İstediğiniz üniversiteye gitmek sandığınız kadar kolay olmayabilir. Bazen maddi durumlar sizi zorlayabilir.Böyle durumlarda herkesin not defterinde birkaç numara olmalıdır. benim de bir iki numaram hep kösede bekliyordu.
Hazırlıkla beraber okuması gereken tam beş senem vardı. Ailemin de durumu ortadaydı. Geride kalan üç kardeşim daha vardı. Yazları çalışmam bir dönemde olsa idare ettirmem gerekiyordu. Yurt odasındaki arkadaşlarım bana bu yaz onlarla birlikte çalışabileceğimi söylediler.
Bu teklif çok hoşuma gitmişti. Sonuçta bu üç kız benim oda arkadaşlarımdı. Bir dönemi geride bırakmış ve hiç sorun yaşamamıştık. Tabi iş hayatı da yurt hayatı gibi olsaydı. Yurdu boşaltmak için bir haftamız vardı. O zaman zarfında bircok iş yerine cv bıraktık. Adel adında ki oda arkadaşım eski erkek arkadaşının daha önce çalıştığı bir otelden bahsetti.
Bİrde oraya gitmenin zararı olmaz diye düşündük. Çok acıkmıştık ve çok yorulmuştuk. Bütün gün otellere cv bırakmıştık.İki simit almış dörde bölüp yol boyunca sadece bunu yemiştik.Su alacak paramız bile olmadığından yurdun musluğundan doldurduğumuz klorlu suyu içmek zorunda kalmıştık.Otobüs kartlarında tek bir gidiş hakkımız kalmıştı.
Tek dileğimiz bir iş bulmaktı.Sezon dört ay önce açılmış oteller personellerini toplamışlardı. Arada derede kalan birkaç oteli geziyorduk.Tabi iş bulursak bir de ailemi ikna etmem gerekiyordu. Katı bir babam vardı. Kızının okuması gerektiğini çalışmasını istemediğini söylüyordu.
Bana sürekli "Çalışmak bende okumak alim olmak sende derdi."Ama elde olan belliydi ve yetmiyordu. Annek ev hanımıydı. Zamanında babamın aldığı iki göz odalı evimizden ve emekli maaşından başka hiçbirşeyimiz yoktu. Odada annem babam ve en küçük kardeşim salondaysa ben ve diğer kardaşlerim uyuyorduk.Babam çalıştığı fabrikada sakatlanmış erken emekli olmak zorunda kalmıştı.Bir daha çalışacak durumda değildi.Annem arada bir temizliklere gidiyor ne getirirse eve katkı sağlamaya çalışıyordu.
Hal böyle olunca okul okuyan dört çocuk ve altı boğaza bakmak kolay olmuyordu. Neyseki okulumu yarı burslu kazanmıştım bu ailemi biraz rahatlatıyordu. Ama yazlari calişmazsam ilerleyen zamanda okulun isteklerine yetisemeyecektik.Bunları düşünürken dar bir sokağa saptık.Sıcak hava iyice kasvetini indirmişti asvalta.Hava o kadar nemliydi ki nefes alırken adeta inliyorduk.
Adımlarımız birbirine dolaniyordu. Hepimiz kolkola girmiştik. Birbirimizden destek alıyorduk.Nihayet otelin kapısına geldiklerinde sıcaktan ve terden sırılsıklam olmuşlardı.Otel devasa büyüklükteydi. En tepesinde porselenden yapılma yuvarlak heykeller vardı. Her kat indiğinde büyük terasları her terasın ucunda da devasa büyüklükte hayvan heykelleri vardı.
Atlar, aslanlar, kartallar.Mimarisi bakımından silindire benziyordu. Denize sıfırdı.Duvarları siyaha yakın bir renge boyanmıştı. Aralarda sarı altın tonu cizgiler vardı. Görsel adete bir hallowen oteli gibiydi ama muazzam gözüküyordu.Kapıdaki güvenlik kulübesinden çıkıp bize doğru yürümeye başladı.
-İyi günler. Nasıl yardımcı olabilirim?
Adel eski erkek arkadaşının ismini söyleyip onunla görüşmeye geldiğini söyledi.
-Burada bekleyin. Telefon etmem gerekiyor.
Kulübesine yeniden gitti eline telsizini aldı ve birkaç kelime söyledi. Biz heyecandan birbirimize sımsıkı yapışmıştık.
Tek umudumuz burası gözüküyordu şimdilik. Diğer otellerden telefona gelmesini beklemekten başka şansımız yoktu ve bizi arayacaklarından pek emin değildik. Beş dakika geçmeden kapıda uzun boylu yapılı genç bir garson belirdi. Adel onu görünce biraz gerilse de hiç bozuntuya vermedi.Sürekli gözlerini kaçırıyordu.
İtiraf etmeliyim ki çocuk gerçekten yakışıklıydı. Adel'in görünce yüzünde biraz alaycı birazda çapkın bir gülüş belirdi. Gülüşü göz alıcıydı. Bu kızın bu çocuğu neden herkesten kıskandığını ve neden bir kere bile anlatmadığını, ayrıldıktan sonra bırakın haftalarcayı aylarca ağladığını anlatıyordu. İstemeden de olsa ona doğru çekiliyordunuz. Bakmamaya çalıssanızda elinizden gelmiyordu.
Adel'in tam karşısına dikildi, eğilip sarılmak istedi. Adel bir adım geri çekildi.
-Ağır ol bakalım. Buraya senin kara kaşını kara gözünü görmeye gelmedim.
-Öyle mi. O zaman bana yalvarmaya geldi.
-Ne saçmalıyorsun sen.Sen kimsin de ben sana yalvaracağım.
-Hadi ama tatlım sadece şaka yapıyorum.Söyle bakalım bu özel ve güzel süprizi neye borçluyum.
-Hiç birseye. Buraya seni görmeye gelmedim. Buraya işe ihtiyacım daha doğrusu ihtiyacımız olduğu için geldik.
O anda dönüp bize baktı. Ama normal bir bakıs değildi.Hepimizi tek tek süzdü.Gözleri adeta bedenimizde geziniyordu.Bakışları üzerimizdeki kıyafetleri delip icimize giriyormus gibi erotikti.Adel bu durumdan rahatsız olsada sinirlendiğini belli etmemek için kafasını sallıyordu.
-Bize yardım edecek misin? Yaksa arkadaşlarımı süzmeye devam mı edeceksin?
-Ne o kıskandın mı?
Bunu söylerken bir horoz gibi kabarıyordu.
-Kes zevzekliği ne kıskanması.Arkadaşlarıma av hayvanıymış gibi bakmandan hoşlanmıyorum.
Güldü kahkahası kulağa tirmalayıcı ama bi o kadar da erotik geliyordu.
- Tatlım burda avlanan ben değilim. Buraya gelerek av olan sizsiniz.
-Ne demek istiyorsun. Doğru düzgün anlat şunu.
-Burası sizin sandığınız gibi bir otel değil.
Bu sözler beni germeye başlamıştı. Bizi ne bekliyordu böyle.