Nagalar'ın bulunduğu mağara yer altı şehrine açılıyordu. Bir çok siyah yılan kuyruklu yarı insan vardı. Mavinin tonlarında dair kuyruk bulmak mümkün değil gibiydi.
Akai Nagalar'ın toplumsal kast sisteminin ne kadar katı olduğunu bu şekilde görebiliyordu. Bir çok Naga onu karşılayan parlament mavisi kuyruğu olan Naga'ya yol veriyordu.
Yılan ırkından bir Naga çocuğu ona doğru koşup meraklı gözlerle inceledi.
Akai bu çocuğu görmezden gelmemesinin tek sebebi altın kuyruğa sahip olmasıydı.
"Majeste"
Kısa selam ile eğildi. Küçük çocuk utanmaktansa daha ilgi doluydu.
"Sen bizlerden gibi hissettiriyorsun."
Tıslaması daha çok sevimli görünmesine neden olmuştu ta ki parlement mavisi kuyruğu olan Naganın eğilip saygıyla selam vermesinden sonra.
"Naccal varlığınızı kutsasın majeste"
Çocuk onu umursamadan Akai'nin etrafında dolanmaya devam etse de selam veren asil naga'nın rahatsızlık belirtisi yoktu.
"Shams Misafirler için oda ayarla"
Akai çocuk sayesinde onları karşılayan asilin adını öğrendi.
Axe siyah kuyruğu olan Nagalar ile ilerlediğinde Akai'de Axe'ye katılmak için hareket ediyordu.
[Naga kıralı sizi merak ediyor]
[Ayrılırsanız olumsuz görüş edineceksininiz]
[Shams varlığınızdan rahatsız hizmetçileri takip etmezseniz olumsuz görüş edineceksininiz]
Akai çığlık atmak istedi bu saçmalıktan nedir?
Oyunda böyle bir şey yoktu(!)
Aklıma gelecek en zekice hileyi yapmaya karar verdi. Giriyormuş gibi yapıp bir anda geri döndü.
"Majeste saygısızlığımı affedin Naccal'ın verdiği bir görevi yerine getirmek için geldim. Ertelemek istemeyeceğinizi düşünüyorum."
[Koşullar değişti Shams ne söyleyeceğini merak ediyor.]
[Naga kıralı sözlerinden hoşnutsuz olumsuz görüş elde ettiniz]
Nasıl yani?
Bu da ne şimdi? Nasıl kalmasına rağmen işler Naggal kral'ının hoşnutsuzluğunu kazanmaya döndü? Burada kralın hoşnut olmasını elde edip Shams'in hoşnutsuzluğunu nötrlemek istemişti. Ancak düşündüğü şekilde gitmedi işler. Akai oyunu bu kadar iyi hakim olmasına rağmen bu derece batırmak için ne kadar aptal olduğunu merak etti. Zekice olarak düşündüğü yol hiç de yardımcı olmamış üstelik tanrı ona güler gibi bir sonuç vermişti.
Kralın masum hali kaybolmuş yerine anlık bir kızgınlık gelmişti. Bu duygu yüzünden o kadar hızlı geçti ki Akai serap görüp görmediğini merak etti.
" Naccal'ın elçisi beni takip et(!)"
Sarı kuyruklu çocuk önüne geçip gülümseyerek ilerlerken Akai'nin tüyleri diken diken oldu.
Kalbinde ki kötü hissin sebebini düşünmeden gelen ani bildirimlerle şaşkına döndü.
Kulede bir ırk ile yakınlığı sınıflandırma düşman olumsuz nötr olumlu saygı ve en yüksek seviye olan Hayranlık statüsü ki bunu kazanmak için bir ırkı yok oluştan kurtarmak kadar zor altıya ayrılırdı.
[Naccal'ın onayı evrim geçirdi. Naccal'ın elçisi oldu. Tüm yılan ırkları tarafından ilk görüşte saygı ile karşılanacaksın.]
