Bölüm 3: Anı Şurupları

1197 Words
Daffodil, yaşadığım hayatın benim hayatım olmadığını söylerken yanılmıştı. Benim hayatım tam olarak buydu. Her gün okula giden, eve geldiği gibi mavi kupasında sütlü kahvesini içen, odasındaki balkonda saatlerce kitap okuyan, hiç arkadaşı olmayan, her gece yatmadan önce ballı süt içen ve gömlek giymekten nefret eden bir kızdım ben. Benim hayatım buydu işte. Ve gayet rayında ilerleyen hayatımda hiçbir anormallik yoktu. Şimdi de olmasını istemiyordum. Tüm bunlar saçmalıktı bana göre. Büyüler, güçler, o garip bitkiler, hepsi saçmalıktı. Rufina'nın küçük dükkanındaki ahşap masanın etrafında oturmuştuk. Rhod bana gülümseyerek bakıyordu. Rufina ise birşeyleri açıklamak ister gibiydi. "Burnumda siyah bir ben çıkmayacak değil mi ?" "Hayır.." "Tırnaklarım da on santimetre uzamayacak ?" "Hayır tatlım..." "Bir şatoda yaşamak zorunda da kalmayacağım.." "Lissandra, bunlar masallarda anlatılan kötü cadıların özellikleri. Bunların hiçbiri bizde yok gördüğün gibi." Derin bir nefes aldım. "Üzgünüm, ancak anlamaya çalışıyorum. Bu..bu çok saçma. Ben bir cadı değilim." Elimi saçlarımın arasına daldırdım. "En azından cadı gibi hissetmiyorum." diye tamamladım cümlemi. Rufina tekrar anlayışla başını salladı. "Bu gayet normal tatlım. Güçlerini henüz kullanamazsın. Dediğim gibi..Daffodil, annenin isteği üzerine güçlerini kullanamaman için her ay sana kilit büyüsü yapıyordu. Artık yapılmadığından, büyü git gide zayıflıyor. Ancak bunu bozmadığımız sürece güçlerinin tamamını kullanamazsın." Gözlerimi sımsıkı yumdum. Tüm bu işittiklerim deli saçmasıydı. Cadılar birer masal kahramanıydı. Hatta onlar kahraman bile değillerdi. Herkes onlardan ve onların çirkin, buruşuk tenli görüntülerinden nefret ederdi. "Bırakalım, annemin dediği olsun. Ben hayatımdan gayet memnunum." "Bir hayvan, insan gibi yaşayamaz. Ya da bir insan, hayvan gibi yaşayamaz Andra. İnsanlar bir yemeği çiğ çiğ yiyemez ve pislik içinde bir yerde yaşam sürdüremez. Ya da kar yağarken çıplak duramaz. Sen bir cadısın ve normal bir insan olarak yaşayamazsın. Güçlerinin üstü her ne kadar tozlu bir çarşafla kapanmış olsa bile, o çarşaf bir gün oradan savrulacak. Güçlerini hissedeceksin. Onları kontrol edemeyeceksin, kendine ve çevrendekilere zarar vermeye başlayacaksın. İşler daha da berbat hale gelecek. Meclis güçlerini kullanabildiğini öğrendiğinde peşine düşecek. Onlarla karşı karşıya geldiğinde hiçbirşey yapamayacaksın, çünkü nasıl cadı olunur, bilmeyeceksin." Haraket edemedim bir süre. Nefesimi tutmuş öylece Rufina'nın dudaklarından çıkanları dinliyordum. Bilmediğim o kadar fazla şey vardı ki. Kendimi bu dünyaya yabancı gibi hissediyordum. "M-meclis ? Ben gerçekten anlamıyorum. Gerçekten çıldırmak üzereyim." "Bak, bu gece bizde kal. Sana merak ettiğin herşeyi anlatırız. Yarında kendi evine yerleşirsin. Olmaz mı ?" Rhodanthe'den çıkan bu fikir, Rufina'nın da hoşuna gitmiş gibiydi. "Bence de harika olurdu." Merak ettiğim çok şey vardı. "Pekala, öyle olsun." Dediğimde Rhod