Mete beni lüks bir restorana getirmişti. Vale kapısını açarken -“ Hoş geldiniz Mete Bey.” demişti. Vale tanıdığına göre demekki çok sık geliyordu buraya. -“ Çok sık mı geliyorsun buraya?” dedim Mete’ye yaklaştığımda. -“Evet genelde.” dedi. Büyük bir kapıdan içeri girdik.Bar, lounge ve restoran bölümleri vardı. Biz restoran kısmına geçtik.Restoranın ortasında aşağı doğru misinayla inen kristal taşlı kocaman bir avize vardı. Kocaman bir avize olmasına rağmen içerisinde loş bir ışık vardı.Ortasına tam avizenin altına denk gelecek şekilde zarif beyaz bir piyano yerleştirilmişti.Kullanılan dekorlar oldukça dikkat çekiciydi. Siyah renkte masa ve sandalyeleri vardı. Restoranın kapısında genç bir garson karşıladı bizi -“ Hoş geldiniz Mete Bey buyurun masanız bu tarafta.” dedi. Ben şaşır

