Lara, Demir’in sözlerini dinlerken, kalbinin içinde birbirine zıt iki duygu çarpışıyordu. Bir yanda hâlâ öfke ve kırgınlık vardı; yaşananlar, söylenmeyenler, gururun araya girişi… Öte yanda ise, Demir’in gözlerindeki o inatçı sahipleniş, ne olursa olsun vazgeçmeyecek oluşunun getirdiği o tuhaf güven. Kollarını göğsünde biraz daha sıktı, bakışlarını pencereden dışarı kaydırdı. “Sana güvenmek istiyorum, Demir,” dedi alçak bir sesle. “Ama güven dediğin şey, bir kere çatladı mı… kolay toparlanmaz.” Demir birkaç adım attı, yatağın kenarına oturdu. Aralarındaki mesafe çok yakın değildi ama varlığı odayı dolduruyordu. “Biliyorum,” dedi kısık bir sesle. “Ve bu yüzden buradayım. Her gün, her saat, o güveni geri almak için uğraşacağım. Ama sen de şunu bil… seni bir daha bırakmam.” Lara gözlerini