ellerini çırparak sandalyesini arkaya itti ve ayağı kalktı. "Rhod siz eve gidin. Bende dükkanı kapatıp arkanızdan gelirim." Rhod, annesini onaylayarak koluma girdi ve beni kapıya doğru sürükledi. Çok geçmeden karanlık sokakta kol kola ilerlemeye başlamıştık. "Şey, büyük annemin büyü kitabındaki, yere çizilmiş olan o daire içindeki yıldız ne anlama geliyor ?" Sessizliği bozduğumda, Rhod kafasını bana çevirdi. "Ona Pentagram diyoruz. Cadılar için kutsal bir işaret sayılıyor. İnsanların çoğu Pentagram'ı satanizm ve kara büyüyle ilgili bir sembol olarak görse de, değil. Pentagram'ın beş köşesi, insanı oluşturan beş elementi temsil ediyor. Ateş, su, hava, toprak ve esir yada eter denilen plazma enerjisi. Kilit büyüsü, bağ büyüsü, koruma büyüsü ve benzeri büyüler yapılırken Pentagram'dan yardım alıyoruz. Cadıları temsil eden bir sembol ve bir mühür kısaca." Derin bir nefes aldım. Bu 20 yaşında Çin alfabesi öğrenmek gibi birşeydi. Hiçbirşey hakkında bilgim yoktu. Büyükannemin bir cadı olduğunu bunca yıl nasıl anlayamamıştım ? Gerçekten bu kadar aptal olabilir miydim ? Bir insan çevresinde olup bitenlerden nasıl haberdar olamazdı ? "Bak Andra. Korktuğunu görebiliyorum ancak bu düşündüğün kadar kötü birşey değil. Bu bize verilen bir lütuf. Tarihte o kadar fazla insan cadı olmak için, gerçek cadılardan yardım istedi ki.." Rhod elini havaya kaldırdığında ona şaşkınlıkla baktım. Avuç içini sokak lambasına doğrulttu ve ışık birden söndü. Bu gerçekten olabiliyor muydu yani ? "Vay canına ! Bunu bende yapabilir miyim ?" "Bundan daha fazlasını." Dudaklarımda istemsizce bir gülümseme belirdi. Cadı olma düşüncesi belki kulağa kötü geliyor alabilirdi. Ancak cadılığın getirmiş olduğu güçler hoşuma gitmişti. Bu şuanki düşüncemdi. Zamanın neleri değiştireceğini hiçbir insan bilmiyordu ne yazık ki. _ Lacie'lerin evi, yeni evime fazla uzak değildi. Rhodanthe Lacie ve Rufina Lacie ile komşu olma düşüncesi şu anlık güzeldi. Annemin bir zamanlar en yakın arkadaşıyla beraber oturup konuşmak iyi hissettiriyordu. Rufina Teyzenin hazırlamış olduğu portakallı kurabiyelerden ufak ısırıklar alıyor ve daha önce hiç duymadığım hibiskus çayını yudumluyordum. Geleli yarım saat olmuştu ancak ikramları hazırlayana kadar zaman geçmişti. Bu yüzden konuşacaklarımızı daha konuşamamıştık. "Meclis.." diye söze başladım. "Meclis ne işe yarıyor ?" Rhod benimle aynı olan çayını afiyetle yudumlarken, Rufina konuşmaya başladı. "Eskiden meclis iyi bir yerdi. Cadı halkına ait bir adalet simgesiydi. Cadıların haklarını korur, suçlarını kınardı. Bir bakıma yönetme yetkisi meclisteydi. Kurallar koyardı. Bizdeki güçleri normal insanlara söylememiz yasaktı. Meclis bir bakıma cadıların arasındaki huzuru ve güvenliği sağlıyordu." Daha sonra derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti. "Meclisi yöneten baş cadıya Kara Kraliçe denirdi. Cadı halkını genellikle kadınlar yönetirdi. Senin bildiğin biriside bu meclisteydi, hemde Kara Kraliçe olarak." Kaşlarımı çattım ve elimdeki sıcak çay kupasını avuçlarımın içine aldım. "Kim ?" "Daffodil. Büyükannen." Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü. Yutkundum. Büyükannem ile arama bir sır daha girmişti ve bu gerçekten berbat birşeydi. Onun hakkında duyduklarıma şaşıramıyordum bile. "Ve daha sonra seni korumak için kraliçeliğini kızına yani annene bırakıp Triora'yı terk etti. Annen ise her ne kadar istemesede kraliçe olmak zorunda kaldı." Tepkisizce dinlemeye devam ettim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ve bu bilinmezlik beni çıldırtıyordu. Bir sır, bir hayatı ne kadar tepetaklak edebilirdi ? İşte cevap bu kadar açıktı. "Ancak annenin meclisin bir kuralını çiğnemesine rağmen kraliçe olmasını, üyeler kabullenemedi. Annen de olacakları önceden görüp seni ülkeden yollayınca üyeler iyice çizgiyi aştı.." "Bir dakika...Hangi kuralı çiğnemiş ki ?" "Baban normal bir insandı Lissandra. Ve cadıların en katı kuralı buydu.." Rufina birden ayağı kalktı. "Benimle gel." Rhod ellerini çırparak ayağı kalktığında hala anlamsızca onlara baktım. Rhod "Düşündüğüm şeyi mi yapacaksın anne ?" diye sorduğunda Rufina başını salladı. "Evet tatlım." Gözlerimi kıstım. "Ne ? Neler oluyor ?" Rufina güven verircesine gülümsedi. "Lütfen güven bana." Sonunda dediğine uyarak ayağı kalktım ve ikisini takip ettim. Bir odanın önüne geldiğimizde Rufina boynundaki anahtar şeklinde olan kolyeyi çıkardı ve kapıya soktu. Kapıyı açıp içeri girdiklerinde arkalarından tam adım atacaktım ki Rhod'un sesi beni durdurdu. "Dur ! İçeri davet edilmeden giremezsin." Mahçupça başımı öne eğdim. "Ben..özür dilerim. Mahremiyete saygı göstermeliydim." Rhod güldüğünde gözlerimi ona çevirdim. "Ah hayır Lissandra. Öyle değil. Bu oda büyülü. Davet edilmeyen gerçekten giremiyor." dediğinde gülümsedim ve anladığımı belirten bir ses çıkardım. "Hadi, içeri gel." dediğinde dediğini yaparak içeri girdim. Oda yine o garip odalara benziyordu. Yine garip kokuyordu ve odanın duvarları yine o raflarla doluydu. Ama bu seferkilerin üzerinde, içlerinde renkli sıvılar olan küçük şişeler vardı. Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. "Bunlarda ne böyle ?" "Anı şurupları." diye cevapladı Rufina sorumu. "Unutmak istemediğin anıları, zihninden bu küçük şişelere hapsediyorsun ve onları sonsuza kadar koruyabiliyorsun." "Peki odayı neden büyülediniz ?" "Çünkü cadıların zihni tehlikelidir. Zihnimizde sakladığımız sırlar sadece bir kilit yardımıyla korunsaydı, şu anda ikimizde karşında olamazdık." dedi Rufina ve rafraki siyah renkli şişeyi alarak bana uzattı. "Annenin çiğnediği kural, meclis, büyükannenin kararı..hepsi bu şişenin içinde. Bu şişeyi bana Daffodil gitmeden önce vermişti. Şimdi bende sana veriyorum. Al, iç bunu." Şişeyi elime aldım ve Rufina'ya baktım. Rhod yanıma geldi ve elini güven vermek istermişçesine omzuma koydu. "Bize güven." Kafamı salladım ve annemi bir kez olsun canlı görebilme umuduyla kapağını açtığım şişeyi dudaklarımın arasına götürdüm.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD