Sabahın erken saatinde uyanıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra sporcu atletimi ve taytımı giydikten sonra saçlarımı iyice bağlayıp spor yapmak için spor yerini aramaya başladım. Bir süre sonra bulunca hemen elime parmaksız eldivenlerimi takıp biraz ısınma hareketleri yaptım. En çok özlediğim şeye, kum torbasına doğru yürüyerek önünde durdum.
Derin bir nefes aldıktan sonra ilk yumruğumu geçirdim. Ardından bir tane, sonrasında bir tane daha. Derken iyice kapıldım. Arkamdan yaklaşan bir ses duyunca hızla dönerek bana doğru gelen yumruktan sıyrılıp başımı geriye kaçırdım. Tekrar gelen yumrukla yine aynı savunmayı yaparken doğrulunca ilk işim tekme atmak oldu. Bay Axton tekmemi eliyle savuştururken, bende ona yumruk atmaya başladım. Kendini koruyup tüm hamlelerimden sıyrıldı. İyi bir dövüşçü olduğunu söyleyebilirdim.
"İnsanlara temas konusunda zayıfsın" derken elimi tutup beni kendine çekti. Mavi delici gözleri yüzümü süzerken beni tekrar geriye itti. Dengemi zor sağlayıp tekrar üzerime gelmesiyle yana kaçarak yine bir yumruk attım. Yumruklarım ard arda inerken beni yavaş yavaş geriye götürüp duvara yaslanmamı sağlayıp ellerini iki yanıma koydu. Ilık nefesi yüzüme vuruken
"Özellikle erkeklerden nefret ettiğin belli ama bu senin hata yapmanı sağlar asker" dedi. Ellerimi göğsüne koyup onu itince ikinci seferde çekildi.
"Seni o gece gördüm, sende beni gördün" dedim.
"Demek beni tanıdın?" diye sordu düşünceli bir şekilde.
"Aradığımız adamı saniye farkı ile kaçırdım" dedim.
"Beni yakalamak düşündüğün kadar kolay değil Asena" dedi. O gece bu görev olmasaydı belki de Duru hayatta kalırdı.
"Olabilir" dedim uzatmayarak. Sonuçta herkes karşısında ki insanın ne olduğunu biliyordu.
"Asena" diye bağıran Boran ile ona döndüm.
"Bizim çalışma alanımız bu taraf, orayı bay Axton kullanıyor" diyince yeniden beni izleyen Axton'a döndüm. Saniyelik bakışmanın ardından eşyalarımı alıp Boran'ın yanına doğru ilerledim.
"Bunu bilmiyordum" dedim.
"Suç benim söylemeyi unuttum" dedi.
"Neyse artık" diyerek çıkışa doğru yürümeye başladım. Duşumu alıp kahvaltıya gidecektim.
Axton'dan
Spor salonuna girerken beni fark etmemişti. Ondan saniyeler önce gelmiş bende günlük sporumu yapmak için hazırlık yapıyordum. Normalde etrafımda ki herkesin disiplinli olmasını severdim ama bu kızın hafifte olsa bir kez dudağının kıvrıldığını bile görmemiştim. İlginçti, ilk defa karşılaştığım bir olay olduğu için şaşırmıştım.
O spor salonundan çıktıktan sonra bende çıkıp kısa bir duş alıp odama dönmüştüm. Üzerime siyah takım elbise giydikten sonra kahvaltı için yemek salonuma indim. Kadir yani baş korumam beni masanın yanında bekliyordu.
"Günaydın efendim"
"Anlat"
"Asena hanımın bir zayıf noktası olduğunu zannetmiyorum bay Axton. Çok araştırdık Ama geçen yıl hayatını kaybeden arkadaşı dışında bir şey bulamadık"
"Herkesin bir zayıf noktası vardır Kadir. Bana öğrendiklerini anlat"
"Yetimhane de büyümüş. 18 yaşını doldurunca ondan bir ay önce yetimhane den ayrılan kız arkadaşı Duru'nun kiraladığı eve taşınmış. Asena asker iken, Duru bir gece kulübünde garsonluk yapıyormuş. Ama bir gece yani sizin Suriye de olduğunuz gece Duru kaçırılıp hem tecavüze uğramış hemde dayak yemiş. Öğrenebildiğimiz kadarıyla Asena Duru dan sonra kendini toparlayamamış. Zaten özel görev askeri olduğunu biliyoruz, aktif olarak çoğu gizli görevde yer alıyormuş"
Bu bazı şeyleri açıklıyordu.
" Peki İlker komutan ile aralarında ne var? "
" Asena ile her göreve komutan da gidiyor. İkisi yakın görünüyor. İlker komutan Asena'nın her şeyi ile ilgileniyor gibi görünüyor."
" Yani sevgililer mi? "
" Bunu bilmiyorum bay Axton"
"Duru'nun katilleri bulunmuş mu?"
"Bir sene geçmesine rağmen bulunamamış efendim"
Elimle çenemi sıvazladım. Herkesin elbette bir zayıf noktası vardı, sadece bunu bulmak gerekiyordu. Aslında suçluların bulunmaması da büyük bir soru işaretiydi. Eminim Asena onları arıyordu.
Geceye doğru Asena'dan
Ve olmazsa olmazımız gece kulübü önüne gelmiştik. Arada dan inince düz kulübe bakmak yerine bakışları mı yerde tuttum. Korumalar tek tek hareket ederken derin bir nefes alıp yürümeye başladım. Buraya iş için mi, yoksa eğlence için mi geldiğini bilmediğim için mecbur o lanet yere girecektim.
"İyi misin Asena?" diye soran Boran ile kendime geldim.
"İyiyim" dedim.
İçeriye girer girmez ses ve insan kalabalığından midem kasılmaya başlamış, bedenimin ısındığı hissediyordum. Lanet zenginler, eğlence anlayışlarına edeyim. İlla bu tarz yerlere geleceklerdi. Neyse ki kalabalığa karışmak yerine üst kata yöneldik. Şu an burayla ilgili tek sevdiğim şey yukarı çıktıkça seslerin biraz azalmasıydı. Bir kapının önüne gelince bay Axton içeriye girip kapıyı açık bıraktı.
Bakışlarım önüme dönüp, yeri izlerken düşünmemek için müziğe odaklanmaya çalıştım. Yavaş yavaş tüm kaslarımın gerilediğini hissedereken
"Biz bay Axton için geldik" diyen seslerle bakışlarım onları buldu. Biri kızıl taş, öteki sarışın taş olmak üzere iki kız bizim yanımıza gelmişti.
"İstersen üzerlerini sen ara Asena, bir kadın varken üzerlerini aramak bize düşmez" dedi. Derin bir nefes alıp, bir kaç adımla kızların yanına vardım. Kızların giydiği zaten crop ve mini etekti, geriye kalan yerleri dışardaydı. Kollarını yukarı kaldırdıkları zaman koltuk altlarından itibaren aramaya başladım. Sütyenler dolgulu olduğu için esnetip düşen bir şey var mı diye baktım. Son olarak eteklerinin altını kontrol ettikten sonra birazda dalgalı saçlarını kontrol ettim.
"Üzerlerinde bir şey yok" dedim. Olsa da fark etmezdi bir mafya ortadan kalkmış olurdu. Benim için hiç bir sorun yoktu. Boran beni başıyla onaylayıp kızları içeriye yolladı. Daha dönüp arkama bakmamıştım ama kapı kapanmamıştı. Müzik sesine odaklan Asena, sadece müziğe odaklan.
Kızlardan kızıl olanı dışarı çıkıp, bir süre sonra içkiyle döndü. Bu sefer kapı kapanmıştı.
"Rengin soldu Asena, iyi olduğuna emin misin?" diye soran Boran ile başımı olumlu anlamda salladım.
"İstersen dışarıya çıkıp biraz hava al. Bay Axton o odadan kolay kolay çıkmaz. Hatta saatlerce burda kalacağız. Burası onun keyif odası" diyen adamla başımın uyuşukluğu artmış, mide bulantım artmıştı.
"Lavabo nerde?" diye sorarken midemin ağzıma geldiğini hissediyordum.
"Seni götüreyim" diyen adamla daha fazla muhatap olamayarak geldiğim yolu hızla inerek kendimi dışarıya attım. Kendimi yeşil bir yer bulmaya odaklayıp, bulunca hemen oraya koşup midemde kalan son şeyleri çıkardım. Gözlerimin buğusu yeni bir sinir boşalması yaşamam gerektiğini hatırlatırken, istemsizce gözyaşlarımın aktığını hissettim. Sessiz sessiz ağlayıp biraz toparlayınca derin derin nefesler almaya başladım.
Zayıf olmayacağıma dair kendime sözler vermiştim. Bunu her gün kafamda döndürüp durdum.
"Olmuyor değil mi Asena? Sen zayıf bir kızsın" diyerek kendimi azarlayıp elimle ıslanan gözlerimi silip gece kulübünün önüne geldim. Gece kulübü Korumaları bana sorular sorup üst kata haber verirken, içeri girmeme gerek olmadığı söylendi. Sert bir soluk bırakıp kenara geçtim. Telefonu elime alınca ilk işim İlker komutanı aramak oldu.
"İyi misin Asena?" ilk çalışta açtığı için şaşırmıştım.
"Değilim komutanım. Ben bu görevi yapamayacağım, lütfen yerime başka birini görevlendirin" dedim. İlker komutanın sert soluğu kulağıma doldu.
"Gece kulübünde misiniz?"
"Evet" diyebildim içimde yoğun bir fırtına varken.
"Yarın üstlerimle konuşup bu mesele hakkında ne yapacağıma bakacağım. Sakin ol" dedi her zaman ki koruyucu uslubunu koruyarak.
"Lütfen halledin komutanım" derken sessiz kalmıştı.
"Uğraşacağım" dedi.
"İyi geceler komutanım"
"İyi geceler" Asena. Telefonu cebime koyarken.
"Allah kahretsin" diyerek gece kulübüne dönünce bay Axton ile göz göze geldim. Sinirli ifademi sabit tutarak neden sinirli baktığını anlamaya çalıştım. Anlaşılan hızlı takılan pisliklerdendi. Hani kullan at kafasından. Bu kadınlara üzülmekle, kızmak arasında gidip gelirken, kimseyi yargılamanın haddim olmadığını biliyordum. Keşke herkeste haddine olmadığını bilse.
Bay Axton öne geçip yürürken bende peşlerinden yürümeye başladım. Boran bana biraz yaklaşıp
"İyi misin? Kötü görünüyordun" diye sordu.
"İyiyim"
Daha sonra aklıma gelen şeyi sorup sormamak arasında kaldım.
"Hani saatler sürüyordu?" diye sordum.
"Senin yüzünden kısa sürdü" derken sırıtmamak için kendini zor tutuyordu. Bir şey anlamayarak
"Ben ne yaptım?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Dışarıya çıktın ya, içeriye alınman için ona haber vermişler" dedi.
Şimdi anlaşılmıştı sinirinin nedeni. Neyse ne umrumda değildi. Arabanın yanına gelince üzerimde sinirli bakışlar hissetsem de hiç takmadım. İfademi sabit tutarak arabaya bindim. Lavaboyu bulamayacağımı düşünüp kendimi mecbur dışarıya attım. Aslında bilerek çıktım katlanamıyordum öyle yerlere. Biraz temiz havaya ihtiyacım vardı ve aklıma ilk geleni yapmıştım. Kimin kızıp kızmadığı umrumda bile değildi...