Toplantı odasındaki o ağır, kurşun gibi sessizlik, Aslan’ın son sözleriyle adeta mühürlenmişti. Masanın etrafında oturan, yaşları Aslan’dan büyük, yıllarını bu şirkete vermiş müdürlerin hiçbiri başını kaldırıp gözlerimin içine bakmaya cesaret edemiyordu. Önlerindeki dosyalara kilitlenmiş bakışları, Aslan’ın yaydığı o mutlak otoritenin altında ezildiklerinin en büyük kanıtıydı. Benim, Berfin Altındağ’ın, bu masada bir eşya gibi değil, şirketin gayriresmi ortağı olarak oturduğunu kabullenmek zorundaydılar. İtiraz etmeye kalkanın dilinin nasıl kesileceğini Aslan az önce o buz gibi ses tonuyla herkese göstermişti. “Şimdi çıkın,” dedi Aslan, ellerini masanın üzerinde birbirine kenetleyerek. Sesi yorgun ama bir o kadar da emrediciydi. “Aylık bilançoları ve Urfa’daki yeni arazi projesinin detayl