[Griffon ırkı hoşnutsuzluğunu kazandın. Griffon ırkı ile ilk karşılaşman hoşnutsuzlukla başlayacak.]
[İsim :Akai
Ünvan :yok
Irk : insan
Güç :5
Çeviklik :6
Dayanıklık: 5
Mana : 10
Yetenek: Gölge Dansı (Acemi)
Yatkınlık (pasif yetenekler): Nacaal'ın Elçisi (Yılan ırkı tarafından saygı ile karşılanır. Griffon ırkı tarafından olumsuz görüş ile başlar.)]
Envarter
[Tür :Nacaal'In ilk yumurtası
Durum: Hastalıklı]
Eskimiş büyü küresi
Puanlar :100
Akai içinden küfretti. Griffon ırkını unutmuştu (!)
Naccal ve Griffon'un düşmanlığı yüzünden bu iki ırkın soyundan gelenler birbirleri ile anlaşamazdı.
Kule tarihinde yer alan olaya göre Naccal, Griffon'un yumurtalarını yemiş bu yüzden kulede ilk görev daima Naccal'ın yumurtalarını kırmak ile başladı. Bu bir ilahi ceza olarak verildi.
Naccal'ın en zayıf olduğu an seçildi.
Akai yumurtaları kırmak yerine bir nevi Naccal'ı öldürmeye çalışarak aslında yumartaları kurtarmış oldu. Uyumsuz senaryo yüzünden Naccal'dan onay aldı.
Geniş saraya girdikten sonra Naga Kral'ı tahtına oturdu. Önceki çocuksu görünümü kaybolmuş yaşlı bir adama dönüşmüştü.
Gözünün önünde yavaşça gerçekleşen bu dönüşüm Akai'yi şaşkın bıraktı. Oyunda böyle birşey yoktu tamam mı (!)
Şaşırması çok normaldi.
Neyse ki bir çok anormal duruma bağışıklık kazanan biri olarak bir kaç dakikaya kendine gelip Hastalıklı yumurtayı çıkardı.
Naga kıralı ilk tepkisi yeni oturduğu tahtından kalkmak oldu.
Shams hayranlık ile yumurtaya baktı.
"Naccal benden bu yumurtayı iyileştirmemi istedi. Bir yolunu biliyor musunuz?"
Naga kralı ve Shams Akai'yi duymuyor gibiydi. Gözleri yumurtanın üzerine odaklanmış halde şaşkınlıklarını gösterdiler.
[Naga kralı hakkında görüşü olumluya döndü.]
[Shams sana saygı duyuyor]
Akai Yumurta'nın iyileştirme işini Naga kralına bıraktıktan sonra bir süre Naga şehrinde kaldı.
Garip oyun dünyasından daha gerçekçi gelen bu dünya içinde oyunda elde ettiği bir görev eşyası vardı.
Shams'ın ölen karısından kalma bir küpe. Bunu elde etmek için Shams bir görev vermişti. Görev yılan şehrinde kaybolan çocuğunu bulmak.
Basit gibi görünse de kuyruk ile kolayca ayırt edilebilen bir görev değildi. Dahası bu işin içinde Naga kralı da vardı.
Görevi almak ve almamak arasında gidip geldi. Naga toplumunun içinde siyasi çatışma vardı. Altın kuyruk ne kadar üstünlüğü gösterse de bundan yüzlerce yıl önce sadece diplomat görevi alan bir türdü. Koyu mavi kuyruk ne kadar koyu ve parlaksa gücü de o kadar güçlü olur ancak altın kuyruk zeka ve gençlik dışında bir özellik barındırmazdı.
Mavi kuyruklu asiller ve kraliyet ailesinde bu yüzden çatışma vardı.
Akai ister istemez bir seçim yapması gerekiyordu. Hastalıklı yumurta için kral ve nadir eşya olan küpe için Shams iki ödül mümkünse teslim almak ister. Birini seçmesi gerekirse o da nasıl bir seçim yapacağından habersizdi.
***
Kahir cüce topluluğuna gittiğinde başına gelecekleri biliyor gibiydi.
Baş ağrısı ile inleyerek yerinden kalktı.
Kaç yıl geçerse geçsin bu cücelerin rom aşkını anlamayacaktı. Cüceler her alkolü tüketmez aksine rom içkisine karşı zaafları vardı. Cüceler hakkında bilinmesi gereken diğer tuhaf şeyler ise isimleriydi. Haftanın yedi günü ismini taşıyan yedi usta vardı her ustanın bir veya iki adet çırağı bulunur onlarda toplam on iki adetti.
Geri kalan sıradan cüceler ise sıradan cücelerdi. Görünüşlerini çağrıştıran isimler edinirlerdi.
Her cüce zanaat'ta iyi olacak diye bir şey yoktu.
Kahir Cuma isimli cüce ile istediği şeyi yaptırabilecek olduğu için bugün birinci cüce olan pazartesi ile görüştü. Sırayla Her cücenin onayını alması gerekiyordu. Cumaya kadar cuma ile işini bitirdiğinde ancak bu rom yuvasından çıkabilirdi.
Pazartesi okçuluk alanında tüm silahlarda uzmandı.
Salı mızrak konusunda iyiydi.
Çarşamba hançer ve yakın mesafe silahlarında.
Persembe kalkan ve Zırhta.
Cuma ise kılıç konusunda iyiydi.
Cumartesi büyü değneği ve küresi
Pazar ise toknolojik garip icatlardan hoşlanırdı.
Pazarla görüştüğünde harika bir eşya edinebilir yada saçma sapan hiç bir savaş özelliği olmayan günlük yaşamı kolaylaştıracak klimalı etek yada kılık değiştirici maske edinebilirsiniz.
Uzun bir süreç olmasına rağmen Kahir'in cuma'yı görmeye gelmesinin sebebi ondan edindiği silah geçmiş hayatında onun yoldaşı olmuş. Hiç değiştirmeye gerek duymadığı büyüme tipi silah olmasıydı.
Silahlar sıradan normal ender nadir ve büyüme tipi olmak üzere beşe ayrılırdı. Büyüme tipi bir silah bulmak imkansıza yakındı.
Gece içilen rom yarışmasından sonra Pazartesi sabah başında sargı ile odaya girdi.
"Bir cüce olmaman ne yazık..."
Bunu içtenlik ile söylüyor gibiydi. Uzun yıllar boyunca onu ziyaret eden denemelerden geçip ondan silah isteyecek pek kimse olmadı. Yüzü yakınıyor gibi dursa da içten içe yanıp tutuşuyordu.
[Cüce pazartesinin onayını aldın]
Kahir istediği bildirimi gördüğünde geri kalanla ilgilenmedi.
Direk amacını söyledi.
"Salı ile görüşmek istiyorum"
Pazartesi başını tutan eli dondu. O ne demişti? Ondan değilde salı'dan mi isteyecekti o yaşlı cüce bu konuda binlerce yıl övünerek duracaktı.
"Bana mızrakçı olduğunu söyleme! Kahretsin! Kahretsin! Ocağım yıllardır yanmıyor ve sen şimdi kalkıp... Ah!"
Tüm öfkesi öle kıpkırmızı olmuş suratı Kahir'in önündeydi. Daha fazla kalırsa bu oyuncuyu öldürmek en azından bir parçasını koparmak isteyeceği için kapıyı çarpıp gitti.
Salı cücesinin en büyük eğlencesi dağ tırmanışıydı.
" Ahahah o pazartesi'nin yüzünü görmeliydim(!) ona benimle konuşmak istediğini söylediğinde sinirden küplere binmiş olmalı!"
Kahir'in etrafında bir kaç tur döndü.
"Bir kaç uzuvun eksik olmadığına göre o eski cüce bu sefer öfkesini korumayı başarmış olmalı. Ahahaha(!)"
Kahir bu konuşkan cüce ye cevap vermek için çok üşengeç davrandı.
"Bana yolda anlatmalısın!"
Yolda anlat dediği şey dünyanın en yüksek dağının iki katı olan bir dağa dik tırmanıştı. Konuşmayı bırak nefes alacağın an olmayacaktı tırmanırken.
Her ne kadar bu cüce nin kişiliği arkadaş canlısı olsa da denemeler o kadar kolay değildi.
Kahir iki günlük tırmanıştan sonra yaralı elleri ile zirvede çöktü. Bir cok kez düşme tehlikesi atlatmış sonlara doğru pes etme isteğini zannetmiş olmasaydı burada olamazdı.
"Güzel! Söyle bana sana ne yapmalıyım?"
Keyfi yerinde olan Salı tatlı bir gülümseme ile müşterisine baktı.
[Salı cücesinin onayını aldın]
Kahir sarışın cüceye kelimede cimrilik yaparak cevap verdi. Bu an için yeterince zorluk çekerek beklemişti.
"Çarşamba"
Salı cücesi öfkesi ile dağın aşağısına inerken Kahir'i orada bıraktı. Gerçek anlamda bu çocuğu öldürmek isteği ile göğüsü kaynamıştı. Şimdi güldüğü pazartesinin duygularını cok iyi alıyordu.
O da böyle hissetmiş miydi?
Kahir'in zirveden inmesi tırmanmaktan daha kısa sürdü. Bir kaç gün dinlenmeden sonra Çarşamba kaldığı yere geldi.
"Benim onayımı istiyorsan beni kumarda yenmelisin (!)"
Çarşamba diğer cücelerden farklı olarak kumar bağımlısı bir cüceydi. Bu yüzden belki de aralarında bazen çok zengin bazende cok fakir olabiliyordu.
Gün sonunda çarşamba öfke ile iskambil kağıtlarını Kahir'e fırlatıp ne istediğini sormadan perşembe'yi gönderdi.
"Sana silah yapmayacağım! Perşembeye git senden nefret ediyorum!"
[Çarşamba'nın onayını kazandınız]
Evet onayını almak değil kazanmaktı. Çünkü çarşamba kumarda onayını ortaya sürüp oynamıştı.
Persembe için ise istek cok farklı oldu. Esneyerek gelen cüce kalın bir demiri Kahir'in önüne attı.
" Bundan bana iki araba doldur"
Daha sonra uyumaya gitti.
En basiti görünse de aslında en cok efor sarf ettiren görevdi.
Verdiği demir bir tür Alsar demiriydi. Madenden bir parçasını çıkarmak bir oyuncu için yarım gün alırdı. Kahir gücü ile bile iki araba doldurmak yarım ay sürerdi.
Gün bitiminde madenden gelen patlama Kahir'in yarım aylık eforu tek güne düşürmesine neden oldu.
Bir şekilde madeni çökertmeden içinde ki kayaları patlamayı ve demiri çıkarmayı başardı.
[Perşembe'nin onayını aldınız]
Cuma isimli cüceydi Kahir önce ki hayatında ki gibi ocağın başında buldu.
Kır saçlı yaşlı cüce ters bakışlar ile Kahir'in süzdü.
"Bana silahını yapmak istediğin eşyaları getir eğer getirdiğin malzemeler bir kılıç için uygunsa testi geçersin unutma basit bir silah için ocağımı yakmam!"
Yani malzemeleri beğenmezse basit bulursa testi geçemeyeceğini söyleme şekliydi.
Cuma'nın en büyük zevki ve hobisi yeni bileşenleri olan bir ürünü yaratmaktı. Aynı silahı birden fazla asla yapmazdı.