Bölüm 5: Önemli Planlar! ❤️‍🔥

2262 Words
Kraliçe kitap emojimiz 👑 yorumlara! Bölüme başlamadan üj bej taç yollayın bakalım :D (Bir yorumda bir sürü taç eklemek yerine, birden fazla yorumda bir iki tane ekleyebilirsiniz.) Arven ~  Derin bir nefes alarak ciğerlerime temiz havanın dolmasını sağladım. Bu aralar yaşadıklarım.. acaba bana fazla mı geliyordu? “Mahmudi..” “Efendim hanımım?” “Ben gerçekten değişiyor muyum?” diye sordum. “Bence.. özünüzdeki dışarıya çıkmaya çalışıyor. İçinizden nasıl geliyorsa öyle hareket edin.” “Diyorsun?” “Diyorum.” Arabaya bindiğimizde Canberk motoru çalıştırdı ve Candar konağına doğru yola çıktık. Yolu yarılamıştık ki Mahmut bir anda, “Ah be!” dedi. Sonra da kendi kendine söylenmeye başladı. “Ne vardı daha önce duyguları yerine gelseydi? Yani ben iddiayı kaybettikten sonra mı geldi!? Haaah!” Ardından da kafasını şiddetle arabanın koltuğuna yasladı. Canberk, “İyi misin?” diye sordu. “Şu an ben ona emir veriyor olabilirdim! Hem de var ya.. off off her dediğimi mecbur yapacaktı.” “Yaa hayat resmen benimle oyun oynuyor Canberk abi.” “Üzülme Mahmut, bir de şu yönden düşün..” Mahmut merakla Canberk’e baktı. “Yarın öbür gün Umman Sultanlığı tahtına çıktığında, Birleşik Arap Emirlikleri Kraliçesi ile en yakın olan hükümdar olacaksın. Hem de içimizdensin, her türlü avantaj senden yana olacak.” Mahmut’un gözleri önce fal taşı gibi açıldı. Sonra da an ve an yüzü çöktü. “Bana değil imtiyaz tanımak.. sırf ben istiyorum diye haklarımı bile vermez bu!” “Heyyo! Karşında Kraliçen var köle, lütfen bana karşı hitaplarını düzelt. Yoksa seni Ürdün’e sürerim!” Mahmudi oturduğu ön koltukta tepindi. “Al.. al işte bak abi! Ben nasıl şimdi bu duruma sevineyim?” dedi “Ben kimseye ayrıcalık yapmam! Bana yapılmasını da beklemem. Herkes hakkı olanı alır ve haddini bilerek oturur.” Mahmudi omuz silkeleyerek, “Yalancı!” diye söylendi. “Ben şimdiye kadar kime kötülük yapmışım!? Adım Deccal diye.. yapmadığım şeyleri yaftalamayın.” Mahmut bir süre düşündü. “Aslında haklısın, sen neredeyse gördüğüm en adil insanlardan birisin.” dedi. Kafamla onu onayladım. ‘’Hak edene hak ettiğini her zaman veriyorum.’’ Kesinlikle veriyordum! Şüphesiz efsane bir varlıktım. ‘’Adaletli davranıyorum ve adil paylaştırıyorum. Benim gibisi yok, bulunmaz hint kumaşıyım, mükemmelim diyorum inanmıyorsunuz.’’ Mahmut alaycı bir ses tonuyla, ‘’Bir de çok mütevazisin.’’ dedi. Evet, onu unutmuştum. Ama neden bu ses tonunda söylemişti ki? Mahmut’u onaylayarak, ‘’Hıh bak onu unuttum.’’ dedim. Mahmut ve Canberk aynı anda gülmeye başladılar. Mantıklı bir yaklaşım sergileyip onlara örnekleme yapmak için, ‘’Kraliçe olduğum için insanların önümde diz çökmesi, el pençe durması gerekirken..’’ Canberk sözümü kesti. “Şimdi ne yapacağız?” Şaşkınlıkla, “Neyi?” dedim. Çünkü konuştuklarımızla sorusunun hiçbir alakası yoktu. “Sevkiyat olayını diyorum? Kocanızla konuşsanız mı acaba? Size bildiği her şeyi anlatmaz mı?” Mahmut “Ha!?” diye kala kaldı. Canberk bir anda konuyu değiştirmişti. Öne doğru Mahmut’un yanına eğildim. “Bak işte bunu bana yapamazlardı! Herif sözümü kesti, sözümü!” ''Şimdi bi' sana hak verdim gibi.. ama yanlış anlama! Sadece ufacık bir miktar.'' ‘’Allah razı olsun ya! Lütfettiniz prensim! Ulan var ya.. benim yerimde başkası olsa..’’ Bu seferde Mahmut sözümü keserek, ‘’Canberk abi her şeyi anladım da.. kozmetik ne alaka abi ya?’’ dedi. Dümdük arabanın hızla yol aldığı asfalta baka kaldım. Harbiden başçavuşun.. neydi o söz ya? Kısmet teyze, amcamlara ve enişteme öyle diyordu.. neyse ya aklıma gelmedi. Eşek vardı sanki.. yok o şarkıydı. Değil miydi? ‘’Bir de farklı noktalara teslimat yapıyorlarmış. Ben kutuyu görünce, önce bi’ yasaklı madde taşıyorlar sandım. Ama yok! Hiçbir şey çıkmadı Mahmut.’’ Arkadaşım eşek miydi? Tamam da, arkadaşım neden eşek olsun ki? Çok saçma değil mi? Ya ben iyice kültürden soyutlanıyorum galiba, uzun süre BAE’de kalınca.. halbuki o sözü biliyordum. ‘’Hanımım şimdi daldı gitti, kesin bunu düşünüyor. Çözer birkaç saate, IQ’su bilmem kaç.. dahi kadın sonuçta. Koskoca kraliçe yaw.’’ Candar’a sorsam, o bu sözü biliyor mudur? Sonunda da osuruyor muydu, konuşuyor muydu, bağırıyor muydu? Aklım iyice karıştı. ‘’Arven Hanım?’’ ‘’Ooo harbiden planlar yapıyor, baksana yola nasıl dalmış gitmiş. Sabah olmadan o bu işi çözer abi. Sabahta harekete geçeriz artık.. gerçi kına var, ertesi günde İstanbul’dayız. Eksik bir şey kaldı mı?’’ ‘’Yok ya.. ekselansları bizzat ilgileniyor.’’ Candar demişken, sevgili kocacığıma gerçekten fazla mı trip atmıştım? Acaba gidince nasıl gönlünü alsam? Şimdi hafta sonu yoğun oluruz, ee muhtemelen yat tatiline kadar bir şeyler de yapamayız. Konakta şöyle biraz süslensem mi? İki de cilve yaparım. Hıh ne yapsam? Yatağa mı atsam kocacığımı? ‘’Nasıl yani!? Karısı ile kumasına düğün mü hazırlıyor?’’ ‘’Elleriyle yapacakmış, kraliçesine layık olması gerekiyormuş. Zaten.. biliyorsun işte konuşturma beni! Bence Arven Hanım’ı kızı gibi falan görüyor. Kalender abimin durumu da malum ortalıklarda yok.’’ Acaba Candar yorgun mudur? Vaz mı geçsem? Bu aralar çok üstüne gidiyorum, hem soyadını yeni öğrendi. Eminim içi içini yiyordur, bir sürü sorusu vardır. Bana ne! Cevaplandırmayacağım. Düğünde babamı görünce şok olsun. Hele o Argun ağa! Yusuf yusuf edecek babamın karşısında, eli ayağına dolanacak. Gözümün önüne gelen görüntü karşısında istemsizce kıkırdadım. ‘’Eyvah abi! Kafa iyice gitti, tımarhaneye yeniden mi yatırsak?’’ Gözlerimi kısarak Mahmut’a baktım. ‘’Ben oraya seni kapatacağım az kaldı Mahmudi! Şurada önemli şeyler düşünüyorum, iki dakika susmadınız!’’ ‘’Allah aşkına, neymiş o kadar önemli düşüncelerin?’’ diye sordu. Ön koltuklara doğru usulca yaklaştım. ‘’Şimdi şey diyorum.. içimde ateş kırmızısı dantel detaylı iç çamaşırlarım var. Yatak odamıza girdiğimde, kıyafetlerimi çıkarsam ve Candar’a..’’ ‘’Öğğ! Kusucam şimdi. Devamını anlatma!’’ ‘’Ya ne var!? Şurada büstiyerli birini görsen dibin düşer!’’ Mahmut yüzünü buruşturarak, ‘’Allah kimseye öyle bir yokluk vermesin. Tövbe tövbe ya!’’ dedi. Sonra bana dönüp, ‘’Sen din eğitimini de geç tamamlamıştın değil mi? 10 yaşına doğru mu hatim etmiştin?’’ diye dalga geçti. ‘’Ha-ha-ha çok komik! Ama bak, bana bak bana! Sen 6 yaşında hatim ettin de ne oldu? Anca prens olarak kala kaldın, ben ise en tepedeyim!’’ Canberk ağzını yuvarlak şekilde açıp, ‘’Ooo vurdu ve gol oldu!’’ dedi. Mahmut ise kafasını cama çevirerek, ‘’Kadın olsam, Kraliçe ben olurdum hıh!’’ dedi. Canberk Mahmut’a garip garip bakınca, ‘’Oha Canberk abi! Gay falan değilim, yanlış yerlere çekmeyelim lütfen.’’ dedi ve cama yeniden bakışlarını çevirdi. ‘’Yani ben pek emin olamıyorum.. Mahmut, ben seni hiç bir kadınla görmedim ki?’’ diye sordum. ‘’Çünkü kendimi kıymetli karıcığıma saklıyorum. O da benim gibi pürü pak olsun, birlikte keşfedelim. Ben sizin gibi kuduruk muyum?’’ Canberk kıs kıs gülerek, ‘’Lan Mahmut! Helal olsun oğlum sana, şu devirde böyle delikanlı kalmadı.’’ dedi. ‘’Kocacığım da beni beklemiş Canberk, rica edeceğim onu da öv.’’ Canberk kahkaha atıp, ‘’Candar Bey’i de tebrik ediyorum o zaman.’’ dedi. Sonra da birkaç saniye düşünüyormuş gibi bekledi. ‘’Ya şimdi Candar Bey’in soyadı da Candar değil ki, adama hala Candar Bey mi diyeceğiz?’’ diye sordu. ‘’Reis olduğunu kanıtlayana kadar evet! Kanıtladığında ben size haber veririm.’’ Mahmut şaşkınlıkla, ‘’Öyle bir kriter mi var ya!?’’ diye sordu. ‘’Eee yani! Reis adını hakkıyla taşımak özel bir şey. Öyle alelade Reis olsan ne olur? Olmasan ne olur? Önce Reis’liği hakkıyla öğrenecek!’’ Canberk söylediklerimi garipseyerek, ‘’Nasıl öğrenecek?’’ diye sordu. ‘’Yakında görürsünüz.’’ Konağın önüne yanaştığımızda, ‘’Ha Canberk.’’ dedim. ‘’Efendim Arven Hanım?’’ ‘’Ses kayıt cihazlarını sabaha kadar kapatın.’’ Mahmut ve Canberk aynı anda şaşkınlıkla, ‘’Neden!?’’ diye sordu. ‘’Çünkü öyle istiyorum.’’ Gözlerimi kırpıştırarak ikisine sırayla baktım. ‘’Ne var, mahrem seslerimizi dinlemek mi istiyorsunuz? Aa harbiden sapıksınız siz!’’ Birbirlerine ima ile bakıp yüzlerini buruşturdular. ‘’Yani, o kadar ses yapacaksınız.’’ ‘’Mutlaka!’’ ‘’Başka yere gitseniz bari, bağ evi.. otel falan? Yani konakta insanlar var ya?’’ Omuz silkeleyerek, ‘’Sonuçta artık düzenli olarak burada yaşayacağım. Konak ahalisi bu duruma alışsa iyi olur.’’ dedim. Tam arabadan inmeye yelteniyordum ki, ‘’Sabah için yeni yatak siparişi vereyim mi?’’ diye sordu. ‘’Olur Canberk.’’ Hep birlikte arabadan indik ve konağa doğru ilerledik. O sırada Canberk birkaç konuşma gerçekleştirdi. ‘’Efendim, dediğinizi yerine getirdik. Sabah 7 sularında yeniden devreye girecek.’’ ‘’Tamamdır, teşekkür ederim Canberk. Bugün bol aksiyonlu geçti, siz de dinlenin.’’ Kamil efendi konağın kapısını açmak için hareketlendi. ‘’Aç kapıyı Kamil efendi, konağın hanımağası geldi.’’ diyerek ona göz kırptım. Kapıyı açarken, ‘’Hoş geldiniz Hanımım.’’ dedi. ‘’Hoş buldum Kamil efendi.’’ Aa dur Sami için bahane bulmamıştım. Arkamı dönüp arabaya ilerleyen Canberk’e seslendim. ‘’Canberk!’’ ‘’Buyurun efendim?’’ ‘’Sami ve Gece’nin mutlaka ayrı ayrı yattığına emin ol. Daha nikahları yapılmadı, beni Meto ağa ile papaz etmesinler.’’ dedim. ‘’Emredersiniz. Gidince kontrol edip, ikisini de uyarırım.’’ Kafamla onu onayladım ve Kamil efendinin açtığı kapıdan konağa girdim. Şimdi bana acilen Baran lazımdı. ‘’Avluda bekliyorum, bana Baran’ı çağırabilir misin?’’ ‘’Tabii Hanımağam, hemen bir koşu evlerine gidip çağırayım.’’ Kamil efendi kapıyı peşinden kapatarak konaktan hızlıca ayrıldı. Ben de avlu mobilyalarına ilerledim. Elimdeki implanta dokunarak özel hatta geçtim ve Sami’ye bağlandım. ‘’Canberk birazdan gelir, o sizinle konuştuktan sonra kimseye gözükmeden aşağıya inersin. Bir de konağın içindeki ses kayıt cihazlarını devre dışı bıraktırdım. Onu kontrol ederek bana ulaş.’’ Bir süre bekledikten sonra Sami’nin sesini duydum. ‘’Gece’nin yanındaydım, kayıtlar devre dışı sorun yok. Canberk henüz gelmedi. Keskin nişancıların değişimini bekliyorum.’’ dedi. ‘’Tamam, bana bildirirsin.’’ Hat konuşmasını sonlandırdım. O sırada konağın kapısı açıldı. Gözlerim usulca konağın balkonlarında ve camlarında gezindi. Saat gece yarısını geçmişti, o nedenle kimseler gözükmüyordu. ‘’Beni istemişsin Hanımağam.’’ ‘’Gel Baran, otur.’’ Baran’ın ‘’Ben mi oturayım?’’ diyen şaşkın sesini duydum. ‘’Buraya gel!’’ Dediğimi yaparak çaprazımdaki koltuğa oturdu. ‘’Sana bir şans vereceğim.’’ ‘’Bana mi? Ne şansı?’’ Baran’ın ellerinin titrediğini gördüğümde tebessüm etmeden yapamadım. Endişeli gözüküyordu ve panik içinde buraya geldiği belliydi. ‘’Seni öldürmemek için bir şans işte Baran!’’ ‘’Beni mi öldüreceksiniz!?’’ ‘’Sen beni.. şaka yapıyorum mu sandın?’’ ‘’Ha!? Ne!? Yok canım.. ben.. yani..’’ ‘’Tamam kısa kes. Ben şimdi sana yapman gereken bir şey söyleyeceğim, sen de anında yerine getireceksin.’’ ‘’Tabii.. yani.. ne istersen.. isterseniz.. öyle yani.’’ Baran’ın resmen eli ayağına dolaşmıştı. ‘’Beni buraya getirdiğiniz siyah filmli araba senin mi?’’ ‘’Ha yok! O araba Baver ağanın.’’ ‘’O zaman şimdi gidiyorsun Baver’den arabanın anahtarlarını alıyorsun. Sonra da sana tarif ettiğim konumdan Sami’yi alacaksın.’’ ‘’Sami? Hani şu konakta nişanını yaptığımız mı? Meto ağanın damadı olan?’’ Kafamla Baran’ı onayladım. ‘’Birlikte bir yere gideceksiniz. Soru sorma. Sami ne derse yap.’’ Baran’ın daha çok titremeye başladığını hissettiğimde, ‘’Ne oldu?’’ diye sordum. ‘’Vallahi billahi Ayşegül’ü çok seviyorum Hanımağam, niyetim kötü değildi. O adamla evlendirmesinler diye babasının karşısına çıktım.’’ ‘’Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır demişler Baran.’’ Oha! İlk defa doğru söyledim galiba, Baran’ın yüzünde şaşkınlık ibaresi yoktu. ‘’Senin ilk yanlışın o kızı kuytu köşelerde sıkıştırmandı. Sen kocama dua et, o gün almadım canını! Yoksa var ya..’’ ‘’Şimdi mi Sami’yle beni..’’ diyerek dolan gözleriyle bana baktı. Ha! Dur bir dakika, sanırım yanlış anladı. ‘’Yok, dedim ya yeni bir şans bu. Ayşegül’ü rahatsız etmiyorsun ve bu gece bana yardımcı oluyorsun. Ben de sana bir kredi daha ekliyorum.’’ ‘’Essah mı?’’ ‘’Evet Baran!’’ ‘’Bunu yapmamın nedeni de, bana ilk gün iyi davranmandan kaynaklı bilesin.’’ Baran bir anda ayağa kalkarak elime uzandı. ‘’Allah senden razı olsun Hanımağam.’’ ‘’Saçmalama Baran, benden de büyük duruyorsun. Neyim ben yaşlı mı?’’ ‘’Yok estağfurullah, o manada değil.. yani.. şey..’’ ‘’Her neyse! Kulaklarını dört aç ve beni dinle.’’ Baran’la konuştuktan sonra, o Baver’in odasına ikinci kata çıktı. Ben de birinci kattaki odamıza ilerledim. Heyecanlıydım, içim kıpır kıpırdı. Yorgun falanda değildim. Bir anda bedenime fazladan enerji gelmişti, sanki gün içinde hiçbir şey yapmamış gibiydim. Odaya girdiğimde, Candar kendimize ait oturma odasında yoktu. Buradan yatak odasına yöneldim. Kocacığım kollarını göğsünde birleştirmiş, boşluğa bakarak ciddi şekilde bir şeyler düşünüyordu. Kol kaslarının ihtişamı ile resmen ağzım sulanmıştı. İçeriye girdiğimde bakışları doğrudan bana kaydı. ‘’Geldin mi?’’ ‘’Ne düşünüyorsun öyle? Kafandaki sorular dalga olup körfezden mi taştı?’’ Candar anlamaz bakışlarla, ‘’Ne?’’ diye sordu. ‘’O ne demek ya?’’ ‘’Türkçesini bilmiyorum. Yani.. düşüncelisin işte.’’ ‘’Sadece.. bugün seni kırdığımı fark ettim.’’ diyerek oturduğu yerde doğruldu. Kaşlarımı çatarak önce yemekteki anları, sonra sevkiyat baskınındaki halimi düşündüm. ‘’Galiba öyle yaptın.’’ Üzerimi yavaşça çıkarmaya başladım. ‘’Beni uyardığın halde, ailemin yanında öyle tepki vermemeliydim. Özür dilerim Arven.’’ ‘’Ailenin yanında?’’ ‘’Evet.. bir anda yeni soyadımı görünce.. aklım allak bullak oldu. Gerçi hala öyle ama..’’ ‘’Anladım, yine de Ayşegül yerine bana sorabilirdin.’’ Çoraplarımı çıkararak kenara bıraktım. Sonra da pantolonumu çıkarmaya başladım. ‘’Kesinlikle haklısın, ben bir anda..’’ derken, Candar’ın bakışları ateş kırmızısı iç çamaşırlarımı buldu. Sonra da sesli şekilde yutkundu. ‘’Sen bir anda?’’ ‘’..kala kaldım..’’ Sanki şu an bulunduğu pozisyonu söylüyordu. Gözleri bedenimi aç bir aslan gibi birkaç kez süzdü. Masanın üstünden tokamı alarak saçlarımı tepeden sımsıkı bağladım. ‘’Candar..’’ ‘’Efendim karıcığım?’’ ‘’Bana neden öyle bakıyorsun?’’ ‘’Nasıl bakıyormuşum?’’ Cilveli bir ses tonuyla, ‘’Ihmm yiyecekmiş gibi.’’ diyerek kıkırdadım. ‘’Banyoda sen seçmiştin, beğenmedin mi yoksa?’’ ‘’Bayıldım güzelim, beğenmek ne kelime!’’ ‘’O zaman..’’ diyerek yavaşça yanına adımladım. ‘’Zar atmak ister misin?’’ Dizlerinin üstünde doğrulup, ‘’Zar diyorsun..’’ diyerek arzuyla beni süzdü. Sonra da sertçe yüzümü avuçlayıp, bedenimi kendisine doğru çekti. Nefesi yüzüme vurunca tebessümüm daha da büyüdü. ‘’Ama ben.. bugün yaptığını cezasız bırakmakta istemiyorum!’’ Candar şaşkınlıkla, ‘’Ne!?’’ dedi. ‘’Bu gece.. benim kurallarıma göre oynayacağız.’’ Kocacığımın bedeni adeta alev almış gibiydi. Çünkü ben.. fazla sert oynuyordum. Ve asla sınırlarım yoktu. O da bunu çok iyi biliyordu. ‘’Ben emredeceğim, sen de harfiyen yerine getireceksin.’’ ‘’Arven! Yanarsın güzelim.’’ ‘’Tamam işte.. ben de onu diyorum. Hadi bugün daha fazla limitlerimi zorlayalım.’’ ‘’Daha fazla!?’’ ‘’Hıhı, beni yeniden sike sike bayıltmanı istiyorum.’’ ‘’Arven!’’ ‘’Şhh! Cezalısın yavrum, ne dersem yapacaksın.’’ Candar yutkunarak gözlerimin içine baktı. Çünkü bu gece, ikimiz içinde fazla yorucu geçecekti. ‘’Şimdi.. soyun Reis Kandemir!’’ ‘’Ve bana tüm gücünle sahip ol.’’
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD