3-Roza'nın özgürlüğü

2174 Words
İyi okumalar... Ölmek neydi? Bedenin artık var olmaması mı? Yoksa ruhun yok olması mı? Ruhsuz bir beden yaşıyor sayılır mıydı? Bir beden yaşıyorken ruhunu kaybederse bedeni ayakta kalıp yaşar mıydı? Bu soruların cevabı Roza'daydı. Roza'nın bedeni ayaktaydı ama kuma haberini aldıktan sonra ruhu bedeninden ayrılmıştı adeta . Geriye kabuk bir beden kalmıştı. Babasının iki dudağı arasından çıkan bir kararla ile ruhsuz bir bedende hapis kalmıştı artık Roza. Daha fazla nasıl acı çekebilirdi ki? Acıyı bile hissetmiyordu artık Roza! Şuan babasının ellerinin arasına tutuşturduğu silahla dik duruşundan bir an bile ödün vermiyordu genç kız Roza ! Babası kendisinden nefret ediyorsa o vakit neden öldür müyordu? Ölüm kurtuluş değil miydi ? "Çek tetiği kurtulalım!" Silahın emniyetini açarken asi bakışları hâlâ babasının gözlerindeydi. Neden tetiği çekmiyordu bu adam? Zozan xanım kızının tükenmiş bedenine yüreği sıkışarak baktı. Ne çok çekmisti bu adamdan Rozası. Bir gün yüzü göstermemişti kara bahtlı Roza'ya. Ruken yavaş adımlarla ablasına doğru yürürken Seyitxan kardeşini bu kargaşadan korumak için kolundan yakaladı. Ama Ruken aldırmadan, kolunu hızla çekerek babası ve ablasının ortasına geçti. Şimdi tam olarak namlunun ucundaydı Ruken. Ortalarında dikilen kızına kaşlarını çatan Ali ağa ile Roza korkuyla Ruken'e baktı. Ne yapmaya çalışıyordu Ruken? "Çekil kenara Ruken!"diyen babasına yaşlı gözleriyle bakıp kafasını olumsuzca salladı. "Rukenim..ne yapıyorsun sen?" Dedikten sonra kardeşini kolundan çekiştiren Roza onu namlunun ucundan çekme çabaları başarısız oldu. "Ablama ettiğin zülüm yeterdir bav. Bende senin bir kızınım. Ona verdiğin acıyı bana niye vermiyorsun? Niye ikimizi eşit tutmuyorsun? Oda senin kızın bende ne fark var aramızda?" Ruken'in haklı isyanıyla odadakiler sessizce genc kıza bakarken Ali ağa halâ elinde tuttuğu silahı indirmemişti. Zozan kadın eli yüreğinde olaylara daha fazla dayanamadan bedeniyle yere çöktü. Elini başına götürüp vurmaya başlamasıyla, Ezma kaynanasının yanına oturup hemen ellerini başından çekmesini sağladı. "Ocağıma ateş düştü Hawarrr." Diye bağırırken, Ruken göz ucuyla annesine bakıp ağzındaki hıçkırığın kaçmaması için dudaklarını birbirine bastırdı. "Seni mi kuma vereyim Ruken. Babasının" bunu mu istiyorsun?" diye bağırmasıyla genç kız titredi. Roza bu düşünceyle bile ürperirken, gerçeği öldürürdü genç kızı. Ruken daha küçüktü. Asla müsaade edemezdi ki böyle bir şeye. Ali ağa elindeki gümüş kaplı silahı sıkıca tutarken küçük kızının kolundan tutup bir kenara çekti ve Roza'nın tam karşısına gelip durdu. "Bir daha bu silah kalkarsa Azrailin seni kurtarmaya bile gelse sıkmadan indirmem ROZA!!" Genç kıza öfkeli bakışlarını fırlatırken yeri döve döve odadan hızla çıktı. Giden adamın arkasından Emirhan ve Seyitxan'da peşlerinden giderken,Roza kendini yere atıp hıçkırarak ağlamaya başladı. Bu evden tek kurtuluş kuma olmaktan geçiyordu. Genç kız bunu anlamıştı artık. Odadaki kadınlar her bir köşede yerlerini alırken hepsininde acısı birdi. Herkes bahtsız Roza'ya ağlıyordu. ********* WELAT KONAĞİ! Zirav xanımın sert sesinden sonra herkes sus pus olup bakarken, Ceylan yine dayanamayıp konuşmaya başladı. "İnşAllah o getirdiğiniz kumanında çocugu olmaz. Soyunuzda devam etmez!" Dediği an yüzüne indirilen sert tokatla yere kapaklandı. Ruhat, karısının yere düşüşüni görünce sinirle bakışlarını babaannesine çevirip üzerine yürüyerek bağırdı. "Sen ne yapıyorsun zirav xanım!" Yaşlı kadın, gelinin ayarsız diline karşı kendini tutamayıp tokatı yapıştırmıştı. Torunun çıkışması üzerine dik duruşundan taviz dahi vermeden cevabını vermeye başladı yaşlı kadın. "Senin hadsiz karın nerede nasıl konuşacağını bilmiyor! Haketti!" Diye otoriter sesiyle konuşmasını bitirirken odadaki diğer fertler bir kez daha yaşlı kadının yapacaklarının sınırı olmadığını anlamıştı. Ayşe daye kaynanasından çekindiği için ses çıkarmadan yerinde dururken, Ömer ağa da annesinin haklı olduğunu düşünerekten başını sallayıp yerine oturdu. Ceylan eli yanağında başını yukarı kaldırıp kocası ve Zirav yadenin birbirine olan öldürücü bakışlarını görünce ağzından bir inilti koptu. Ruhat karısına tokat atanın babaannesi olduğuna dua ediyordu. Başkası olsaydı çekinmeden sıkardı kafasına. Öfkeli bakışlarını yaşlı kadından çekip acıyla yerde inliyen karısına çevirdi ve eğilip kucagına aldı. "Benim karıma bir daha el kaldıranın elini kökten kesmezsem şerefsizim!"dedikten sonra odadan çıktı. Zirav xanım giden torunun arkasında "Kure kere! Aç o gözlerini gör artık yılan karını!" Diye kendi kendine söylendi. Rojhat babaannesinin neden Ceylan'a karşı bu kadar tepkili olduğuna anlam veremiyordu. Zirav xanımın her zaman neden sert bir mizaca sahip olduğunuda anlayamıyordu.Annesine karşıda her zaman çok sertti. Kimsenin karşı bile çıkamadığı tek kadındı Zirav xanım. Herkese kök söktürüyordu ve kimse kendisine karşı çıkamıyordu. "Gör Ayşe kıyamadığın oğlun anasına atasına nasıl karşı geliyor." Bakışlarını gelinine çeviren yaşlı kadın öfkeliydi. Ruhat'ın o kadın için kendisine bu kadar karşı çıkmasına sinirleniyordu. En başında kendisinin haberi olmadan evlenmesi Zirav yade için büyük bir yıkım olmuştu. Geçmişten gelen hatalar silsilesini bir nebze düzeltmeye çalışacaktı torunu sayesinde ama torunu evlenerek buna engel olmuştu. Ne olursa olsun planladıklarını gerçekleştirecekti er yada geç. "Jimom ne yapsın seviyor karısını?"diyen Ayşe dayeyle dahada sinirlendi. "Bu nasıl sevgidir! Onun gözü kör olmuş. Ama elbet açılacak." "Yade artık karışma karı-koca arasına. Ağabeyimi kaybedeceğiz yoksa? Görmüyor musun yengemi nasıl seviyor?"babaannesinin yanına gelip oturan Rojhat'la Zirav xanım torununa bakışlarını çevirdi. "Kuremin(oğlum) ben ağabeyini o kadından kurtarmaya çalışıyorum. O kadınla oldugu sürece kendini kaybedecek." "Ax yade kimseyi dinlemez misin sen? Hep dedigim dedik!"deyip illAllah çeken Rojhat odadan çıktı. "Buke birazdan kocan gelir yemekler hazır mı?" Zirav xanımın sorusuyla Heja yaşlı kadına bakıp başını salladı. "Şimdi gider yaparız yade."Dedikten sonra ayağa kalkarken görümcelerine seslendi. "Zerin,Zenan hele gelin yardıma yoksa Zirav xanım bizi yemek niyetine yer."dediğinde kızlar yengesine bakıp kıkırdarken, Zirav yade elindeki tespihi uzun dilli gelinine fırlattı. "Kêçâ kêrê!"(eşşeğin kızı) Odaya giren Ruhat, karısını yatağa yatırırken kızarmış yanağına bakarak iç çekti. "Çok acıyor mu delalamın?" Dediğinde Ceylan gözyaşlarıni akıtırken arkasını kocasına döndü. "Acısa ne fayda? Babaannen hep bunu yapıyor bana? Sende karşı gelemiyorsun hiç." Karısının kendisine sırtını dönmesiyle sinirlenen adam yumruğunu sıktı . "Zirav xanım bir daha böyle bir hata yapamayacak." "Sen öyle san. O kadın hep aramıza giriyor...kumayıda getirecek sende bir şey yapamadın.. Sen böyle mi seviyorsun beni?"diye dudağını büzüp soran karısıyla adam ellerini saçlarına hırsla geçirdi. "İstedikleri kadar konuşsunlar.. o kuma bu eve gelmeyecek." "Bir hafta sonra düğünün var Ruhat ağa. O kuma bu konağa anlı şanlı bir düğünle gelin olarak geliyor." dediğinde, genç adam karısını hızla altına alıp "Benim bir tek karım var oda sensin! Hep öyle kalacak." Dedikten sonra adam karısının dudaklarına hoyratça yapıştı. Dudaklarını susuz kalmış gibi içerken bir kez daha anlamıştı Ruhat, bu tende hayatı bulmuşken başka bir tene değmek haramdı ona. İnsan sevdiğinin teninde hayat bulur, onun teninde var olurdu ancak. Başka bir tene değmek sevdaya yapılan en büyük günahtı... Ruhat bunu asla yapmayacaktı ..... Ne kendine ne karısına nede kuma olması için seçilen bahtsız kıza bunu yapamazdı ...... &&&&&&&&&& Rojhat odasındaki banyoya girip soğuk suyun altında duşunu alırken, birden bugün gördüğü gözler aklına düştü. Okyanusun derinliklerini andıran o gözler neden birden bire aklına gelmişti ki? O derinliklerde çok şey gizliydi sanki ... Kızın bakışları neden öyle hasret çeker gibiydi kendisine ...bunu merak ediyordu Rojhat ... O gözler bir yerden tanıdık geliyordu adama... Ama nerden? Kafasındaki karmaşayla hızla duşunu alıp, beline havlusunu geçirip odasına geçti. Genç adam belindeki havluyla odasının balkonuna geçerek sigarasını yakarken Rıha'nın cezp edici manzarasını seyretti. Sigarasını bitiren adam yatağına geçip, belindeki havluyu çekerek bir köşeye fırlatırken, akşam yemeğine kadar az dinlenmek için gözlerini kapattı. Bu aralar çok yorulmuştu genç adam. Evin kızları mutfağa yemek yapmak için inmiş, sessizlik içinde yapılan yemekler ocağa pişmesi için konulmuştu. İşlerinin bitmesi ile Heja görümceleriyle mutfağın sedirene geçip oturdu. "Zirav yade kuma konusunda baya kararlı."diyen yengeleriyle başlarını sallayan Zerin ve Zenan babaannelerini az çok tanıyorlardı. "Ama Ruhat ağabeyim de çok kararlı. Bu evlilik olmaz diyor. Dünya bir yana Ceylan yengem bir yana." Kardeşinin sözleriyle başını sallayan Zenan dudaklarını araladı. "Neden illa Roza? Onu hiç anlamadım. Ruhat ağabeyim daha evlenmedende Zirav yade Roza'yı gelin olarak istiyordu."diye düşünceli bir şekilde sordu Zenan'. Heja cevaplamaya başladı Zenan'nı. "Şüphesiz Rıha'nın en güzel kızıda ondan. Hele o gözleri yok mu deniz mi desem okyanus mu desem , bir çok erkeği içine çekip boğacak cinsten." diye hayranlığını dile getirdi. Zerin yengesinin haline kıkırdadı. "Allahıma kırk yıl düşünsem böyle konuşacağın aklıma gelmezdi yengem. Sen bir kıza Rıha'nın en güzel kızıdır demessin ki? Sen kıskançsın be jinbram(abimin eşi) ."dediğinde Heja görümcesinin bacağına çimdik attı. Zerin ise yerinden sıçrarken acıyla inledi. "Morarttın xain!" "Oh olsun sana. Kızım ben Rıha'nın güzeli dedim. Mardin güzeliyim ben hıh! Siz kendinize yanın." Dedikten sonra başındaki yazmayı çıkartırken saçlarını özgür bırakıp havalı bir edayla arkaya itti. Revenk işten yeni çıkmış konağa girerken,su içmek için mutfağın kapısından içeri girdiğinde karısının son söylediklerini duymasıyla dudakları kıvrıldı. "Sen benim Mardin güzelimsin Hejam." Revenk'in sesiyle kızlar korkudan yerlerinden zıplarken, üçününde dudaklarindan çıkan tuhaf nidalarla Revenk gülerek yanlarına oturdu. "Allah!" "Yadee!" "Euzubillahimineşşeytanirecci!" Kızların yüzünde bakışlarını gezdiren Revenk, karısının açık kalan saçlarına bir buse kondururken, Heja korkuyla kocasını azarladı. "Korkuttun be adam!" "He valla ağabey te ez tırsandım(beni korkuttun)."diyen Zenan'a bakıp göz kırptı Revenk. "Korku iyidir güzelim. Ee Hejam ne yaptın, bu aç kocana?" Dedikten sonra karısına bakıp süzerken ki sorusuyla Heja gözlerini baydı. "Ayı!" "Kimmiş ayı hatun?"diye kaşının tekini kaldırıp sorarcasına bakan adamla kızlar gülmeye başladılar. Heja ise hemen yerinden kalkıp yemeklerin altını kapatıp kocasına sofra hazırlamaya başladı. "O kendini bilir."demeyi de ihmal etmedi. "Ulan Hejam.."diyen Revenk yerinden kalkarken Rodin'in mutfağa girip konuşmasıyla sustu. "Yenge anamlar diyor sofrayı kursunlar." "Hade kızlar kalkın yengenize yardım edinde beni doyurun."diyen Revenk ile Heja ağzının içinde mırıldanmaya başladı. "Beni seni doyuracağım merak etme Ayıcığım." Mutfaktan kardeşi Rodin ile çıkan Revenk elini kardeşinin başına geçirip keyifli sesiyle konuşmaya başladı. "Naber lan Rodin." Eliyle kafasına vuran ağabeyiyle gözlerini bayan Rodin kendini geri çekip ağabeyine bakarken sızlandı. "Yeminle bir gün bu kafama vurmalarından gerizekalı olup çıkacağım o olacak abi." Kardeşinin sitemiyle dahada gülen Revenk,tekrar başına vurup konuştu. "Oğlum sen zaten gerizekalısın. Korkma bir şeycik olmaz."dediğinde Rodin sert bakışlarını ağabeyine çevirdi. "Kalbimi kırıyorsun bra!" Dediğinde Revenk ciddi misin der gibi baktı. "Sende kalp denen organ var mıydı be Rodinim?" Rodin oflarken abisini arkasında bırakıp boş odaya geçerken kendi kendine mırıldandı. "Bir sizde var zaten kalp!" BEKİRHAN KONAĞI Olanlardan sonra Zozan kadın herkesi yatağına zorla göndermiş, kızı Roza'nın başında uyuyana kadar bekleyip saçlarını okşayarak yatıştırıcı sözler söylemişti. Roza annesinin dizlerinde gözlerini kapatmış, içli içli ağlarken kaderine yanmıştı. Saçlarında dolanan eller her ne kadar kendisini rahatlasa da diken üstünde bir hayatın kendisini beklediğini anlamıştı. Annesinin kendisine ettiği yatıştırıcı sözlerle gözlerini bir an bile açmamış sessiz iç çekişleri içinde ağlamasına devam etmişti. "Üzülme kızım..umudun Allah'tan olsun o sana bir kapı açar." "Elbet yüzün gülecek Rozam." "Ehniyate çi nıwısîbê ye êw çêbê(Alnında ne yazılıyorsa o olacak) . " Xude her zêmon rêxtêbê kêzêbâmın( Allah her zaman yanında olsun ciğerim)" Zozan dayenin yatıştırıcı sözlerini tek tek dinleyen Roza kendini derin karanlığa bırakırken, Zozan daye genç kızın saçlarından öpüp gözlerindeki yaşı tülbentiyle silip odadan usulca çıkmıştı. Aradan yarım saat geçmeden Roza uykusundan sıçrayarak kalkıp yatağında dizlerini kendine çekerek bedenini bir öne bir arkaya salladı. Gözlerinden yaşları eksilmeyen Roza sevdiği adamı düşündü. Bugün o atın üstündeki heybetli bedeni ne güzelde duruyordu.. nasılda sevdalıydı Roza Güneşine. Sevdanı yak diyorlardı Roza'ya. Sende herkes gibi boyun ey,kaderine razı gel diyorlardı. Bilmiyorlardı oysa yürek yangınını. Sevda bir defa düştüğü zaman yüreğe, nefes alamaz olurdu insan... Tek derdi, kederi, sevinci o olup çıkardı... Bedenini ayakta tutup yaşama bağlayan yüreğindeki sevdasıydı Roza'nın...Ruhunu besleyen sevdasını nasıl yakardı Roza? Roza nasıl sevdasını atabilirdi ki? Roza bunun için sevmemişti ya! Başını hızla sallayan Roza yataktan çıkarak eline aldığı siyah şalıyla odasından çıktı. Ölse bile sevdasından vazgeçemezdi Roza! Taş merdivenleri usulca çıkıp, dama varırken adımlarını en uç noktaya doğru götürdü. Attığı her adımda ciğerleri nefessiz kalmış gibi yanarken,sevda ateşinin bundan daha fazla yaktığını fark etti. Roza'nın saçlarındaki siyah şalı Rıha'nın sert rüzgarına yenilip uçtu. Serbest kalan saçlarının adeta rüzgarla dans edişiyle genç kız bir an gözlerini kapatıp özgür olduğunu hayal etti. Bir süre gözleri kapalı memleketinin zalimliği gibi esen rüzgarını hissedip gözlerini açtı. Ölüp bittiği Rıha' nın yanan evlerini izledi. Karanlığın çöktüğü bu topraklarda, herkes evine kapanmış kendi dertleriyle başbaşa kalmışlardı. Kendisi gibi! Dünya adeta yeryüzündeki zindandı. Roza'nın nefes alacağı ufacık bir yer bile kalmamıştı şu koca diyarda. Bu kadar zormuydu Roza'nın yüreğine yer açmak ? Derin iç çekişleri eşliğinde kararmış göğe başını kaldırırken gözlerini kapadı Roza. Bir kadına bu topraklarda reva görülen kuma kaderini kabul etmiyordu ne bedeni nede ruhu. Yüreğinin yangını bir yana hem kendine hemde ilk kadına bu eziyeti nasıl yaşatacaktı...Ya kendi sevdasının yengesi olmayı nasıl kaldıracaktı ruhu... Kirpiklerinin ardından şelale gibi akan damlaları şakağından azad ediyordu Roza. Kadersizliğine ağlayıp düşüncelerinde boğulurken, tüm bedenini gevşemiş , ayaklarının ufak bir kıpırdaması ile damdan aşağıya bedenini bıraktı. Ruhundaki yaralar öyle bir acı veriyordu ki Roza'ya , sert zemine düşüşünü bile hissetmedi. "Şimdi özgürüm artık.." Rozanın bedeni sert zemine çarparken ev ahalisi duyduğu sesle yataklarindan aceleyle kalkıp bu sesin nerden geldiğini anlamaya çalışıyorlardı. Zozan xanım içinin daralmasıyla odadan hızla çıkıp avluya geçerken gördükleri karşısında korktuğunun başına geldiğini anladı. Roza ölüme atlamıştı. "Hawar Xudee malamin xırabuu!!"(Hawar Allah evim yıkıldı)" diye feryat eden Zozan kadının sesiyle evin erkekleri hızla genc kızın başına toplanırken, Ezma elinde bebeğiyle,kaynanasının yanına kendini attı. Ruken ablasının soğuk zeminde kanlar içindeki bedenini görmesiyle saçlarını çekip kendini yere atarak çığlık çığlığa ağlamaya başlaması bir oldu. "Ablaaa!!" Seyitxan bacısının yerdeki bedenine çaresizce içi sızlarken ne yapacağıni bilemeden gözlerini bacısından bir an ayıramıyordu. Emirhan tüm soğukkanlılığı ile hemen ambulansı çağırdıktan sonra yerdeki Roza'nın başında kıpırdamadan beklerken Ömer ağanın ilk defa içi sızladı gördüğü görüntüyle. Evin kadınlarının çığlığı mahalledekileri ayağa kaldırırken, Roza'nın hareketsiz bedeni ise yerde yatıyordu. Roza kaderine razı gelmek istememişti ...Rıha topraklarına ve Töreye olan öfkesine yenik düşmüştü...sevdiği adamın abisine kuma gitmemek için kendi canından bile vazgeçmişti ... Offf Rozam ne yaptın sen? Çok başka bir kurgu bu yaaa?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD