bc

Çingenenin Şarkısı

book_age18+
3
FOLLOW
1K
READ
revenge
manipulative
dare to love and hate
gangster
drama
tragedy
bxg
medieval
enimies to lovers
secrets
like
intro-logo
Blurb

Zehir damarlarındaki kana karışırken, gözyaşları, son anda bile gülümseyen dudaklarına ulaştı. Onu zehirlediğini bildiği halde, son anında bir kez daha, onu her geçen gün, aşkıyla biraz daha öldüren kadının ismini fısıldadı: "Adelina, mi hermosa diosa..."

chap-preview
Free preview
CESARET
"Bitmek üzere, biraz daha sabret." Kehribar rengi harelerimi, çadırın kubbetli tepesine çevirdim ve üzerinde oturduğum el dokuması halıyı, avuç içlerimde sıktım. İlk dövmemin, nefret ettiğim ailenin sembolü olacağı, bu zamana kadar aklımın ucundan dahi geçmemişti. "Sen çok cesur bir kızsın Çandra." Vasilis mikrop kapmaması için, özenle dövmemi sardı. Alet edevatını toparlayıp, kaldırdı. Bluzum ile omzumu örtüp, omzumun üstünden çadırın diğer ucundaki kuzenime baktım. Gerçekten onun düşündüğü gibi cesur muydum? "Cesur olduğuma inanmak istiyorum. Annemin için cesur olmak istiyorum." Vasilis, usulca yanıma yaklaşıp, yere bağdaş kurdu. Ellerimi tuttu ve gözlerime bakarak fısıldadı. "Zamanında ailemize yapılan ihanetin, dökülen onca kanın, yakılan onca canın intikamını alacağız. Tek başına olacağını düşünme, biz her zaman senin arkandayız. Eğer güvende hissetmezsen, büyükanne İndrani'nin sana söylediklerini unut, ardına bakmadan tüy oradan." Korku ve endişe ile yutkunup, kocaman açılmış gözlerle Vasilis'in sözlerine kulak verdim. Obadan ayrılmama sadece günler kalmıştı ve ben içimdeki korkuyu bastıramıyordum. Büyükanne İndrani ne olursa olsun, görevimi tamamlamamı istiyordu. Onun düşüncesine göre, asilce bir görevi yerine getirecek ve kendimi, ailemin intikamını alarak onurlandıracaktım. Kaçmayı bir ihtimal olarak görmesemde, sormadan edemedim. "O zaman beni nasıl bulacaksınız?" Vasilis tek eliyle yüzümü avuç içine alıp, yüzüme düşen perçemlerimi, nazikçe kulağımın arkasına yerleştirdi. "Dünyanın bir ucuna gitsen de, ben seni bulurum." Gülümseyerek yanağımdaki elini nazikçe yere indirdim, Süreyya hala her an, yemeğin hazır olduğunu haber etmek için çadırdan içeri girebilirdi. "Süreyya hala birazdan gelir." "Haklısın." Vasilis ellerimi bırakıp, yerden kalktı ve çadırdan ayrıldı, Vasilis çadırdan çıkar çıkmaz, Süreyya hala çadır bezini aralayıp, dalgın bir halde çadıra göz attı. "Vasilis'in az önce çadırdan ayrıldığını gördüm. İşiniz bitti mi?" "Evet, artık omzumda onların aile sembolünü taşıyorum." Sözlerimi dile getirirken, alaycı tavrım ortaya çıkmıştı. O sözde çok "Değerli" sembol, benim için hiçbir şey ifade etmiyordu. "Yemek hazır, gel haydi." Süreyya hala çadır bezini örttüğünde, ona yetişmek için çevik bir hareketle yerden kalkıp, koşarak peşinden gittim. Süreyya hala, toplanma alanına varmadan, onun kolundan tutarak durdurup, kenara çektim. "Süreyya hala, sen de onlar gibi mi düşünüyorsun?" Tereddüt içerisinde sorduğum soru, Süreyya halanın, buruk bir tebessümü ile yanıt buldu. Usulca saçlarımı okşayıp, bana kendimi huzurlu hissettiren, şefkatli ses tonu ile düşüncelerinden bahsetti. "Ah güzel yavrum, ben bu konu hakkında en az bilgisi, en az fikri olan kişiyim. Sen zeki bir kızsın, diğerleri gibi körü körüne rivayetlere inanmak istemiyorsun ama sana, duymak istediğin gerçekleri anlatacak en son kişi bile değilim. Üzgünüm..." "Anlıyorum." Süreyya hala yanımdan uzaklaşırken, aheste aheste onu takip ettim. Toplanma alanına vardığımızda, ateşin etrafında toplanmış ailemin arasına karıştım. Kütüklerden birine oturup, Padma halanın, benim için bakır tasa döktüğü çorbadan bir kaç kaşık içtim ve düşünceli bir tavırla, ailemi üstün körü inceledim. Hindistan, Yunanistan, İran ve İspanya, ailemin hemen hemen her bireyi, farklı fiziksel özelliklere, farklı geleneklere, farklı kökenlere ve hatta farklı dinlere sahipti. Büyükanne İndrani Hint'liydi, büyükbaba Baybars İran'lı, çocukları yani babam Amar, Ali amca ve Padma hala Hindistan doğumlu, İran asıllıydı, Süreyya hala ise İspanya'da dünyaya gelmişti. Annem Delmara İspanyol'du fakat onun ailesini hiç tanımıyordum, zaten o da ailesini hatırlamıyordu. Benim çocukluk arkadaşım ve şu sıralar, benden hoşlandığını sezdiğim kişi, Vasilis, Ali amcanın iki çocuğundan biriydi. Bir de hiç geçinemediğim bir kız kardeşi vardı: Daphne. Daphne ben yakınlarındayken sadece yunanca konuşurdu, Ali amcanın eşi Hermia Yunan asıllı bir İspanyol olduğundan, çocuklarına da bu dili öğretmişti. Daphne'nin bana karşı beslediği kini anlamlandıramıyordum, sebepsizce onu huzursuz ediyordum, bana bir düşman gibi bakıyordu. Daphne'nin en yakın arkadaşı, Padma halanız kızı Cara ise onun tam tersiydi, Daphne ne kadar hırçın, dik başlı ise, Cara bir o kadar naif ve güler yüzlüydü. Cara ile aram neyse ki iyiydi. Vasilis'ten sonra bana kendimi yalnız hissettirmeyen tek kişiydi. Annem kendimi bildim bileli, yaşayan bir ölüden farksızdı: Konuşmaz, gülmez, ağlamaz, sadece kederle gözlerimin içine bakar ve iç geçirirdi. Annemin durumu beni içten içe kahretsede, büyükanne İndrani, onun, bizim düşmanlarımız yüzünden bu halde olduğunu söylerdi. Ve ben bir yemin etmiştim: Her kadar korkarsam korkayım, kendi canımı feda etmem gerekse bile, annemi bu hale getirenlerin gözünün yaşına bakmayacağım...

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Claimed by my Brother’s Best Friends

read
819.5K
bc

The Luna He Rejected (Extended version)

read
613.1K
bc

Secretly Rejected My Alpha Mate

read
35.8K
bc

The Lone Alpha

read
125.5K
bc

His Unavailable Wife: Sir, You've Lost Me

read
10.5K
bc

Bad Boy Biker

read
8.7K
bc

The CEO'S Plaything

read
19.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook