Banu’nun kalbi o kadar hızlı atıyordu ki Emirhan’ın bunu duyabileceğinden emindi. Ona baktı. Onunla evlenmek mi? Kelimeler zihninde yankılandı. Yüksek, sarsıcı, sersemletici. Delilikti. Her şey kontrolden çıkmıştı. Ama içinde küçük bir parça… inatçı ve inkâr edilemez bir parça… evet demek istiyordu. Daha geçen hafta Deniz’le olan nişanını bitirmişti. Oradan buraya—Emirhan’ın karşısında durup bir evlilik teklifini düşünmeye gelmek—baş döndürücüydü. Ama Emirhan farklıydı. Onun bakışı… dokunuşu… onu zorlama şekli… Banu’nun daha önce hiç hissetmediği bir şeyi hissettiriyordu. Yoğun. Tehlikeli. Bu aşk değildi. Henüz değil. Deniz’i sevdiğini sanmıştı. Ama bunun nereye vardığını gördükten sonra o kelimeyi tekrar söylemeye hazır değildi. Yine de Emirhan’a karşı hissettiği şey… sadece

