Kaderin Tuşları

307 Words
Müzik odasındaki o buz gibi sessizlik, Can’ın piyanodan çıkardığı neşeli bir sesle bölündü. "Mucize Abla! Bak, bu şarkıyı biliyor musun?" Serkan, kapının eşiğinde gözlerini Mucize’den ayıramıyordu. Şaşkınlığı yerini derin bir hayranlığa ve çözülmeyi bekleyen bir bilmeceye bırakmıştı. Mucize ise, okulda "burslu, sıradan bir halk kızı" olarak yaftalanan o kızın, bu malikanenin lüks salonunda, o paha biçilemez kuyruklu piyanonun başında nasıl bu kadar asil durabildiğini düşünen Serkan’ın bakışlarını çok net okuyordu. "Ben... Ben dersi hemen başlatabilirim," dedi Mucize, sesindeki ufak bir titremeyi bile engelleyerek. Serkan’a bakmamaya özen göstererek Can’ın yanına oturdu. Parmaklarını piyanonun fildişi tuşlarına yerleştirdiğinde, duruşundaki o zarafet, oturup kalkmasındaki o aristokrat asalet, Serkan’ın zihnindeki şüphe tohumlarını iyice sulamıştı. Serkan, tek bir kelime bile etmeden odadan çıktı ama aklı o odada, o tuşların üzerinde kayan asil parmaklarda kalmıştı. Aşağı kata, çalışma odasına indiğinde babasının masasına oturdu ve kendi kendine mırıldandı: "Kimsin sen Mucize? Bu asalet, bu sanata olan derin düşkünlük, bu piyano hakimiyeti... Sen asla o söyledikleri kız değilsin." Aynı saatlerde İstanbul’un diğer ucunda, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün odasında sessiz bir telefon görüşmesi gerçekleşiyordu. Rektör, eski dostu Kenan Soykan’dan aldığı o gizli telefondan sonra Mucize’nin durumunu bizzat takip etmeye başlamıştı. "Merkez sekreterliğe talimat verdim Kenan," dedi rektör, sesini kısarak. "Kızın tüm dosyaları, kimlik bilgileri bizzat benim korumam altında. Okulda sadece 'tam burslu sıradan bir öğrenci' olarak görünüyor. Kimse onun senin yeğenin, Handan Soykan'ın kızı olduğunu anlamayacak. Ama içim rahat değil, kız tek başına Fatih'te eski bir evde kalıyor." Kenan Bey, İzmir’deki holding binasının camından dışarı bakarken derin bir iç çekti. "O her şeyden kaçtı dostum. Soykan adından, babasının yarattığı o enkazdan... Gururu yüzünden benden bile yardım kabul etmiyor. Ama onu yalnız bırakamam. Oğlum Rüzgâr da bu yüzden İstanbul’a gelmeye karar verdi. Mucize’nin haberi olmadan, bir gölge gibi arkasında duracak." Mucize ise, amcasının ve rektörün onun etrafında ördüğü bu gizli koruma kalkanından tamamen habersiz, Can’a ilk piyano notasını bastırıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD