Ofisin ortasındaki sessizlik, Aslan’ın dudakları dudaklarıma kapandığı anda tamamen paramparça oldu. Öpücük sertti, sahipleniciydi. Dudaklarımı öyle bir açlıkla emiyordu ki, nefes almak için bile fırsat bulamıyordum. Dili ağzımın içine kaydı, benim dilimi bulup vahşice sardı. Ellerim onun saçlarının arasına gömüldü, parmaklarım siyah tellerini sıkıca kavradı. Aslan bir elini ensemde, diğerini belimin derinliğinde tutuyordu beni kendine doğru bastırırken bedenlerimiz birbirine yapışmıştı. Bir adım attı, ben de geriye doğru sendeledim. Kalçam çalışma masasının kenarına çarptı. Masanın üzerindeki dosyalar, kalemler ve bir bardak su aniden yerinden oynadı. Bardak devrildi, su masanın cilalı yüzeyine yayıldı, birkaç dosya ıslanırken yere kaydı. Kalemler tıkırdayarak zemine saçıldı ama ikimiz

