Görünmeyen Kız
Bölüm 1
"Ela! Masayı hâlâ hazırlamadın mı?"
Mutfaktan gelen sert ses üzerine Ela elindeki tabakları hızla masaya yerleştirdi.
"Tamam anne, bitmek üzere."
Kadın memnuniyetsizce iç çekti.
"Her şeyi sana söylemek zorunda mıyım?"
Ela başını eğdi.
Bu tür konuşmalara alışkındı.
Yirmi dört yaşındaydı ama ailesinin gözünde hâlâ hiçbir şeyi doğru yapamayan bir çocuk gibiydi.
Oysa aynı evde yaşayan kardeşi Buse için durum tamamen farklıydı.
Buse ne yaparsa yapsın övülüyordu.
Buse ne isterse alınıyordu.
Buse hata yaptığında bile ailesi onu savunuyordu.
Ela ise hep ikinci plandaydı.
Her zaman.
Bugün de farklı değildi.
Evde nişan yemeği vardı.
İki ay sonra evleneceği Mert ailesiyle birlikte akşam yemeğine gelecekti.
Ela mutfaktan çıkarken salondan yükselen kahkahaları duydu.
Buse yeni aldığı elbiseyi gösteriyordu.
"Anne nasıl olmuş?"
Annesinin gözleri parladı.
"Ay kızım prensese benzemişsin."
Babası da gülümseyerek başını salladı.
"Bizim kızımız her zamanki gibi çok güzel."
Ela istemsizce durdu.
Sabah saatlerce hazırlanmıştı.
Yeni bir elbise almıştı.
Kimse fark etmemişti.
Kimse dönüp bakmamıştı bile.
İçini tanıdık bir burukluk kapladı.
Buse onu fark etti.
"Ela sen hâlâ bunu mu giyiyorsun?"
Ela şaşkınca baktı.
"Evet, ne olmuş?"
Buse omuz silkti.
"Biraz sıradan."
Annesi hemen söze karıştı.
"Aslında haklı. Daha şık bir şey bulamadın mı?"
Ela cevap vermedi.
Çünkü ne söylerse söylesin sonuç değişmeyecekti.
Her zaman olduğu gibi.
Her şey Buse'nin etrafında dönüyordu.
Kapı çaldığında herkes heyecanlandı.
Mert gelmişti.
Ela'nın yüzü istemsizce aydınlandı.
Mert son iki yıldır hayatındaki en güzel şeydi.
Onun yanında kendisini değerli hissediyordu.
En azından öyle düşünüyordu.
Kapı açıldı.
Mert içeri girer girmez elindeki çiçeği uzattı.
Ela heyecanla ona bakarken Mert çiçeği...
Buse'ye verdi.
Salonda kısa bir sessizlik oldu.
Mert hemen toparlamaya çalıştı.
"Şey... yanlış anlaşıldı."
Ama olan olmuştu.
Buse gülerek çiçeği aldı.
"Teşekkür ederim enişte."
Ela'nın kalbinde hafif bir sızı oluştu.
Mert daha sonra ona da sarıldı.
Fakat ilk birkaç saniyelik o görüntü aklından çıkmadı.
Annesi ise bunu bile eğlenceli bulmuştu.
"Bak Mert bile Buse'yi görünce şaşırdı."
Herkes gülerken Ela da gülümsemeye çalıştı.
Ama içinde açıklayamadığı kötü bir his oluşmuştu.
Akşam ilerledikçe bu his daha da büyüdü.
Çünkü Mert'in gözleri sık sık Buse'ye kayıyordu.
Belki sadece tesadüftü.
Belki de Ela fazla düşünüyordu belkide Mert heyecandan ne yapacağını bilememişti.
Ama bir şeyler farklıydı.
Yemek sırasında Buse bir hikâye anlatırken Mert gözlerini ondan ayırmıyordu.
Ela konuştuğunda ise çoğu zaman dalgın görünüyordu.
"İyi misin?" diye sordu Ela.
Mert hemen gülümsedi.
"Tabii ki."
Ama o gülümseme eskisi gibi değildi.
Gece sona erdiğinde Ela balkona çıktı.
Biraz temiz hava almak istiyordu.
Aşağıdaki sokak lambaları yanıyordu.
Şehir sakin görünüyordu.
Tam o sırada içeriden gelen kahkaha seslerini duydu.
Buse'nin sesi.
Mert'in sesi.
İkisi birlikte gülüyordu.
Ela içeri baktığında onları koridorda yan yana gördü.
Çok normal bir görüntüydü.
Ama nedense içindeki huzursuzluk biraz daha arttı.
Belki de yaklaşan düğünün stresi yüzündendi.
Belki de sadece kuruntu yapıyordu.
Sonuçta Mert onu seviyordu.
Değil mi?
Ela o gece odasına giderken hayatının birkaç hafta içinde tamamen değişeceğinden habersizdi.
Ve ailesinin yıllardır sakladığı korkunç sırrı öğrenmesine artık çok az kalmıştı...