5. Bölüm( Yeni başlangıç)

2611 Words
‘’ İşte geldik evimize, bakalım beğenecek misin?’’ Büyük bir plazaya girdiler, Geniş bir avlusu vardı. Harika bir peyzaj Çalışması yapılmıştı. Elit tabakanın yaşantısına son derece uyan bir havası vardı. Plazanın otoparkından asansör ile 54. Kata çıktılar teras katıydı. Dubleks gibi bir evdi. Harika bir evdi. Azra böyle bir evi hayatında görmemişti. Paralı olmanın nasıl bir şey olduğunu şu anda görüyordu. Etrafına alıcı gözü ile bakarken de Farjad onu süzüyordu, hayranlıkla bakmasından dolayı kendinden inanılmaz bir kibir hissetti. Hiçbir kadının para ve güce karşı koyamayacağını biliyor, bu yüzden de aynı etkinin Azra üzerinde de kalabileceğinden emin olarak kibir yapıyordu. Bundan sonrasında kendisine sonsuz bir itaat ve saygı konusunda daha dikkatli olacağından emin ve skor almışçasına bakıyordu Azra’ya… Bu kibirli hali her konuşmasına yayılmaya başlamıştı bile, ama Azra bu konuşma tarzından asla hoşlanmamıştı. Para ile kimsenin onu ezmesine izin vermezdi. Hiçbir konuda ilişkilerini ya da bir başka şeyi para belirlememişti. Belki zorunlu kalıp bu yolu seçmek zorunda olabilirdi Evet, bu hiç istemediği ama zorunlu olduğu bir seçenekti ama sonuçta karşılığını verdiği bir şeydi. O yüzden de bu adama karşı minnet, ya da boyun eğmek zorunda değildi. Bunu açıklıkla dile getirmekten de çekinmeyecekti. ‘’ Beraber kalacağımız evin içini, dayalı döşeli kiraladım. Bir yıllık kirayı da peşin ödedim. Evin hoşuna gitmeyen herhangi bir eşya, dekorasyon ile ilgili perdeler , bununla ilgili başka bir değişiklik yapmak istersen yapabilirsin. Siz kadınlar seversiniz böyle şeyleri, sende nasıl istiyorsan öyle yaparsın, ben karışmam, sonuçta en çok evde vakit geçirecek olan sensin. Kaldı ki bende öyle, rahat etmemiz önemli tabi! Ne gerekiyorsa bir liste yap! İç mimar bir çalışanım var gerekli yardımı ondan da alırsın, beraber halledersiniz! Tamam mı?’’ Bu bir kadının arayıpta bulamadığı bir teklifti, ama bu kadın bu evin kadını ise! Azra bu evin hanımı olmadığı gibi, Anlaşmalı olan bu evlilikte hiç söz hakkına sahip olmadığını defaten sözlerinde belirtmiş olan bu adam, şimdi ne diyordu böyle? Bazen çok kibar, bazen de kaba bir adam oluyordu. Bazen de Çelişkilerle dolu sözleri vardı. Kafa karışıklığı kaçınılmaz olan! Bütün bunlar erkekler konusunda fazla Tecrübesiz, hayata karşıda fazla bilgisiz olan Azra için son derece yorucu bir durumdu. Her zaman bilmediği konusunda karşı tarafa malzeme vermemek için, istemez talep etmez! Hayır demezdi. Şu an da da öyle yapacaktı. Bu bir itaat değildi, bu sorun çıkarmamanın bir kuralıydı ve en kolay olanıydı. Ev dekarasyonu hiç bilmediği, zevkinin olmadığı bir konuydu ve bu konudaki eksikliklerininde bu zengin kendini beğenmiş adam ve yanındakiler tarafından bilinmesini de istemiyordu. Bütün bunlar bir süreye bağlıydı, o zamana kadar sabredebilirdi. Bunlar hayatında sorun olmamış konulardı. Zaten Üç yıllık bir süre gelir geçerdi, daha fazlasına gerek yoktu. Belki de bu talepleri yaparsa bu adam başka isteklerde de bulunur, eli mahkum olurdu ve ona daha fazla borçlu olurdu. Bunu asla istemiyordu. Bu adama malzeme vermek Prim vermek istemiyordu. Ona başka şekillerde Muhtaç olmak yada, borçlu olmak asla istemiyordu. ‘’ Bir değişikliğe gerek yok, şua anda gördüğüm herşey fazlasıyla var! Ama senin bir isteğin varsa değişiklik yapabilirsin, yapmam gereken ve yapabileceğim bir şey varsa yardımcı olurum ben!’’ Uyumlu olmaktı tek istediği kavga çıkmamasıydı. Bu adama hangi yerden yaklaşırsa yaklaşsın işe yaramayacaktı. Ortak bir dil oluşmamıştı. Daha bir gün geçmeden, uç sınırlarda kavga bile etmişlerdi. Bugün Misafirlerinden sonra yalnız kalmak, duş alıp bir yorgana sarılmak istiyordu hepsi bu… ‘’ Ben kadın işine karışmam! Sen yapılacakları belirle, ben gerekli finansmanı sağlarım! Sonuçta gücüm var! İstediğin ne ise söylemen yeter!’’ ‘Bu ne kibir! Paralı ve Zengin olduğunu gözüme sokmak konusunda adeta kendini paralıyor! Bu muhabbet ve tavrı bitmeyecek galiba? Çok sıkıcı bir adam, kendini ne sanıyorsa artık? Paranın getirdiği her gücün bir minnet sebebi olduğunu düşünüyor, Bu tartışma bitmez! Neyse ben diğer odalara yöneleyim, Gelecek olan misafirlerim için bir mutfağa bakmam lazım! Bu adamla vakit öldürmek işkence gibi!’ Farjad ile tartışmak istemiyordu, Diğer odalara yöneldi. Farjad arkasından gelerek onu takip ediyordu. İki yatak odasına yöneldiler, tam karşı karşıya kapıları açılan iki oda. ‘’ Bunlar yatak Odaları, Hangisinde kalmak istersen ben uyarım! Sen belirle ona göre eşyalarını da ayarlarsın. İki odanında pençeleri aynı manzaraya bakıyor, Bence farkermez ama sen öncelikli olarak tercih yap!’’ ‘’ Teşekkür ederim benim için de farketmez! Banyoya en yakınını tercih edebilirim.’’ ‘’ Odaların içerisinde tuvalet banyo var!’’ ‘’ Ah! Öylemi? Bu harika!’’ Farjad, Genç kızın bu tepkilerinin onun minimal ve getto hayatından kaynaklandığını düşünüyor. Bundan dolayı kendinde kibir duyuyor içten içe onu küçümsüyordu. Aslında bu onun tarzı olmamasına rağmen, bu duygularına engel olamıyordu. Çok fazla görmemiş bir kız olduğunu düşünmeye başladı. Belki de bir arada oldukları sürece, kültür olarak bir uyum yakalayamazlardı. Eğer eğitimi de bu kadar kötü ise, hiçbir şekilde ortak bir noktaları olmazdı, ve bu kesinlikle sorun olacak gibi görünüyordu. Eğitimsiz, hiç kitap okumamış kendini eğitememiş kadınlara karşı tahamülü yoktu. Bütün bunlar şuan onda büyük bir kibir yapmıştı. Oysa ki, Azra eğitimsiz bir kadın değildi. Değme Felsefecilere taş çıkaracak fikirleri ve tartışmaları da olmuştu. Ama birbirlerini tanımadıkları için şuan ön yarğılı bakıyordu ikiside… ‘’ İstersen odana bir göz at! Sonra konuşuruz ben salonda olucam!’’ ‘’ Bende mutfağa geçerim, Şenol ile Selin gelecek ya! Yemek hazırlamak istiyorum. İlk misafirler sonuçta!’’ ‘’ Gerek yok! Ben menü ve diğer her şeyi dışardan hazırlatıyorum. Onlar geldiğinde servis için gelecekler, sen git odana dinlen!’’ ‘’ Ah! Şe-Şey! Tamam Peki!’’ Azra şaşırdı, sonuçta evinde yemek pişirebilirdi. Dostlarına ikram ederdi. Yapmadığı bişey değildi, ne sanıyordu ki bu adam? Yemek yapmayı bilmediğini mi? Belki de başkasının yaptığı yemeği yemiyordu. Evet kesin öyle, Kibirli ne olacak! Bu şekilde bir tiki olabilirdi. Ama dışardan yiyorsa, Azra’nın yaptığını da yiyor olması gerekirdi. Çok fazla Çelişkili bir adamdı Farjad! Belki de memnuniyetsiz bir adamdı. Onu memnun etmek için büyük bir çaba sarfeteceği bir gerçekti. ‘Para olunca her şey sorunsuz hallediliyor. Bu rahatlıkta ne böyle? Bana hava atmak için adeta kendini paralıyor! Ama işe yaramayacak, ne yaparsan yap para ile yaptığın hiç bir şeyin kıymeti olmaz! O Kadar kibirlisin ki!’ Aklından bunları geçirdiğinde, artık kendisine ait odasındaydı. Yatak Odasında her şey vardı. Temiz Çarşaflar ve Büyük bir yatak. Hızlı ve büyük adımlarla odayı şöyle bir keşfetti Harika kocaman bir banyosu ve giyinme odası bile vardı. Alıştığı hayattan çok farklıydı. Bu konfora ve Zenginliğe alışmamak elde değildi. Ama Alışmaması gerekirdi. Bu da tehlikeli olan konulardan birisiydi işte… *** Mutfak ankastre ve gömme dolaplı, tezgâhta şey yok dışarda, ortada bir Amerikan tezgâh, ortadaki tezgâhta lavabo, musluk ve renk olarak siyah hakim oldukça zevkle döşenmiş, bunları bazen kataloglarda görüyordum ama bu kadar gerçek olarak ilk defa görüyordum ve harika bir mutfak içinde tam üç yıl geçirecek olmak bile bende güzel bir duygu yarattı. Bu mutfakta seve isteye neler yapılmazdı ki? Her türlü elektronik mutfak eşyası düşünülmüş, filtre kahve makinası, fırın, hamur yoğurma makinesine, bulandırdan, mikserine kadar her şey vardı. Yemek yapma konusunda heveslendim. Ama Bu evde bu adamlar mutfakta harikalar yaratamayacağımı anlayalı henüz yarım saat olmuşken, büyük bir hüsrana uğradım. ‘’ Evin en çok mutafağını sevfin sanırım! Resmen kendini kaybetmiş görünüyorsun!’’ ‘Ya ne demezsin! Sayende hevesim doğduğu derinliklere yeniden geri döndü’ yürümde sahte bir gülümseme ile arkamı dönmeden önce düşündüğüm şey buydu. Bu ev harıkaydı. Ama bu adam değildi. ‘’ Mutfak çok güzel, herşey düşünülmüş!’’ ‘’ Yemek yapmayı biliyorsan, kullanılacaksa anlamlı olacaktır! Yemek yapabiliyor olmak, iyi bir şey tabi…’’ ‘Ne demek yemek yapmayı biliyorsan? Ne sanıyor bu adam beni? Agzında gümüş kaşıkla doğan benim sanki! Bunu sana söylemek lazım! Biz her bir şeyi kendim hayatımızı devam ettik!’Azra iç sesiyle adeta dertleşir hale gelmişti. Bu adama karşı bir savunma şekli oluşturmaya başladı, Ne söylerse söylesin sinir olmamak elde değildi. Oda kavgasını içine içine yapıyordu. Sürekli laf sokarak, ima ederek neye varmak istiyordu ki? Bu kibir, bu üstenci tavırlar hastalık yapacak kadar zararlıydı. Her şeye rağmen, sessizlik yeminini bozmayacak onunla münakaşa etmeyecekti. Ne düşündüğünü asla bilmesine izin vermeyecekti. Yine sessiz bir şekilde salona ilerledi. Dönüp gitmesi, Cevap vermemesi, olayı sessizce kapatması Farjad’ın sinirlerini bozmaya başladı. Karşı bir tepki beklerken onun bu tavrı dinirlerini bozuyordu. Aslında üstünlük kurduğu için sevinmesi gerekirdi ama bu kızda rahatsız edici bir şey vardı sanki! Bunu bir bilge yada erdem olsun diye yapmıyordu. Bir konuda savunma geliştirmek olarak yapıyordu. İçten içe bir tepkisi vardı ama nedense bununla ilgili en ufak bir ip ucu vermiyordu. Bu belirsiz tavırlardan nefret ederdi Farjad! Arkasından salona doğru ilerlerdi. Azra’nın hareketlerini inceliyor bir ipucu yakalamaya çalışıyordu. Kız bu konuda iyiydi. *** Salonda Kocaman geniş duvarda asılı duran devasa bir Televizyon, Sessiz sistemleri ve büyük deri rahat koltuklar Orta sehpası ile uyum içerisinde harika bir zevk ile döşenmişti. Tıpkı katalog resimleri gibi, son derece zengin ve elit duruyordu. Elbette hayranlıkla bakıyordu Azra… Beğenisini fark eden Farjad her anlamda tatmin olmuştu. Tüm bunların kendisi seçmişti. Eğer değiştirmek isteseydi Azra’ya çok kızardı. Sırf incelik olsun diye teklif etmişti aslında, bir nevi tepkisine bakmak için, ve bu konuda sorun çıkarmadan aksi bir görüş bildirmeden kabullendiğinden dolayı da tam not almıştı. Asla zevkinin üstüne yada seçimlerine laf edilmesinden hoşlanmayan bir adamdı Farjad, İran’dan ailesinden aşiretinden kopma sebeplerinden biri de bu kendine göre olan gururu, kibriydi. 3 yıl gibi Kısa bir zaman içinde olsa, Azra’nın onun fikir ve zevklerine tamam demesini bekliyordu. Gereksiz polemikler yaşanırsa da, olması gerektiği gibi oldurmasını da bilirdi. Her ikisi de deri koltuklara oturdu ve kendi düşüncelerine daldılar, en çokta Azra bu hayata alışacak, aradaki bu farklılıklarını minimuma indirecekti. O anda aklına mıhlamış olduğu tam olarak buydu. Uyum olması gerekiyordu. Tabi bu bay kibirlinin kırması gereken bir kibri vardı. Onu görmezden gelmekte, epey bir çaba gerektirirdi. Eğer oda gayret ederse kolay olurdu bu işler. Farjad kültürel olarak farklı olsalarda, Azra’nın atacağı her olumlu adıma karşılık elinden geleni yapabileceğini düşünüyordu. Bir ortak payda olacaktı. Yoksa herşey zor olurdu zaten… *** İşte tüm bunları düşünürken aşağıda sitenin Danışmadan selin ve Şenol un geldiklerini haber verdiler. Çok konforlu, oldukça güvenli bir yerleşlim yeriydi. Bu lükse alışmak kolay olacaktı da bunu bırakmak zor olacaktı. Azra, Sevindi arkadaşları geldiğinde, ilk misafirleriydi, yen hayatında yeni bir ev ve başlangıçta, heyecanından yerinde duramıyordu. Bulundukları Katın kapısını açtı ve beklemeye koyuldu. Çok heyecanlıydı. Asansörü beklemeye başladığında, Arkasında spor giyinmiş üstünde beyaz, balıkçı yaka triko kazaklı ve altında krem nubuk pantolonu olan kara yağız adamı fark etmedi bile ! Gelen Fısıltılı Ses Kulağına eğilerek söylediği ile anladı Farjad in arkasında olduğunu ‘’ Çok heyecanlısın arkadaşların gelecek diye!’’ Farjad artık hareketlerine hiç engel koymamaya başlamıştı bile, Kapının önünde dururken Azra’ya çok yakın duruyordu. Neredeyse çok yakın, sürdüğü erkeksi koku burnuna çalındığında içinde bir şeylerin uyandığını hissetti. Tüm bunlar yabancı olduğu daha önce hiç karşılaşmadığı türden duygulardı. Hatta daha samimi bir tavır olsun diye, genç kızın beline elini koymuştu bile Farjad! Bu b eklenmedik hareketi ile de Azra’yı yerinden sıçrattı. ‘’Sakin ol güzelim! Bunda bişey yok! Karı kocayız biz!’’ Bu tavır karşısında ne yapacaktı ki Azra? Hoşuna gitmişti, Bu hisler hoşuna gidiyordu inkar edilemezdi ama nasıl tepki vereceğini bilmiyordu. Farjad’ın yüzüne baka kaldı. "Ne? Arkadaşların geleceği için pek heyecanlandın, çok seviyorsun onları! Değer Veriyorsun, Mutlu olduğunu görsünler işte fenamı?" Her zaman ciddi, Siyah takımdan çıkmış adeta parlayan bu adama hayır demek istemedi. Kokusu, çekiciliği, ve onun içine düşürdüğü bu heyecan dalgasına yenik düştü. Arkadaşlarının gelmesinden çok, yakın mesafede duran bu dayanılmaz Cazibeli adama kanı kaynıyordu. Bu gerçekten de akıllara Zarar bir durum olsa da bundan o anda vazgeçmek kolay değildi. Kendi haline bıraktı. ‘’ Tamam, Sorun yok!’’ Genç adam '' himmm! Güzel!’’ diyerek konuyu kapadı. Dudağının kenarında çapkın bir gülümseme ile beklemeye koyuldular Tam o sırada asansörden indi genç sevgililer kapı acildi ve Selin koşarak geldi, sarıldı arkadaşına, Şenol da erkek selamlaşmasına binaen tokalaştı ve Azra’ya kısa ve acele bir tek öpücük verdi. Selin’de farjad’a tebessüm etti ve sarıldı. Bu sarılmadan pek hoşlanmadı Farjad. Şenol’un Azra’yı öpmesinden de hoşlanmadı. Ne ara bu kadar samimi olmuştu bu ikisi, henüz tanışmış oldukları bir adama bu karşılama pek uymamıştı ama yine de memnuniyetsiz oluşunu da bakışlarından saklamadı. Azra ellerinden eşyalarının olduğu bavulu alırken teşekkür etti. Beraber önce Salona geçtiler bir kahve içtikten sonra, büyük ve gösterişli hem mutfak hemde yemek odası olan bölüme geçtiler Güzel bir yemek eşliğinde, sohbet ettiler, hoş keyifli bir sohbet eşliğinde yemekler yendi, tatlılar yendi. Farjad kırmızı şarap teklif etti, bayanlar almadı ama beyler hayır demedi tabi onlar Salona geçtiklerinde, kızlar da mutfağı toplamak, sohbet bahanesi ile haremlik selamlık yapmışlardı bile, bu Farjad’a tanıdık geldi. Erkekler ve Kadınlar ayrı bir oda da sohbet ederlerdi onların kültüründe, özellikle erkekler ayrı bir oda da meclis yapar, aleme gelirlerdi. Erkekler işten güçten politikadan spordan bahsederken koyu bir sohbete dalarken, Kadınlar da tüm gün olan biteni birbirlerine anlatıp şakalaşıyorlardı dedikodu, entrika, hava atmalar, yemek tarifleri, koca şikayetleri gibi konularla kendi aralarında eğlenirler hoş sohbet ederlerdi. '' Kızım asansörden indiğimizde Farjad beline yapışmıştı, seni gidi seni! Neler oluyor anlat hemen! Ben çatlarım bilirsin! ne yaptınız kaynaştınız mı? bizden ayrıldıktan sonra neler yaptınız ne konuştunuz anlat hemen!'' Tamam işte düşmüştü Selin’in diline, bu meraklı ve ağzı bozuk arkadaşından kaçamayacaktı. Severdi bu hallerini ama kendisi konunun dışında olduğu zamanlar. Bu zamana kadar pek heyecan verici konuları olmadığı için konu hiç ona gelmezdi ama bu defa kaçacak bir yerde yoktu galiba! '' Sadece hoş görünmek istedi, Hepsi bu!, ne kurcalıyorsun kızım! Yok bişey! olmaz da! bırak bu isleri! onunla benim dünyam çok farklı, kaldı ki o benim gibi birine bakmaz! İlgide duymaz! Çok farklı iki insanız, bu zaman bir an önce geçse iyi olur! '' '' Ya!Tabi tabi! niye senin ne eksiğin varmış fıstık gibisin! diğerlerinin bokunda boncuk mu varmış, kendine hep haksızlık ediyorsun, bari bundan sonra etme arkadaşım! belki bunda bir hayır vardır. Bırak Allah'a bak ne mucizeler ne mucizeler! '' '' Ask olmadan olmaz! bu işler kızım! birbirimiz den haz almıyoruz! Bugün ilk kavgamızı yaptık bile! hem! Ayni evde yasayan herkes illaki birbirlerine mi yazılıyor yani? Bizim durum farklı ve sözleşmemize sadik kalıcaz, gördüğüm kadarı ile farjad öyle biri değil, kültürü farklı ve ortak fikrimiz olamaz! Mücize de bizi bulmaz! Hani bir söz varya, Herkesi siker Talih, bizi siker kör salih hesabı bahtımız karanlık bizim!'' '' Hemen de çözdün adamı! Niye o erkek değil mi? Seni arzulasa bile belki güvenini kırmak istemez uzak durur ve mesafeli davranır. Ona sen güç, umut vereceksin ki sana açılsın! biraz sokulmanın kimseye bir zararı olmaz fırsatını bulunca kaçırma sakın aklını kullan lütfen! Bak bu fırsat kaçmaz! '' Selin bu göz kamaştırıcı Zenginliğin ve Paranın kokusundan oldukça serhoş olmuştu. Eğer bir seçenek olsaydı belkide o bunu sonuna kadar değerlendirirdi. Düşündüğü şey, Azra bu fırsatı kaçırırsa da ondan daha büyük aptal olmazdı. '' of be! Senle gerçekten uğraşılmaz! Şu konuyu kapatalım artık olmazmı?'' Diye can sıkıntısını belli etti Azra… Ve devam etti; "Hayatımda hiç bir şey kolay olmadı, sende biliyorsun. Bu durum hepsinden de zor, netice de hiç tanımadığım biri ile aynı evdeyim. Nasıl biri bilmiyorum. Büyük korkularım var ve incitilmek istemiyorum. Böyle durumlar ile başa çıkabilecek güçlü bir yapım yok, isterik değilim evet! sadece her şeyin yolunda gitmesini Umuyorum! Senin dediğin gibi en iyisi olur, Ve sorunsuz bir şekilde olur inşallah bir seyleri umut edip hayal kırıklığına uğramak istemem o yüzden dediğini yapamam selin! Ben bu sefer temkinliyim, yara almadan, incinmeden bu iş bitecek! En azından öyle umuyorum!'' Genç kızın Sesi titriyordu, korku ve endişesini konuşmasında analatabilmiş, net ifade etmişti. Azra’nın gözlerinden ufak birkaç damla yas geldi, Kalbi kırık umitsiz olan bu hali acınası ve üzücüydü. Azra, Selin’in gözlerine baktı bir müddet ve Arkadaşının kendisini anlamasını umuyordu. Anlamasını bekliyordu. Zor olacaktı, ama anlaması gerekiyordu. Selin duruma üzüldü. Arkadaşının bu umutsuzluğuna üzüldü. ‘’ Tamam tatlım! Zamana bırak!’’ Kızlar biraz daha sohbetten sonra Şenol mutfağa gelerek böldü. ‘’Selin hadi yavaş yavaş kalkalım. Yarın iş var, saat geç oldu. Misafirlik buraya kadar, yeni evlilerde yorucu bir gün geçirdi dinlensinler!’’ Selin başını önüne eğerek tamam işareti yaptı. Şenol bir an Azra ya baktı. Ağladığını anlamıştı, ama arkasında Farjad duruyordu, o yüzden bişey sormadı. Nasılsa Selin ona her şeyi anlatırdı. Sessizce kalktılar mantolarını giydiler ve asansöre ilerleyerek selam verip gözden kayboldular.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD