Perdeyi usulca çektim. Camdan uzaklaştım. Koltuğa geçip oturdum. Ellerimi dizlerime koydum. Gözlerim yerdeki halıya takıldı. İçimden bir düşünce geçip gitti: Turgay’ın o dairede ne işi var? Kafamı kaldırıp tavana baktım. Dairede bir o yana bir bu yana baktım. Her köşesi tanıdıktı ama artık sanki hiçbir şey yerli yerinde değildi. Kollarımı kavuşturdum. İçimde bir yer hâlâ az önce gördüğüm o bakışı anlamaya çalıştı. Orası onun dairesi değildi. Peki o karşı dairede ne yapıyordu? Başımı yasladım. Gözlerimi kapattım. “Ne işi var orada?” dedim sessizce. Yanıt gelmedi. Bir süre o koltukta oturdum. Gözlerim kapalı kaldı. Uyku ağır ağır çöktü. Direndim ama gücüm yetmedi. Başımı koltuğun kenarına dayadım. Gözlerim kapandı. İçimdeki sorular bir süre daha dönüp durdu. Sonra her şey yavaş yavaş su

