*** Oturduğum kanepeden etrafı incelerken odağımı kesinlikle sağımdaki kişiden uzak tutmaya çalışıyordum. Koltuğun iki ucunda oturan küçük çocukları andırıyorduk adeta. Dizlerimin üzerinde duran beyaz bez parçasına indirdim bakışlarımı. Beyaz demek yanlış olurdu tanımlamak için çünkü burnumdan akan kırmızı kana bulaşmıştı. Dizini durmadan hareket ettiren Mert'in endişesini az çok anlıyordum. Oturduğum yerden geri çevrilerek bahçeye açılan pencereye baktım. Az önce gelen Ahmet, İrem'le konuşmak için gözlerden uzakta olmayan bir yer seçmişlerdi. Konuşmalarına bile tahammül edemiyordu resmen. Tekrardan eski konumuma geri döndüm. "Ne zaman gidebilirim evime?" İmalı soruma karşılık olarak düz bakışlarını bana çevirdi. Ne düşündüğü umurumda değildi benim tek derdim yaptığım utanç verici şeyden

