3. GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ...

724 Words
BALA'NIN AĞZINDAN... "Kızım neyin var?" "Yok bir şeyim anne! Yorgunum sadece!" Kimsenin yüzüne bakamadan direkt odama geçtiğim için annem telaşla kapımda bitmişti. "Bala... Annene söyle neyin olduğunu yavrum." Nasıl diyeyim? 10 yılım tek kalemde silinip atılmış nasıl diyeyim anne? Hayalini kurduğum adam benim hayalimin içinde başkasıyla yaşıyor nasıl diyeyim? Yürek sancısı dile nasıl dökülürdü? Şu göğüs kafesimde atan kalbin tam orta yerinden yandığı nasıl söylenirdi? "Yorgunum anne, başka bir şey yok." "İyi, öyle olsun yavrum. Uyanınca yanıma uğra tamam mı?" "Tamam." Nefesimi tutmuş, kapının ardındaki gölgenin kaybolmasını bekliyordum. Uzaklaşan terlik sesleriyle kilit vurduğum duygularımı özgürlüğüne kavuşturdum. Boğazımdan kaçan hıçkırıkla ağzımı kapatıp koşar adımlarla banyoya girdim. Hayallerimin bağlı olduğu tüm ipler tek bir dokunuşla kopmuştu. Ah benim masum, samimi duygularım... Yakıp yıkasım gelirken gözyaşlarımı dışarı, acımı içime akıta akıta ağladım. Ne zamanki göz pınarlarımda damla kalmadı, işte o zaman çıktım odamdan. Akşam yemeği yememiştim. Bir de üstüne çay saatine geçmezsem bizimkiler korkuya kapılırdı. "Vay vay! Sonunda aramıza teşrif edebildiniz doktor hanım!" Abimin güven veren sesiyle loş ışığın altından yüzüne gülümsedim. "Şey dicem!" dedi aniden ayağa kalkıp. "Bala bak sana hediye almıştım ben. Az gelsene..." Ne olduğunu anlamadan kendimi abimin odasında buldum. Sanki saatlerce ağlayan ben değilmişim gibi "Ne aldın bana?" dedim. "Hiçbir şey!" dedi. "Ne demek hiçbir şey? O zaman niye öyle dedin?" Her iki omzumdan tutup aynanın karşısına dikti beni. "Sen hiç gözlerini görmedin mi Bala?" dediğinde balon gibi olan gözlerimi görmemle halime daha çok üzüldüm. Onu bile fark edecek gücüm kalmamıştı resmen... Abim bedenimi kendisine çevirip "Anlat abine, ne oldu sana? Niye bu kadar ağladın güzelliğim?" dedi. Anlatsam dinlerdi biliyorum fakat rahatta durmazdı. "Bi şey olduğu yok ya. Yorgunluktan sanırım abi." "Ya kendin söyle ya da ben kendim öğreneyim." Sessiz kaldım. "Gönül işi mi?" dedi. Yine sessiz kaldım. "Bir şey mi yaptı sana? Bala sana bir şey mi yaptı?" Öyle bir sarsıyorduki başım dönmüştü. "Abi bırakır mısın beni? Milkshake olacağım az sonra ya..." Gönül yaram olduğunu anlamıştı sonunda. İsim almak için çok çaba sarf etti ama inadım tuttuğunda ağzımı bıçak açmadığını iyi bilirdi. Sırf kafam dağılsın diye akşam dışarı çıkıp baş başa yemek yemiştik. Hava almak ruhuma iyi gelmişti ama beynim ve kalbim hâlâ yorgundu. Beni anca buralardan yeniden gitmek kendime getirirdi fakat onu da yapamazdım. Zaten babam okul süresi boyunca sürekli özlemini dile getirerek burda devam et diyip darlıyordu, şimdi mezun olmuşken hayatta bırakmazdı. ••• "ANNE BEN ÇIKIYORUM!" "Nereye?" diye koştur koştur üstündeki önlükle yanıma geldi. "Çocukluk arkadaşımla buluşacağız. Ordanda abimin iş yerine uğrayacağım." "Bala..." dedi etrafı kontrol eden annem. "De annene neyin var senin yavrum?" "Bir şeyim yok anne." "Nasıl yok yavrum? Gözlerin torba olmuşa ağlamaktan. Dün üstüne gelmedim ama bugün anlatacaksın her şeyi." "Sonra..." dedim yanağından öpücük alarak. "Hem... Sen her zaman şöyle demez miydin? Bazen insanlar hiç olmayacak şeylere ağladığını gözyaşları aktıktan sonra anlarmış." "Benim güzel kızım..." O da yanağımdan öperek "Akşam erken gelin olur mu?" dedi. Benim bu semte gelesim yoktu ya annem. Kalıyorsam sizin güzel hatrınız için... ••• Taksiye binecek param olmadığından mecbur otobüs durağına doğru yürüyordum. Yollar bana yaşanmamış yılların acısını hatırlatıyordu. Barlas'ın sokağına yaklaştıkça atan kalbime kızıyordum. Başkasına ait olan adamı sevmek yakışıyor mu hiç sana Bala? Ne kadar kendi kendime sakın o tarafa bakma desem de ara ara gözüm kayıyordu. Tek umudum kimsenin beni görmemesiydi... Şimdilik sıkıntı yoktu, ta ki kapının önüne gelene kadar... Ayaklarım birbirine dolaşıyordu resmen çünkü bahçenin içinde birileri vardı. Hızla yürürken "AA BALA!" sesiyle duraksadım. "KIZ BALA KİME DİYORUM?" Barlas'ın annesi Reyhan teyze... Derin bir nefes alarak titreyen bacaklarımı ev yönüne çevirdim. "Buyur Reyhan teyze." dedim boğuk sesimle. "GELSENE YAVRUM!" "Yok..." derken gözüm karısıyla oturan Barlas'a kaydı. "Acelem vardı." "OLSUN KIZ, AZICIK GEL!" "Sonraya sözüm olsun ama şimdi gitmem lazım Reyhan teyze." "NE BU BÖYLE TAKMIŞ, TAKIŞTIRMIŞSIN. GÖRÜŞMEYE Mİ GİDİYORSUN?" Niye bağırıyorsun anlamıyorum? Sanki bilerek yapıyordu! "İyi günler dilerim..." Baş selamı verip yine göz ucuyla Barlas'a baktım. Onun bakışları benim nefret dolu bakışlarımın tersine sorgular türdendi. "Baba bu abla kim?" Daha fazla kalamayacaktım sanırım. Mutlu aile tablosunda gördüğüm hayallerimin yıkılışına eşlik etmek istemiyordum. "O abla benim arkadaşımın kızı babaannem. Çok iyi kızdır. KIZ BALA! SANA GÖRÜCÜ ÇIKTI KIZ!" Sana da, görücüne de başlayacağım şimdi! "Benim görüştüğüm var zaten Reyhan teyze. Tekrardan iyi günler." Yoksa kapatmazdı ağzını biliyorum. "KIZ KİMLE GÖRÜŞÜYORSUN? OKULDAN MI BULDUN? O DA SENİN GİBİ DOKTOR MU?" Şu kadının yersiz merakını bile kabul etmiştim kaynana olarak. Ah Barlas ah, beni kandırdın ya alacağın olsun!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD