaya zorladığı noktada öylece kalırken, başı adamın boyun girintisine çöreklendi.
Dudakları adamın teninin yakıcı sıcaklığını keşfederken “Hassiktir!“ ile “Aha siktim!“ arası bir küfür kulaklarına ilişti. Ardından adam boynunu kızın dudaklarının değişinden kurtarıp söylendi “Melih! Hadi oğlum mallara bak!“
“Ömer, arabayı getir!“
İki adam yanlarından uzaklaşa dursun kız, hala adamın kokusunun baş döndürücü olduğunu, teninin ise onu davet ettiğini düşünmenin etkisindeydi.
Diğer adamlar yeterince uzaklaştığında, kızın aşık olduğu o kahramanın dudaklarından sözcükler havaya uçuştu:
“Tutup şurada sikeyim mi istiyorsun?“