Melis Kim

1239 Words
Melise baktım yıllardır yalvarıyordum ve şimdi bana gerçeğimi söyleyecekti imkanı yoktu. Biri bana gelip ne diledin diye sorarsa bunu derdim ve şimdi dileğim gerçek oluyordu. Ya da olacak mıydı? Görevli koridorları gezerken bize feneri tutunca gözlerimi kısıp Melis'le ona baktık. "Hadi kızlar odaya" dedi. Oflayıp önüme döndüm. Kadın inatla gözümüze tutmaya devam ediyordu eski çağda yaşıyorduk. Belli bir saatten sonra ışıklar açılmazdı. Yurt müdüresinin saçma sapan kurallarıydı işte. Melis beni yavaşça kaldırıp ondan destek almamı sağladı. Sonra kadına bakıp "Ece abla anladık gidiyoruz artık şunu gözümüze sokmasın mı?" dedi. Bu yurtta bir Melis ve Bir de Yaren herkesle rahat ve gelişi güzel konuşabiliyordu. Şaka gibiydi anlamıyordum. Bir ara ofladığım ve cevap vermediğim için Ece abla beni Müdireye şikayet etmişti. O gece Müdire beni odasına çağırıp ilk çağmış gibi parmaklarımı birleştirip sopayla vurmuştu. Tırnaklarımın kanadığı daha dün gibi aklımdaydı. Ta ki Melis Yurda gelince günüm biraz da olsun iyi olmuştu. Çünkü beni ne kadar korusa da hep azar ve dayak yemiştim ama eskisine nazaran daha iyiydim. "Tamam Melis" dedi Ece abla hem sakin bir şekilde söylemiş hem de gülümsemişti. İnanmaz gözlerle Melis'e baktım o da bana bakıp omuzlarını ne var der gibi oynatmıştı ve bu gece çok önemli bir karar vermek zorundaydım. Buradan gitmeyi deli gibi istiyor muydum Evet! Ama ailemle, sahte bir aile ile değil.. Sonra kendime, kendine gel Elis onlar artık yok görmüyor musun? Sen artık o küçük çocuk değilsin gerçekleri gör onlar seni sonsuza dek terk etti. Diyor. Bu iki seçenek canımı şu andan daha çok yakıyordu. Ya gelirlerse bu lanet olası cümle ne aklımdan ne de kalbimden çıkıyordu. İki sene sonra zaten yurttan ayrılacaktım çünkü 18 yaşımı doldurmuş olacaktım ve yetişkin sayılacaktım aman ne yetişkin. Beş parası olmayan, dış dünyayı bilmeyen o yetişkin ama halen çocuk olacaktım. Melis kapıyı açarken odada kimse yoktu anlaşılan yine diğer odaya gidip arkadaşları ile kalmaya karar vermişlerdi. Bir tek onlar yapabiliyordu. Gerçi benim için farketmezdi. Melis yanımdaydı başka odada olsa Melis beni yanına alırdı. Ama Melis'in bu gizli yetkisi olmasa o zaman ne yapardık işte onu bilmiyordum. "Şu salaklar iyi ki ortada yoklar redkitte ki o aptal kardeşlere benziyorlar." dedi. Güldüm ama karnımın acısı ile gülüşüm acılı bir his bırakmıştı. Yatağa oturdum. Melis bana bakınca, "Bu durumda sen redkit mi oluyorsun?" dedim. Güldü canım arkadaşım, "Herhalde kızım görmedin nasıl akladım onları" dedi. Gördüm görmez olur muyum ama ben de orada ki her şeye şahit olan yakın dostu köpektim. Peki bu köpek ne zaman öğrenecekti aslında redkitin gerçeğini. Bunları düşünürken boşluğa daldım. Melis gözümün önünde parmağını şıklatmasa halen düşünürdüm sanırım. "Of kızım ya çok komiksin" dedim. Melis üzerime baktı, "Çamaşırlar yıkanmadı senin kullanma sıranı yine aldılar değil mi" dedi. Cevap vermedim çünkü cevabı biliyordu. Ayağa kalktı dolabından polarlı geceliğini çıkardı. "Hadi kızım ne bakıyorsun hasta olursan uğraşamam seninle ha, kalkıp bana ıhlamur yapacaksın bu yüzden biraz dinlen" dedi. Melis çok değişik bir kızdı ama sevgisini gösteriş şekli herkesten daha güzeldi. Gerçekti ve farklıydı o sevgiyi kalbimin en derinliklerinde hissediyor ve aklımdan geçiyordu. "Şapşal giyinmeme yardım etsen hani bu halde nasıl giyeceğim." dedim. Geceliği yüzüme fırlattı ama tuttum. "Onu çeneni kapalı tutmayı öğrenecekken düşünecektin yavru kuş" dedi. Sözleri beni delirtse de biraz da olsa haklıydı. Çoğu zaman susuyorum ama ben de insandım yani patlıyordum. "Ya tamam söz bak popom ıslanmış donuyorum bu kış gününde yap kardeşine bir güzellik söz ıhlamur yapcam sana" dedim. Gülünce dolabın kapağını kapattı canım arkadaşım ya kıyamaz ki bana. "Ya tamam kızım söyleme şöyle giydiririz ne var" dedi. Ihlamuru çok severdi ama her ıhlamuru içemezdi bir tek benim yaptığımı içiyordu. Melis her şeyi bana anlatmazdı. Bazen kendinden bahsederdi hatırladığım kadarıyla annesi çok güzel ıhlamur yapardı benim ihlamurumu da ona benzettiği için isterdi. Kız yakında ıhlamur ağacı olacak diye korkuyordum. Çok fazla tüketiyordu ama sevdiğinden değil annesini hatırladığı içindi. Duygularını belli edemezdi ama farklı şekilde gösterirdi. Çoğu insana göre daha çok cana yakın ve gerçekçiydi. İlk olarak üstümü çıkardım o kolaydı hemen giydim. Yumuşacık ve sıcacık hissettiriyordu. Sonra yatağın üzerinde birazcık havaya kalkıp Melis'in eşofmanımı çıkarmasını sağladım. "Üzerimde ki polarin takımının alt kısmını ona verdim bacağımdan geçirdi. Ön kısmını alıp çektim ve yine aynı şekilde yatakta hafifçe kalkıp giyindim. Oh be dünya varmış gibi geldi. Polarlı sıcak tutan şeyleri çok seviyordum. "Allah razı olsun canım benim" dedim. Bana tip tip baktı. "Ya of ne o sevgi sözcükleri falan" dedi ya ilahi Melis kafadan kontaktı arkadaşım. Yüzünü buruştururken o hali beni güldürse de dışarıya yansıtamadım. "Tamam tamam bacım geri aldım." dedim. Gülümsedi hazretlerimin keyfi yerine gelmişti malum iyi görünce ıhlamur vakti de gelmiş sayılırdı. Alt tarafı ıhlamur demlensin diye sıcak suya koyuyordum. Bu kadardı. Ama yok illa ben koyacaktım benim ki daha iyi oluyordu. Kendi yaptığını atıyordu. Elleri titriyordu... Yerimden kalkmaya çalıştım. Ama zordu bu yüzden biraz daha oturdum. Melis'e baktım gerçekten söylecek miydi? Bu konu hakkında ne kadar şey sorsam da söylemiyordu ve bir daha konusunu açarsam benimle konuşmayacağını söylemişti. Ve neden şimdi. "Melis Neden şimdi, sen de çok hakkediyorsun güzel bir aileye gitmeyi biliyorum benim yüzümden gitmiyorsun ama yine de" dedim. Devamını getirmek istedim ama durdum. Birimizden biri gitmeyecekti söz vermiştik buradan ayrıldığımızda beraber çalışıp beraber yaşayacaktık bu gitme fikri canımı sıkıyordu benlik değildi. "Kızım kafayı mı yedin sen?" dedi. Yatağa gelip yanıma oturdu. "bakayım ateşin var mı" dedi. Elini çektim. "Ya bir dur" dedim. O da kolumu çimdikledi. Bu kızın sevgi anlayışı beni deli ediyordu ama seviyordum. "Kızım gideceksin bitti. Ben olmasam yani ben varken bile her şey ortada konu kapandı. Gidiyorsun gerçeği öğrenmek istiyorsan eğer." dedi. Yani kararlıydı gerçeği söylemeye oyun yoktu kandırmaca yoktu. "Anladık onu ama sen burada ben seni bırakamam." dedim. Ağlamama takliti yapınca kahkaha attım. Onu mu kendimi mi Psikoloğa götürsem emin olamıyordum sanırım ikimize de randevu alacaktım. "Kızım bir de bana deli diyorsun, diyene bak." dedi. Ben kahkaha atarken o da benim gülmeme gülüyordu bu hep böyle olurdu. Ve yine aynısı olmuştu. "Ya ıhlamur da yapmıyorsun bari dur nefes alayım." dedi zar zor gülmesini durdu. "Tamam ya iyi işte fena mı oldu az güldük." dedi. Yastığı önüne aldı bense kaydığım için biraz daha geri gidip sırtımı duvara yasladım. "Ihlamur yapmayacaksın diye ödüm kopuyor." dedi. Ona baktım. Saçımı gözümün önünden çektim. "Nasıl yani, iyiyim ya birazdan yaparım." dedim. Elini bacağıma koydu. "öyle değil öğrendiklerinden sonra belki bana çok kızacaksın ama lütfen yine de" deyince elimi kaldırıp onu susturdum. "Saçmalama sebep falan umrumda değil" deyip zor da olsa yanına yaklaştım. Elimi bacağına koydum. "Sen benim kardeşimsin ve tek ailemsin gerisi umrumda değil." dedim. İlk baş elimi koyduğum bacağına baktı sonra kendi elini elimin üstüne koydu. Gözlerime bakınca korksam da bir an önce öğrenmek istiyordum. Gerçek neydi ki buradan bile gitmem kadar önemli olan şey neydi? "Lütfen" dedim sakince ama içim de ki telaşın sesime yansımaması için çabalıyordum. Nefes alıp verdi gözlerimin içine baktı ama daha bir derin şekilde ve elimi sıkınca nefesimi tutmuştum. "Yaren" deyip yutkundu. Sesi hem kısık hem sessiz bir şekildeydi. Kimsenin duymasını istemiyordu ama sanki kendisi bu gerçeği içinde bastırmış dışarı çıkmasından korkar gibiydi. Ağzından çıkan her kelime ona gerçek bu diyecek gibiydi. "Yaren" dedi tekrar. Sesi ağlamaklı ve korkar bir haldeydi. Bu benim daha fazla endişelenmeme sebep oluyordu çünkü Melis'i nadiren bu halde görüyordum. "O" dedi. Elleri titrerken elini daha sıkı tuttum. "Korkma Melis ben yanındayım." dedim. Ama o gözlerimin içine baktı emin değildi ama söylemek zorunda hissediyordu. "Bak söylemek zorunda değilsin tamam mı ben bize ıhlamur hazırlayacağım." dedim. Yerimden hareketlenince, Melis beni tuttu ve tekrar ona baktım. "Çok özür dilerim Elis" dedi. Dayanamıyordum sabrım neredeyse tükenmişti. "O benim yani Yaren" dedi. Gözünden akan yaşı hızlıca sildi. "Kardeşim." dedi sessizce..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD