Her ne kadar annesinin bıraktığı gizli hesap sayesinde maddi bir zorluğu olmasa da, Mucize kendi ayakları üzerinde durduğunu kendine kanıtlamak istiyordu. Kendini tamamen hayata bağlamanın yolu çalışmaktan geçiyordu. Ertesi sabah Cevriye Dadı’nın getirdiği yerel gazeteleri incelerken, ilanlar sayfasında küçük, çerçeveli bir yazı dikkatini çekti:
"ÖZEL PİYANO DERSİ VERİLECEKTİR
8 yaşındaki erkek çocuğu için, haftada üç gün evimizde özel piyano dersi verecek, eğitmen aranmaktadır. Ücret tatminkardır."
Mucize ilanı okurken çocukluğunda aldığı o profesyonel piyano derslerini, parmaklarının tuşlar üzerinde kayışını hatırladı. 8 yaşındaki bir çocuğa müzik sevgisi aşılamak, ona da çok iyi gelecekti. Hem kimliğini gizleyerek yapabileceği, okul saatlerine de uyan kusursuz bir işti. İlanın altındaki numarayı hiç vakit kaybetmeden aradı. Karşıdaki sekreter, Mucize’nin diksiyonundan ve eğitim aldığı okuldan etkilenerek ertesi gün için bir ön görüşme randevusu verdi.
Ertesi gün Mucize, verilen adrese doğru yola çıktı. İstanbul’un en lüks, en korunaklı villalarının bulunduğu o zengin semte geldiğinde, içini tanıdık bir huzursuzluk kapladı. Burası tıpkı İzmir’deki o yalanlar malikanesine benziyordu. Büyük demir kapıdan içeri girdi ve villanın kapısını çaldı.
Kapıyı açan görevli kadın onu içeri buyur etti. "Hoş geldiniz Mucize Hanım, küçük bey odasında sizi bekliyor," diyerek onu üst kattaki büyük, pencereli müzik odasına yönlendirdi.
Mucize içeri girdiğinde, kuyruklu bir piyanonun başında oturan, henüz 8 yaşlarında, mahzun bakışlı dünya tatlısı bir çocuk gördü. Çocuğun yanına yaklaşıp usulca gülümsedi. "Merhaba, ben Mucize. Yeni piyano öğretmeninim," dedi.
Çocuk neşeyle kafasını kaldırdı. "Ben de Can!" dedi. Tam o sırada arkalarındaki kapı sertçe açıldı.
"Can, yeni öğretmenin geldi mi..."
Cümle havada asılı kaldı. Mucize arkasını döndüğünde, kapının eşiğinde donup kalmış olan Serkan ile göz göze geldi. Serkan şaşkınlıktan tek bir kelime bile edemezken, Mucize’nin masmavi gözleri öfke ve şaşkınlıkla büyüdü. Ders alacak o küçük çocuk, Serkan’ın öz kardeşiydi. Kader, kaçmaya çalıştığı o adamın evinin tam ortasına, piyano tuşlarının başına düşürmüştü Mucize'yi.