Arka Kapı

203 Words
Serkan, kütüphanedeki o mesafeli konuşmadan sonra Mucize’ye doğrudan yaklaşamayacağını anlamıştı. Karşısındaki kızın etrafında çelikten bir zırh vardı ve o zırhı delmenin yolu, yanındaki tek sığınaktan geçiyordu: Defne’den. Ertesi gün Serkan, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin önündeki kafede tek başına kahve içen Defne’yi gördü. Adımlarını kararlılıkla o masaya yöneltti. Sandalyeyi çekip oturduğunda Defne şaşkınlıktan elindeki bardağı neredeyse düşürecekti. Sosyetenin göz bebeği, holding veliahdı Serkan tam karşısındaydı. "Selam Defne," dedi Serkan, tüm karizması ve içtenliğiyle gülümseyerek. "Mucize’nin en yakın arkadaşı sensin, biliyorum. Ve inan bana, amacım onu rahatsız etmek değil. Sadece onu gerçekten tanımak istiyorum. Kimdir, nelerden hoşlanır, neden canı bu kadar yanmış gibi herkese duvar örüyor?" Defne, Serkan’ın gözlerindeki o samimi çaresizliği görünce yelkenleri suya indirdi. İçten içe Mucize’nin o sert, mutsuz halinin ancak böyle büyük bir aşkla dağılabileceğine inanıyordu. "Mucize çok özel biridir Serkan," dedi Defne masaya doğru eğilerek. "İzmir’den geldi. Geçmişi hakkında pek konuşmaz, pekte bir şey bilmiyorum ama ailesini yakın zamanda kaybetmiş gibi büyük bir yası var. Kimseye muhtaç olmak istemiyor, gururlu. Ama içi pamuk gibidir, sadece canının yanmasından çok korkuyor." Serkan duyduğu her kelimeyi zihnine kazırken, Defne çoktan kafasında ikisini yakınlaştırma planları yapmaya başlamıştı bile. "Bak," dedi Defne muzipçe. "Onun duvarlarını yıkmak istiyorsan sabırlı olmalısın. O kaçtıkça sen doğru zamanda karşısına çıkmalısın."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD