1. Bölüm - Part 3

1367 Words
1. Bölüm - Part 3 Siyah zemin üzerine ince kırmızı, mavi ve yeşil şeritleri olan bir ceket elbise giyip saçlarımı enseden atkuyruğu olarak topladım. Hafif bir makyajla geceden kalma suratımı toplayarak ayaklandım. Son bir kez senaryoya göz attıktan sonra şakalayacağımız adamın suratına baktım uzun uzun. İlk seferde tanımam için adamın yüzünü ezberlemem şarttı. Otuzlu yaşlarının başında biri gibi duruyordu. Doğrusu adama esmer güzeli bile diyebilirdim. Geniş çerçeveli akışkan kahve gözleriyle karakteristik inen bir burnu vardı. Çenesi kemikli ve dudakları da alabildiğine inceydi. Geniş alnında sürekli endişe hali varmış gibi iki paralel çizgi vardı. Saçları rüzgârda savrulan bir buğday tarlası gibi dağınıktı ama gözü kör edecek kadar siyahtı. Ve adamın adı Harvey'di. Ezberime aldım bu tasvirleri. Tek yapmam gereken adamın uzun süreli metresi gibi davranıp masadakilerin hatta mekândakilerin dikkatini üzerime çekmekti. Güya nişanlısı olmasına rağmen beni kapatması yapmıştı ve ben onu rezil etmek için bağırıp çağıracaktım. Sonra gizlice kayda alınmış bu şakayı adama verecek ve 'Sürpriz, nişanlınız sizi şakaladı!' diyecektik. Ama bana kalırsa bu bir şaka değildi. Bu bir testti. Sanırım nişanlısı adama yem atıyordu değilse bu gerçekten mantıksız bir şaka anlayışı olurdu. Nişanlısını test edecekti ama adam durumu anlar da nişanlısına ne halt ettiğini sorarsa diye kız bu şirketi paravan olarak kullanıyordu. Her neyse. Ben parama bakardım. Patronun verdiği adresteki restoranın önünde bilgileri zihnimden geçirdim. Her şeyi hatırlıyordum. Restoran girişinde masaları taradım. Şarap içen bir çift, barda takılan orta yaşlı bir adam, küçük kızlarıyla yemeğe gelmiş bir aile. Üç kişilik bir kız grubu ve işte orada! Yuvarlak masada, diğer üç kişi ile beraber oturuyordu. Alnındaki çizgiler çok daha belliydi. Çenesinde belli olan kaslardan gergin olduğu anlaşılıyordu. Küt ve ukala adımlarla masaya gittim. Harvey'in karşısında oturan adamın viskisini kaparak Harvey'e fırlattım. "Adi herif!" diye bağırdım olabildiğince yüksek sesle. Harvey dehşetle bana bakıyordu. "Beni sadece kullandın, pislik herif!" Yanımızdaki adamlar merakla bana bakarken sandalyelerinden kalkıp uzaklaştılar birkaç adım. Harvey şok olmuş bir vaziyette suskunlukla yaptıklarımı izliyor, söylediklerimi dinliyordu. Masada duran bir başka kadehi daha Harvey'e fırlattım. Yüzünden damlayan alkolü eliyle silerken ayağa kalkıp yanıma geldi. Akışkan kahve gözlerinde anlamlandırmadığım bir merak vardı. "Ne zamandır o aptal nişanlından ayrılacağını söylüyorsun ama halime bak! Her gece benim yatağımdasın ama bir türlü ayrılamadın o kızdan!" Dedim tiradı sıralarken. Bu arada... Büyük oynardım! Elimle masadaki tabakları bir bir Harvey'e fırlatmaya hazırlandım. "Ben de Amy'sem seni bu gece bu restorana gömeceğim!" Ki adam hamlemi görerek ayağa fırladı. Sadece küçük bir an kararsız kalmış gibi görünse de bir sonraki an net bir duruş sergileyerek fırlattığım su kadehinden kaçmıştı. "Amy, sevgilim." Pardon? Bu kez ikilemde kalan bendim. Ne yapacağımı bilemediğim o iki saniye ise Harvey'nin şansı oldu. Elimde kalakalan tabak Harvey tarafından alındığında dağılan masa için koşuşturan garsonlara mahcup mahcup baktım. Harvey elimi tutup dudaklarına götürdüğünde ise şaşkına dönen bendim. "Bunları evde konuşalım." Kekelememek için kendimi zor tuttum. Demek senaryonun dışına çıkacaktık. "Hangi evine?" Diye gürledim rolüme tekrar bürünerek. "Nişanlınınkine mi yoksa metresininkine mi?" "Böyle konuşma, sana taptığımı biliyorsun." Dedi yalvarırcasına. Ne oluyordu yahu? Yoksa şakalanan ben miydim? "Öyle mi?" Dedim ne diyeceğimi şaşırarak "Bana tapıyorsun, beni hamile bırakıyorsun ama hala o kadınla nişanlısın!" Harvey etrafına bakıp gergince tebessüm etti. Piyesimizi locadan izleyen bir garson kırık kadehi toplarken Harvey iç cebinden bir kartvizit çıkartıp masaya bıraktı. "Faturayı bana gönderin." Diyerek kolumdan çekiştirmeye başladı. Mana veremediğim bir şekilde mekândan ayrılmaya çalışıyordu. Bu noktada ne yapmam gerektiğinden emin olamıyordum. Bu şaka pek de şaka niteliklerini karşılamış sayılmazdı. Adam rezil olmamıştı ki. Hala otokontrolünü sağlıyor ve durumu idare edebiliyordu. Kolumu silkeleyip göğsünü sertçe itiyordum ki Harvey'nin masasındaki adamlardan biri araya girdi. "Harvey," Seslendiği Harvey olmasına rağmen gözleri üzerimdeydi. "Söylediklerimizi aklından çıkarma." Dedi ürkütücü görünüşlü dazlak adam. "Bu güzel yüze yazık olur." Derken Harvey'ye dönmüştü. Konunun odağı olmamama rağmen ürktüm. "Harvey!" Diye çığlık attım. İşimi bitirip gitmek istiyordum; ne konuştuklarını bilmediğim adamların tehditkâr konuşmaların da ürkmüştüm doğrusu. "Ya o kadınlasın ya da işte! Bitti anlıyor musun? Jules'a her şeyi anlatacağım-" "Sevgilim tamam!" Harvey eliyle ağzımı kapatırken beni kolunun altına aldı. "Tamam, bir tanem. Seni asla bırakamayacağımı biliyorsun." Diyerek susturdu beni. "Beyler müsaadenizle," Diyerek belimden çekiştire çekiştire restoran dışına sürükledi. Harvey beni çekiştirerek restoranın otoparkına indirirken "Ne oluyor be?" diye çırpındım kolunun altından çıkmak için. Oysa cevap vermeye tenezzül etmeden kolumu savurdu. Sırtım otopark kolonlarından birine sert diyebileceğim bir ivmeyle çarparken ise kendi sorusunu soludu. "Kimsin sen?" Gözlerimi kıstım. Pekâlâ, kafası karışmış olmasını zaten bekliyordum ama Harvey'nin benim kafamı karıştırmasını? "Söyle!" "Taptığın o kadınım." Diye dalga geçtim. Eğlencem yarıda kesildi. Harvey'nin gözlerinde bir adamı rahatça boğazlayabilecek bir öfke vardı ve neden bilmiyorum, midemde bir burulma hissettim. Özellikle de beni kolonla kendi arasına sıkıştırdığında. Elleri vücudumu taradı ama bu kesinlikle erkeklik duygusuyla yapılan bir hamleye benzemiyordu. Önce belimi ardından uyluklarımı ve ayak bileklerimi kontrol etti. Midemde başlayan burulma kalbime doğru yol almış gidiyordu ve ona endişe eşlik ediyordu. Bu yerlerin anlamını bilirdim ben. Üzerimde silah arıyordu. Gergince yutkundum. Natt aptal olabilirdi; bu güne dek öngöremediği pek çok saçma iş yüzünden hapse girip çıkmışlığı da vardı ama beni silahlı bir herifin yanına göndermezdi. Ve bu adam üzerimi silah yüzünden arıyorsa eminim onun da bir silahı vardı. Bundan hoşlanmadım. Adamı üzerimden silkelemek için hamle yaparken "Bırak!" diye bağırdım. Arama işlemi bittiğinden olsa gerek önümden çekildi ama beni bırakmak şöyle dursun bileğimden yakalayarak sürükledi. Çırpındım ama gitmeme izin vermedi. Arabasının kilidini açarken "Kendi güvenliğin için bin şu arabaya!" Dedi ciddiyetle. Ne münasebet! İşin bitmiş olması gerekiyordu ve ah- Kolumdan tutup tabiri yerindeyse beni arabaya tıktı. Kapıyı kapatır kapatmaz da beni içeri kilitledi. Gece hiç de umduğum gibi geçmiyordu doğrusu! Harvey yanıma binerken ben de şansımı denedim ama ben ancak kapıyı açmışken yanıma oturdu ve dün Chase'in yaptığı gibi üzerimden uzanıp kapıyı sertçe kapattı. "Canının hiç mi kıymeti yok senin?" Dedi öfkeyle. "Tehlikedesin, anlasana." Örümcek hislerim omuzlarımı sertçe çimdikledi. "Ne tehlikesinden bahsediyorsun?" Sustu. Çenesindeki kasların seğirmesinden bunu anlatmak istemediğini anlamıştım ama konu bendim ve ben tehlikedeydim. Neden? Dudaklarını ıslatıp "Önce sen anlat." Dedi. "Kimsin sen?" "Belli ki senin bir tanecik Amy'nim." Dedim ironiyle. Sesimin sertliği duygularımı tarif ediyor olmalıydı ama hayır! Adam devam etmem için ısrarla bekliyordu. "Ne oluyor? Tanımadığın kızı zorla arabana bindiriyor sonra da hesap soruyorsun." Adam umursamamaksızın cebinden telefonunu çıkartırken araba kapısına baktım; kapılar kilitliydi. Harvey derin bir nefesle konuşmaya başlayınca dikkat kesildim. "Jules, beni dinle." Dedi kontrollü bir sesle. "Sen ve Nichole Yunanistan'a gidiyorsunuz. Bu gece. Sorma nedenini." Dedi. Telefonun ucundan tiz sesler yükseliyordu. "Tartışma benle Jules!" diye tıslarken ara sokaklara girdi. "Adam'ı ver telefona!" Harvey telefonun ucunda beklerken bana kısa bir bakış attı. Gözleri üzerimde keşif yapar gibiydi. Kollarımı göğsümde birleştirirken kaşlarımı çattım. Beni süzmesinden hoşlanmamıştım. "Adam," Ahizeden yükselen sesle dikkatini üzerimden çekti. "Benjamin ve adamları restorandaydı." Dedi direk konuya girerek. "Sevkiyat için beni uyarmaya geldiler." Omurlarım gerildi. Bu terimi Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığı için kullanırlardı. Babamdan biliyordum. "Sevkiyatları durduracağımı duymuş olmalılar." Harvey karşı tarafı dinlerken yüzünü buruşturdu. "Son bir sevkiyat falan yok Adam!" dedi Harvey hiddetle. "Son sevkiyatta babamı öldürdüler. Onlarla iş yapmıyoruz artık!" Harvey yumruk yaptığı eliyle direksiyona vurunca oturduğum yerde zıpladım. "Bir daha bunu teklif edersen o sevkiyat tırlarını bağırsaklarına sokarım!" Boktan bir işin içine düşmüştüm. "Şimdi, kızları Yunanistan'a götürmeni istiyorum. Süresini bilmiyorum!" Derin bir nefes aldı. "Hem Jules'u hem de Nichole hedef gösterdiler." Dedi. "Nichole'un sıkı korunmasına ihtiyacım var." Dedi hızla. "Jules konusunu halledeceğim." Diyerek kapattı telefonu. Duyduklarımdan sonra konuşmaya cesaret edemedim ama Harvey de konuşmadı zaten. Aracı şehrin ışıklarını gören bir tepeye çıkarıp seyrek bir koruluğun önüne çekti. "İn." Dedi emir vererek. Telefon konuşmasına şahit olduktan sonra karşı çıkmaya cüret edemedim. Karşıma dikilip elini pantolonunun cebine sokunca sıyrılan ceketinin altındaki silahı gördüm. Kursağımda büyüyen yumruyu yutmaya çalıştım. "Oh Tanrım..." diye fısıldadım. İlk defa silah görmüyordum ancak ilk defa silahsız bir şekilde tanımadığım bir silahlıyla karşılaşıyordum. "Onu kullanmayacaksın." Talebimi usulca solumuştum ancak Harvey pek de umursamadan belindeki silahı çekip bana doğrulttu. Hala güvenlik kilidini açmadığı için şanslı sayılırdım. "Konuşmazsan kullanacağım." Dedi hızla. Ve Silahın güvenlik kilidini açtı. Şimdi sıçmıştım işte! "Kimsin sen?" - Bölüm Sonu Notu: Selaaaam, şimdilik kocaman bir aile değiliz ama on kişilik bir okur grubumuz oluşmuş durumda.🌸 :)) Eski bir hikaye olmamız göz önüne alınırsa bu başlangıç çok tatlı. 💕 Yeni okurlar olduğunuzu varsayarak yorum ve eleştirilerinizi ısrarla beklediğimi belirtmeliyim :)) Bir sonraki bölümde görüşmek üzere :)) Bana ulaşabileceğiniz sosyal medya hesaplarım Facebook: https://w**************m/angelina.ivashkov/ Instagram: https://www.instagram.com/purebloodgl/ Tiktok: https://www.tiktok.com/@purebloodgl Paris'te Gece Yarısı'nın tanıtım videoları için beni i********: ve t****k hesaplarımdan takip edebilirsiniz :)
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD