Karşımda hâlâ öylece durdu. Dudaklarımı araladım. Sesim boğazımdan zor çıktı. “Ne oldu?” dedim. Turgay bir adım bile geri atmadı. Gözleri gözlerimi delip geçti. Sesini yükseltmedi ama tonundaki sertlik kapının eşiğini sarsacak gibiydi. “İzin gününüzde üs defterine imza atmamışsınız.” dedi. Bir an ne dediğini anlamadım. Kaşlarımı çatıp, nefesimi tuttum. “Bilgi mi vermem gerekiyordu?” dedim. Sesim biraz titredi. Turgay başını hafifçe yana eğdi. Çenesi iyice gerildi. “Evet, vermeniz gerekiyordu. İzne çıkacaksanız form doldurur, imza atar, bilgi bırakırsınız. Gözlerimi yere indirdim. İçimden bir özür aradım ama boğazıma takıldı. “Ama haberin vardı dedim. Sesim kısıldı. Turgay iki adım yaklaştı. Eşiği geçmedi ama gölgesi daire me düştü. “Bana haber vermek yetmez, Burası birlik. Bu

