7. BÖLÜM (Gel gitli düşünceler...)

1638 Words
Akşam saat 08:00 de geldi eve Farjad. Oldukça yorgun görünüyordu. Yoğun bir gün olmuştu, yeni şirket işleri kovalamaca, toplantılar derken akşamı zor etmişti. Dün gece uykusunuda almadığı için dinlenmek istiyordu. Tüm gün heyecanlı, içi içine sığmayan Azra, Farjad’ın keyifsiz bir şekilde içeriye girmesi, selam vermemesi ile yüzü solmuştu. Farjad daha girer girmez, orta giriş antrenin hemen mutfağa bakmasından dolayı Azra’nın hazırladığı, mutfaktaki masayı görmüştü "Hiç aç değilim erken yatacam yorgunum! " diyerek direk banyoya girip duş alması ardından, odasına çekilmesi ile büyük Azra hayal kırıklığına uğramıştı. Yapacak bir şey yoktu. Sesini çıkarmadı. Tüm gün nedense beklemişti, Sabahki Jeste karşılık vermek için, beraber akşam yemeği yemek için. Oda masaya oturmadı. Yalnız başına ne yapabilirdi diye düşündü. Acele ile Mutfağı topladı ve TV odasına Salona geçti. Romantik bir film buldu ve koydu, uzandı seyretti. Etkileyici Duygusal romantik bir filmdi, ama yalnız seyretmesi keyifsiz oluyordu. Çok fazlada kendini veremedi zaten, Göz kapakları ağırlaşınca, koltukta TV açıkken sızıp kalmıştı. Değişik olumsuz anlamsız rüyalar gördü. Kan ter içinde kalmıştı. Sayıklıyor, kabusu gerçekte yaşarırcasına acı çeker sesler çıkarıyordu. Saat gece 02:40 gibiydi. Farjad odasından mutfağa su almak için çıkmıştı. Mutfaktan elinde sürahi ile dönerken, Azra’nın salonda olduğundan habersizdi. İnleme mırıldanma duydu ve sesin olduğu yere doğru yöneldi. Koltukta giydiği sabahlık üstünden düşmüş, yarı çıplak vaziyette yatan genç kız, rüyasında sayıklıyordu. Anlamsız cümleler kuruyor, korku haliyle inliyordu. Elindeki Su dolu sürahiyi ve bardağı ortada duran sehpanın üzerine bıraktı. bu manzaraya genç adam, Kayıtsız kalamadı. Farjad ne dediğini ne sayıkladığını anlamaya çabalayarak, diğer koltuğa oturdu, ona gözleri takıldı kaldı, onu öylece izledi. Sonra kalktı üzerine pike getirdi rahatsız etmeden üstünü örttü, ayakta tepesinde duruyor kıza yukardan bakıyordu. Öylece kızın çehresini izliyor, ne kadar güzel ve alımlı bir yüzü olduğunu düşünüyordu. Her şeyden habersiz genç kız, inliyor çaresizce yardım ister gibi kıvranıyordu. Böyle bir anı bir daha bulamayacağını bilen genç adam ise onun bu kıvranan bedenine, masum yüzüne takıldı kaldı. Bunu neden yaptığını kendide bilmiyor, hatta kendine şaşıyordu. Bu kadının diğerlerinden ne farkı vardı ki, ondan neden etkilensin? Birçok kadın zarf atmadan, kompliman yapmadan onun yatağına giriyor, istediğini veriyordu. Bu konuda zorluk çekmeyen bir erkekti Farjad. 'Bir erkek olarak, içinde bulunduğum durumu iyi yönetiyor olmam gerek, herşeyi her yönü ile değerlendirmem gerek. Bu kız ananeleri, örfü ve fikri ile bana ve aileme çok uzak, ben modernite isteyen bir adamım bu batı kültürüne yabancı değilim, benim için bir şekilde halledilir bir yanı var evet, fakat bugün bu evliliği ailemden biri gelip görse bu kız beni yalanda olsa ne kadar taşır? Aramızdaki fikir ayrığı kültürel bu farklılığı şuanda hallediyoruz ama ya o zaman ne kadar halledilebilecek? Bakınca şimdiye kadar tanıştığım ve görüştüğüm hiç bir kadına benzemiyor. Uysal, kolay kabullenen, sorun çıkarmayan bir kız! Bu sabah bunu gösterdi. Tavrına devam edebilirdi. Akşam güzel bir masa hazırlamıştı. Ama ben açıklama yapmadan kabalık ettim. O çabalarken ben kibirli davrandım. Onu anlamaya çalışmam gerek ama buna ayıracak vaktimde enerjimde yok! Bazı şeyler kontrolüm dışında gelişiyor istemeden hemde. Diğer yandan, hal ve hareketleri özellikle gözleri bakışları aklımı başımdan alıyor, beni uyarıyor! Netice de bende bir erkeğim bu mesafe ne kadar daha bozulmadan olur ki? Hemde aynı evde, bu kadar yakınken. Ben inkar etsemde aramız da tensel bir çekim olduğu kesin, onun hızlı nefes alışları, yüzünün kızarması, anlamsız heyecanı ve elinin ayağının dolaşması bana olan karşı koyamamasından, bu tensel tutulum onda da var. Tüm kadınların hepsinin kendine göre oyunları ve entrikaları var, Günün sonunda sıkıcı ve çekilmez oluyorlar. Ama Sanki bu defa başka gibi geliyor Diğer kadınlarla gönül bağı kurmadım, ama bugün kendi işlerimle uğraşırken daha iki gün bile olmamış, tanımadığım bir kadını defalarca düşünüyorken buldum kendimi. Şu anda bile onu böyle seyrederken bile, aklımı başımdan alıyor. Ona sahip olmak istiyorum. Belkide bir kez yatsam bu ısrarımdan kurtulurum. Bu kızın her türlü bakışı, duruşu, kadınsı halleri benim erkekliğimi harekete geçiriyor ve buna engel olamıyorum. Şu an bu sorunumu da çözmem gerekiyor aşk ve bağlanma yok! Eğlence olabilir, kabul ederse bu olur, ama aşk olamaz! Azra Koltukta kımıldanmaya başladı. Bir den uyku sersemi gözünü açtı ve beni ayakta ona bakar pozisyon da görünce panik yaptı. Üstüne baktı, üstünde pikeyi görünce daha da pikeyi üzerine sıkıca çekti, benden de gözünü ayırmıyordu. Bu haliyle bile o kadar güzel görünüyordu ki! Bu kızın kendine ait, bir aurası vardı, beni içine çekiyordu. Koltrolsüz bir adam elbette değildim ama ben bir erkektim. Seks yapmayı seven, kadınlarla yatakta oynamayı, oyun kurmayı seven ve hertürlü oyunla oynamayı seven bir erkektim.’ Bütün bunları düşünürken o kadar sessizdi ki, mışıl mışıl uyumasına engel olmamıştı. Azra uykusundan uyanana kadar tepesinde dikilmiş onu hayran hayran seyretmişti Farjad. ‘’ Burada uyuya mı kalmışım? Afedersin, film izlemek istemiştim sadece!’’ Göz göze geldiler kız kendini açıklamaya çalışıyor Adam ise onun hareketlerini izliyordu. BU yeni uykudan uyanmış mağrur, mahsun hallerine hayran hayran bakıyordu. " Uyuya kalmışsın, Sayıklıyordun! Bende uyanmanı bekledim. Üstün açık uyumuşsun, hasta olmak istemiyorsan buna dikkat et! Üstüne bir şey almadan uyuma!" Sehpanın üzerindeki sürahiden su doldurdum ve su bardağını uzatarak “ iç! İyi gelir" dediğimde, önce kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Anlam verememişti, hala ayılamamışta olabilirdi. Ama elimdeki bardağı aldı ve sakin bir şekilde içti suyu. Öylesine sakin ve yavaş hareket ediyordu ki, aynı anda aklından binlerce düşünce geçtiğine o kadar eminim ki, ne düşündüğünü merak etmekten kendimi alamadım. Kafasını kaldırıp bardağı bana geri uzattı ve; "Teşekkür ederim, sanırım sızmışım bir daha olmaz, dikkat ederim!!" ‘birden kalktı ayağa, yavaşça kendi odasına yöneldi " iyi geceler" dedi ve odasına girdi. Sanki utanmıştı, bu hareketler beni çıldırtıyor, çekingen şaşkın halleri ona çok yakışıyordu. O iri gözleri, o kadar anlamlı bakıyordu ki, bilertekmi bu şekilde davranıyordu. O bana dik dik bakması, kafasında düşüncelere dalmış bir şekilde beni yüzümü incelemesi ve benimle göz göze gelmesi? anlayamıyorum, birşeyler söylemeye çalışıyor ben mi onu çözemiyordum. Bu kız bende delice bir -merak uyandırıyordu. Kadınları çözene kadar bu tutku ile yanan bir adamdım. Sonrasında ise peşlerini bırakırdım. Bu defa onlar benim peşime düşerlerdi. Bu kabul gören bir durum değil elbet, hatta mide bulandırıcı, Bir erkek ihtiyaçlarını önceler şehveti kovalar bitince de bakmaz bu bilinmedik bir şey değildi ki! Tüm erkeklerde olan bir ego! Ama kalbimize işleyen kadınlar için elbette durum bambaşka. Hatta çok başka! Ben sadece bir kadını gerçekten içime işleyen bşr kadını sevmenin ne olduğunu bilen bir adam değildim. O yüzden de, Bütün kadınlar gibi bakıyordum ona da, Azra’yı da çözecek, sırlarını ele geçirecek onu sessizce dinleyecek ve sonra sikip atacaktım. Bütün bunlar olduktan sonra onu tamamen kafamdan, düşüncelerimden çıkarırdım. Daha öncede yatım, defalarca hemde! Benim için bildiğim yol ve Kaçınılmaz tek gerçek buydu. Çokta ciddiye alınacak baş ağrıtacak bir şey yoktu. Ne kadar iğrenç görünse de erkek doğası buydu. İnkar edilemez doğası… Azra: ' Ne halt yedim ben öyle? Dikkatsizim, nasılda dikkatsiz… Resmen salonda koltukta, yarı üryan TV karsısında sızmışım. Kendime inanamıyorum! Adam beni izledi, o halimi izledi, kendime çok kızıyorum şu an. Ne kadar kıssamda fayda etmez! kalktığımda tepemdeydi ve gözleri üzerimdeydi. Nazik olmaya çalıştı, bana su vererek, gözlerinde bir ima vardı. Daha akşam yemeğine gelmeyerek trip atmıştı sabah yaptığı barış gösterisini, ‘’ sakın şımarma’’ der gibi sona erdirmişti. Ona karşı Bir anda oluşan sempatimi kaybettim. Bu ikili birli haller dengemi de bozuyor nasıl davranmam gerektiğini bilemiyorum. Yorucu insanlardan her zaman uzak durdum ama bu defa kapıyı kapadığımda dışarda kalmayacaktı ki! Sanırım beni küçümsüyor, kendi sınıfından görmüyor, paranın ona verdiği tüm ayrıcalıklardan dolayı da kendine denk görmüyor. Buna şaşırmamam lazım, bununla baş etmeliyim. Asla üzül semde belli etmemeliyim. Güç hissettiğinde defalarca aynı şeyleri yapacaktır. Beni kolayca, hükmü altına almaya çalışıyor. Onun için Bu işin kolay yani, O güçlü olan taraf! Aslında ben elim kolum bağlıyım bunun farkındayım ve zaten ona karşı gelmiyorum ki! Suyuna gideceğimin mesajını defalarca verdim aslında, niye ısrar ediyor? Of ya! Ben bu evlilik sözleşmesinde ne kadar köle efendi ilişkisindeki köleyi oynayacağım, her şeye evet diyerek kendime olan saygımı mı kaybetmemi istiyor? Züppe ne olacak! Ooo! Azra kızım sen bu kafayı değiştirmelisin yoksa bu adam seni avucunun içine alacak az kaldı. Buna asla izin vermem, susarım evet! Ama olması gerektiği kadar, fazlası değil! Düşünmek istemiyorum, yarın son gün, ertesi günü işe gitmem gerek ve ben akşama kadar yatı cam yemek falanda yapmıcam, keyif çatıcam. Uyu kızım uyu! Gereksiz, huzursuz bir durumun içerisinde delirmezsen iyi, işe gidip dikkatimi dağıtırım. Kendimi daha iyi hissederim eminim. Yat uyu!’ *** Sabah farjad erkenden işe çıkmıştı. Azra ise son gününü huzur içinde geçirme derdin de, tüm gün deli gibi tv izledi tüm aklına gelen romantik filmleri en başta da Pretty Women’ı izledi elinde selpaklar her yer sümüklü peçete olmuştu. Daha sonra Not: Seni Seviyorum Gerard Butler’ın başrollerde olduğu filmi izledi. Bütün gün yalnız olarak büyük ekranda izlemek istediği bu iki filmi izledi ve tüm göz pınarlarını neredeyse heba etmişti. Romantizm Zehirlenmesi, beynini zora sokmuş, doğru düşünme Kabiliyetini yitirmişti. Sanki evde yalnız yasıyormuşçasına dağınıklığı o şekilde öylece bıraktı ve yatak odasına uyuşmaya uyumaya gitti. Bu ona elbette iyi gelecekti. Her şeyden arınmış olacaktı. Yalnız kalmak iyi bir şeydi sonuçta. Farjad eve girdi. Sessizlik dikkat çekici ve merak uyandırıcı bir uğultu gibi geldi kulağına, mutfakta göremediği, üstelikte masa felan hazırlanmamıştı bu defa! Kolidoru yürüdü, Salona geldi ve etraftaki dağınıklığı görünce adımlarını o yöne doğru attı. Islak buruşturulmuş o kadar çok mendil vardı ki! Ağlayan gözlerin nemine arkadaş oldukları o kadar belliydi ki! Bu kızın bir sorunu olduğunu, özellikle ağlamak ile ilgili bir sorunu olduğunu düşündü. ‘Bütün bunlardan başka bir derdi mi var acaba? Sürekli bir ağlama durumu var, sorsam da cevap alamıyorum. Dışardan bakınca da sorun yok gibi, bu gelgitler çok uğraştıracak belli ki! Kadın milletini hiç anlamamıştım, hala da anlamıyordum. Birkaç sene çekeceğim kaprisler tripler ve ağlamalar durumu var gibi görünüyordu.’ Sessilik rahatsız ediciydi. Gidip Azra’nın kapısını önce vurdu ses gelmeyince araladı. Kızın yatağında melekler gibi uyuduğunu gördü. Ağlamaktan kızarmış burnu, gözleri ve yüzü bir melek gibiydi. Uzun sarı saçları yüzünün belli bölgelerine dağılmış, Ona bam başka bir hava katıyordu. Onda başka bir hava olduğunu düşündü Farjad. Azra yatağında istemsizce kımıldayınca, hemen sessiz ve acele bir şekilde çıktı odadan ve kendi odasına gitti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD