Rüzgâr kulağıma doğru eserken, uğultusundan ziyade güzel bir şarkı mırıldanıyordu. Saçlarım özgürlüğünü ilan etmiş rüzgarın ritmine ayak sağlarken, ayaklarım da o ritmin içinde benden bağımsız oradan oraya koşuşturuyordu. Kış günü kelebekler dersen içime girmiş, onlar da eğlencenin farkında kanat çırpıp eşlik ediyorlardı. Üşümesinler diye gri montumun fermuarını çekip iyice kapattım. Yüzümde tatlı bir tebessüm, elimde fotoğraf makinemle hiç bir kare eksik kalmasın derdine düştüm. Hatem arkamdan geliyordu. Yeşil parkasının cebine ellerini koymuş, dikkatli olmam için uyarıp duruyordu. Bastığın yere dikkat et diye belki kırk kez söylemiştir. Sevgili sevgilim! Sevgilim Hatem! Ah bu söz dilimde ne tuhaf duruyor öyle değil mi? Dakikalar önce duyduğum iltifatların şekil almış hali böy

