En Uzun Veda

217 Words
Yoğun bakım odasındaki o ritmik, ruhsuz makine sesleri, hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatan tek şeydi. Doktorlar ümidin tükendiğini, Handan Hanım’ın organlarının teker teker iflas ettiğini söylediklerinde zaman Mucize için bir kez daha durdu. Makineye bağlı yaşayan o asil çınar, artık tamamen gitmek üzereydi. Son bir veda için Mucize’nin odaya girmesine izin verildi. Mucize, steril kokulu odaya adım attığında adımları geri geri gitti. Annesinin o hep fırça tutan zarif elleri şimdi buz gibi ve hareketsizdi. Yanına yaklaştı, o elleri avuçlarının içine aldı ve dudaklarına götürdü. "Anne..." diye fısıldadı. Bu kelime ilk kez canını bu kadar yakıyordu. O an, mucizevi bir şey oldu. Handan Hanım’ın kapalı göz kapakları hafifçe titredi ve o derin, yorgun gözleri aralandı. Bilinci son bir gayretle, sadece biricik kızı için geri gelmişti. Ağzındaki maskenin altından çok derinden, adeta bir nefes gibi döküldü kelimeler: "Kuzum... Mucizem..." "Buradayım anne, buradayım," dedi Mucize hıçkırıklarını zapt etmeye çalışarak. "Korkma..." dedi Handan Hanım, gözünden tek bir damla yaş süzülürken. "Ben... seni hep çok seveceğim. Kalbindeyim... İstanbul’da... her fırça darbesinde... Git ve kendi resmini çiz kızım. Sakın arkana bakma..." Handan Hanım’ın elindeki son güç de çekildi, parmakları Mucize’nin avucunun içinden yavaşça kaydı. Ve o amansız makine, acı ve kesik bir sesle düz bir çizgi çizmeye başladı. Handan Soykan, bu dünyaya gözlerini yumarken, arkasında ruhuyla doğurduğu yarım kalmış bir Mucize bırakmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD