Kader ve küçük kardeşi Levent salonda oynuyordu. Oyuncak arabalar halının üzerinde yarışırken evin içinden garip bir ses geldi.
Kader başını kaldırdı. Ses mutfaktan gelmişti.“Levent, burada kal,” dedi ve yavaşça koridora doğru yürüdü.
Koridor karanlığa gömülmüştü.
Kader birkaç adım attıktan sonra mutfağa baktı. Babası oradaydı. Ama bir tuhaflık vardı.
Adam mutfağın ortasında durmuştu. Omuzları hafif hafif titriyordu. Sanki görünmeyen biriyle konuşuyormuş gibiydi. Bazen başını yana eğiyor, bazen de boşluğa bakıp gülümsüyordu.
Kader ürperdi.
“Baba?” diye seslendi.
Adam bir an durdu ama dönüp bakmadı. Kader içini kaplayan huzursuzluğu bastırmaya çalıştı. Belki de babası sadece çok yorgundu. Sessizce odasına döndü ve Levent’le birlikte yatağa girdi. Ama o gece içindeki tuhaf his bir türlü geçmedi.
Ertesi gün Kader annesinin yanına gitti.
“Anne… Babam sana hiç garip gelmiyor mu?”
Kadın şaşkınlıkla baktı. “Garip mi? Hayır. Neden sordun?”
Kader tereddüt etti. “Dün gece ahırdan bir ses duydum. Sanki biri bağırıyordu. Sonra babam oradan çıktı… Üstünde kan vardı.”
Annesi kaşlarını çattı.“Ne diyorsun sen?”
“Gece yarısı oldu.”
Kadın başını salladı.
“Bu mümkün değil. Gece uyandım, baban yanımdaydı.”
Kader bir an durdu. Belki de rüya görmüştü. O gece Kader erken yattı. Ama gece yarısı aniden uyandı.
Odasında biri vardı. Babası yatağın yanında duruyordu. Ama Kader’e bakmıyordu. Levent’in başında eğilmişti. Bir şey yapıyordu.
Kader doğrulmak istedi ama hareket edemedi. Bedeni taş kesilmişti. Bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Babası yavaşça başını kaldırdı. Kader’in ona baktığını fark etti. Gözleri karanlıktı, içinde hiçbir şey yoktu. Kader korkudan sabaha kadar kıpırdayamadı.
Sabah olduğunda gözleri kan çanağı gibiydi. Annesi onu görünce hemen anladı.
“Kızım, anlat bakalım.”
Kader konuşamadı. Bunun yerine bir defter aldı ve yazmaya başladı. Sayfalar korkuyla doluydu. Bir sayfada şöyle yazıyordu:
“Babam mı yoksa başka biri mi bilmiyorum. Levent’in başında bir şey yaptı. Kalkamadım, konuşamadım. Sanki biri beni tutuyordu.”
Annesi bunu okuyunca korktu ama kızının aklını kaybettiğini düşündü. Birkaç gün sonra Kader’i bir akıl hastanesine yatırdılar.
Hastane soğuk ve sessizdi. Kader içeri girdiği anda bir terslik olduğunu hissetti. Doktor Kerem onu muayene etti.
“Ne görüyorsun Kader?”
“Korkunç şeyler.”
“Nasıl şeyler?”
“Babam… ama bazen babam değil.”
Doktor başını salladı. “Defterini okuyabilir miyim?” Kader defteri hemşireye verdi.
Gece olduğunda Kader yatağında oturuyordu. Tam o sırada ayak ucunda bir hareket gördü.
Başını yavaşça kaldırdı. Babası karşısında duruyordu. Solgun yüzüyle ona bakıyordu.
Gülümsedi.
“Levent’le işim bitti…”
Bir adım yaklaştı.
“Şimdi sıra sende.”
Kader çığlık atmak istedi ama kapı kilitliydi. “Bu gerçek değil…”
Ama adam eğildi ve kulağına fısıldadı: “Ölümünün nasıl olmasını istersin?”
Kader gözlerini açtı. Karşısında babası yoktu. Doktor Kerem vardı. Elinde defteri tutuyordu. Ve kapıyı yavaşça kilitledi.