Aradan geçen dört gün boyunca Alev ve Ateş iş yoğunluğu nedeniyle yüz yüze gelememişti. Fırsat buldukça birbirlerini arıyor ya da günün telaşını kısa mesajlarla, fotoğraflarla paylaşıyorlardı. İkisinin de elinden telefon düşmez olmuştu. Her bildirim sesi kalplerini hızlandırıyor, özlemleri büyüdükçe büyüyordu. Birbirlerini daha iyi tanımışlardı. Mesela Alev eskisi gibi didişmeden tatlı dille konuşabiliyordu. Ama bugün farklıydı. Akşam Ateş’in işi yoktu. Sonunda Alev’i evinde ağırlayabilecekti. İçini heyecanlı bir sabırsızlık kaplamıştı. Askeriyedeki odasından çıkarken arabasının anahtarını aldı. Koridorda onu gören birkaç asker hazır ola geçti. Ateş, yüzündeki ciddiyeti bozmadan, kısa bir baş hareketiyle “rahat” işareti verdi. İçinden taşan coşkuyu belli etmese de, adımlarına bile bir a

