İçeriye girdiğimizde üçümüz büyülenmiş gibi bakıyorduk.Adel daha önce geldiği için evi biliyordu.Bizler ise böyle güzel dekore edilmiş bir ev daha önce görmemiştik.Ev dubleksti, amerikan mutfaklı devasa boyda bir daireydi.
Salonda kocaman yumuşak bir L koltuk özel ahşap işçiliği bir sehba vardı.Üzerinde birkaç moda dergisi bir iki tabak duruyordu.Karşısında hiç okunmamış ama dekoratif olarak yer kaplamış sıfır ciltli kitaplar duruyordu.
Hemen üstünde televizyon olarak kullanılan bir projekter altındaysa dekor olarak kullanılan bir elektirik şöminesi duruyordu. Arka tarafta ada tezgahı olan kocaman tertemiz bir mutfak vardı.Hiç yemek yapılmamış gibi parlak tezgahlar bir damla su lekesi bile olmayan lavabolar vardı.
Ev dergi kapağından fırlamış gibiydi.
-İsterseniz önce yemek yiyin sonra yerleşirsiniz.Benim çıkmam gerekiyor iş yerinden izin almak zorunda kaldım.Akşamda gelmeyeceğim rahat olabilirsiniz.Adel size yardımcı olur.
Bunları söyledikten sonra üst kata çıktı elinde küçük bir çanta ile geri geldi.
-Size afiyet olsun.
Teşekkür etmemizi bile beklemeden salondan ayrıldı.Bizler koltuğun etrafına yayılmış iştahla yemeğimizi yiyorduk.Karnımız doymaya başlayınca beynimiz çalışmaya başladı.
Meral;
-Şimdi ne yapacağız. Bir fikri olan var mı?
Tuana;
-Ben diyeceğimi dedim.İş bulamayacağız.Eve de çıkamayacağız.Çünkü paramız yok.Ailelerimiz sırf bizleri okula geri göndermemek için para da göndermeyecekler.Tamamen ortada kaldık diyebiliriz.
Adel;
-Sizi gene yanlarında tutmaya çalışan aileleriniz var.Ben gitsem iyice ortada kalacağım.Bursumla okudum zaten bana parada göndermeyecekler.Belki de telefonumu bile açmayacaklar.
-Bu Egenin çalıştığı otelde sadece patenciler mi arıyorlarmış başka boş yer yokmuymuş.
Adel;
-Hayır Ceren sadece patenci arıyorlarmış kimse bu teklifi kabu etmiyormuş.Kim bu kadar midesiz olabilir ki zaten kabul edecek kadar.
Meral;
-Senin bu Ege ne zamandır bu otelde çalışıyor.
Adel;
-Bilmem ki.Benimle konuşurken bulmuştu sanırım.Hatta beraber gelmiştik görüşmeye.Yani hemen hemen iki yıl.
Meral;
-Peki seninle konuşurken böyle bir dairesi var mıydı?
Adel;
-Hayır tabiki yurtta kalıyordu.Bizim gibi.Zaten ikinci dönem fakültenin kantininde tanışmıştık.Zaten üçüncü sınıftaydı staj yapması gerekiyordu.Oda burayı seçti.İşe başladıktan iki ay sonrada okul kapandı.Yazın ben bizimkilerin yanına gittim.
Ara ara Ege ile konuşmaya devam ettik bana ev aldığını falan söyledi.Daha sonra adresini attı bende bir hafta erken geldim.Sürpriz yaparım dedim ama bana süprüz oldu.
Tuana;
-Ne oldu tam olarak.
Adel;
-Ne olmadı ki.Kapının önüne geldiğimde bana kapıyı yabancı bir kadın açtı neredeyse annem yaşındaydı.İlk başta yanlış daireye geldiğimi sandım ama arkadan Ege'nin sesi geliyordu.
Meral;
-Belkide bildiğin gibi değildir.Gerçeken de soğruyu söylüyordu.
Adel;
-Hayır Meral.Nasıl desem kadın sabahlık gibi birşey giyiyordu Ege desen iç çamaşırıylaydı.Beni görünce bocaladı.Kolumdan tutup içeriye çekti.Kadın sessizce yukarı çıkıyordu.Ben açıklama yapmasını bile dinlemeden evden ayrıldım.O pisliği dinlemek gibi bir niyetim yoktu.
-Buna çok üzüldüm.Senin için büyük bir yıkım olmalı.
Adel;
-Boşverelim bunları şimdi ne yapabiliriz ona bakalım.
-Bana sorarsanız bu konuyu sabah konuşalım.Şuan ne mantıklı düşünebiliriz nede elimizden birşey gelir.
Tuana;
-Doğru söylüyorsun.Ama aklıma takılan birşey var.Bu Ege bu evi ne kadar sürede aldı demiştin?
Adel;
-Bir yıldan daha az bir sürede. Neden ne oldu ki?
Tuana;
-Kızlar biz bu işe saçma falan diyoruz ama bu adam garson olarak ne kadar kazanıyor da böyle bir daire alabiliyor.
Adel;
-Çok fazla bahşiş aldığını söyledmişti bende bilmiyorum.Zaten o normal bir garson değil.O "VIP DİSCO" da bir garsonmuş.Ne olduğunu bende bilmiyorum.Birçok kez gitsemde kapıdan içeriye girmeme izin vermedi.
Meral;
-Şu otelin adı neydi bir bakalım internetten.
Hepimiz telefonlarımıza saldırmış oteli araştırıyorduk.İçi de dışı kadar muazzam gözüküyordu.Hepimiz şato gibi gözüken bu eşsiz yapının içine çekiliyorduk.
Tuana;
-Kızlar şuna bakın.Bu otelin kral dairesinde bir gecelik sadece bir gecelik bir ev parası.Kim buralara para verir ki.
Meral;
-Zenginler, gösteriş meraklıları, iş sahipleri başka kim olucak.
Adel;
-Şuna da bakın bu geçen haberlerde söyledikleri yeni Arap şeyhi değil mi?Bakın o bile kalmış burada.Vay canına bütün karılarını çocuklarınıda getirmiş.Servet ödediği çok belli.Bir gecede bıraktığı bahşişe bakın.İnanmıyorum bu bir servet.
Hepimiz Adel'in tepesinde dikilmiş haberi inceliyorduk.Gelen müşterin varlıklı olanlarından "VİZYON MÜŞTERİ" başlığı altında bir dosya vardı.Futbolcular, dünyaca ünlü mankenler, tasarımcılar, iş kadınları, iş adamları, Araplar, aktristler, devlet adamları daha neler neler.
Dördümüzde koltuğa oturmuş orada çalışmanın nasıl olabileceğini konuşuyorduk.
-Şu memnun etme işi tam olarak neyi kapsıyor acaba?
Adel;
-Bilmiyorum ama iyi bir şeyi kapsadığı söylenemez.Baksanıza kızlar bır yıldan kısa bir sürede böyle bir yer almak için neler yapıyorlardır kimbilir.
Tuana;
-Neden Ege'yi çağırıp bunu sormuyoruz?
Adel;
-Saçmalama daha bu sabah olmaz dedim.
Tuana;
-Ama tam olarak neyden bahsettiğini anlamadın değil mi?
Adel;
-Tabiki de anladım.
Meral;
-Açıkla o zaman.
Adel susmuş tek kelime etmeden yüzümüze bakıyordu.Belkide şu memnun etme işi onun abarttığı kadar kötü değildi.
-Neden onu buraya çağırmıyorsun böylece daha düzgün bilgi alabiliriz.
Adel;
-Tamam arayacağım.
Beş dakikalık bir telefon konuşmasından sonra geliyor dedi.O sırada yeterince yayılmamışız gibi elimizde valizlerle kendimize oda bulmak için üst kata çıktık.Hepi topu iki odası vardı.Her odanın kendine ait banyosu bulunuyordu.İki kişilik yataklar vardı ama bu bizim için sorun değil.
Ben Meral ile yatıyordum.Adel de Tuana ile. Ege'nin odasını bize vermişti.İçerisinde giyinme odası olan be her yerde eşyalar olan bir oda olduğu için anlamak zor olmadı.Üzerimize pijamalarımızı giymiş salona geri dönmüştük.Yediklerimizi toparlıyorduk.
Birden kapının açıldığını duyduk.Yorgunluktan dağılmış halde Ege karşımızda duruyordu.
Ege;
-Çok vaktim yok gidip dinlenmeliyim.Beni neden çağırdınız?
Adel;
-Şu iş.Bize biraz bahsetsene.
Ege;
-Bu iş sizi kızlara göre değil.Bence vazgeçin.Burada da istediğiniz kadar kalabilirsiniz hiç sorun değil.
Adel;
-Nerden biliyorsun bize göre olmadığını.
Ege;
-Adel uzatma seni tanıyorum.Ayrıcı burdan bakıldığında da arkadaşlarının da nasıl insanlar olduğunu görebiliyorum.O yüzden bence uzatma bu işten de vazgeçin.
Adel;
-Ama biz işi istediğimizi söylemedik.Nasıl bir iş dedik.
Ege biranda dönüp bize baktı.Bizde neler olup bittiğini anlamak için birbirimize bakıyorduk.Adel'in bu fevri çıkışı saçma buluyorduk.
Ege;
-Tamam oturun ve beni dikkatli dinleyin isteyip istemediğinize sonra karar verirsiniz.
Dördümüzde uslu çocuklar gibi koltuğa dizildik.
Ege;
-Öncelikle dediğim gibi otelde tek eksik kadro patenci kızlar.
Adel;
-Kim bunlar?
Ege;
-Bunlar diğerlerinden farklı bir eğitim görüyorlar.Otelin personeline verdiği yan birkaç destek programı var.Bundan en çok Patenciler yararlanıyor.Otelde biz onlara Ateşli Tekerlekler diyoruz.
Çünkü sadece kızlardan oluşabiliyor ve kızlar tahmin edeceğiniz üzere biraz şeyler.Özel bir eğitimden geçiyorlar.Paten binme eğitimleri, bardak tepsi taşıma eğitimleri dil eğitimleri, mimik eğitimleri, makyaj yapma eğitimi bile veriliyor.
Adel;
-Bir dakika anlamadım.Sırf iki tekerlek üstünde servis yapıcaz diye bu kadar eğitimden mi geçiyoruz.
Ege;
-Hayır siz sözleşmeyi kabul ettiğinizde otomatikman size bu eğitimler veriliyor.Önce normel personel olarak başlıyorsunuz. Zamanla eğitim alarak yükseliyorsunuz.
Patenciler normal restorandan VIP sınıfı restorana transfer oluyorlar.Burada kral dairesi ve özel müşterilere hizmet ediyorsunuz.Şunu söyleyebilirim ki dünyanın servetini elinizden geçiriyorsunuz.
Adel;
-Peki şu memnuniyet.
Ege;
-Bildiğim kadarıyla orada müşteri sizden ne istesey yapmak zorundasınız.Bunun karşılığında çok yüklü bir miktar maaş ve bahşiş alıyorsunuz.
Meral;
-Ne isterse derken.Kasdettiğin ne?
Ege;
-Bence anladığınızı düşünüyorum.Bunlar dünyanın sayılı zenginleri ve ünlüleri sizden sadece tabağınızı almanızı yada içkisini tazelemenizi beklemiyorlar.