Karanlık bir kuyunun içine düşüyordum. Çırpındıkça düşüşüm hızlanıyor, yerçekimi beni içine çekiyordu. Düz duvarlara tutunmak isteyen ellerimin çabası boşaydı. Bir yere tutunamıyor, durduramıyordum. Bağırıyordum. Sesim çıkmasa da bağırıyor, ağlıyordum. Göğsümü yaran sessiz sayhalarım, ciğerlerimi patlatacak gibiydi. Yine de aralıksızca çığlık attım. Biri beni duyar umuduyla bağırdım. Gözlerimi açtım. Kuyudan bana bakan bir adam vardı, aylar önce birlikte olduğum adam. Sessizce beni izliyordu. Hiçbir şey yapmadan düşüşüme seyirci kalıyordu. Yüzündeki ifade öyle boştu ki ne düşündüğünü anlayamıyordum. İfadesiz yüzü öfke dolu bir hâl aldı, bana kızgındı. Yardım et diye sessizce bağırdım, duymadı. Öfke dolu gözlerle bakmaya devam etti. "Bebeğimize bak!" derken kuyu beni içine çekti. Alpars

