Beklediğim o an ikinci kez ayağıma gelmişti. İlkinde Baran’ın gücüne karşı koyamadığım için neredeyse hayatım sona erecekti. İkincisinde ise şartlar değişmişti. Baran Kılıçarslan’ın sonunu getirecek güç parmağımın ucundaki tetikte duruyordu. Kara gözleri delirmiş gibi yuvalarında titrerken kollarını iki yana açmış alaycı gülüşüyle göster bana diyordu, ‘göster bana!’. İçimdeki nefret öylesine beni sarmıştı ki, alaycı gülüşü bile sinirimi bozmuyordu. Tek isteğim sonunu getirmekti. Baran’ın sonunu getirmek Pirazizli’yle olan anlaşmama ters olsa da umurumda değildi. “Baran’ı öldürmek kolay kadın! Bu kadar intikam doluyken neden onu öldürmek istiyorsun?” Sorusuyla kaşlarım hafifçe çatılsa da “O kardeşimi öldürdü! Serra’nın sonu oldu! Yaşasın istemiyorum! Bir an daha nefes alsın istemiyorum!

