9

1159 Words
Kapı açılma sesiyle gözlerimi açıp yataktan kalktım. Sidar abi ve Halil abi Bora'nın kollarından tutarak odaya soktular onu. Şaşkınca onlara bakıyordum, Bora neden baygındı? "Melacım açar mısın yatağı?" dedi Sidar abi.. şaşkınlıktan unutmuştum tabi. Hemen Bora'nın yattığı tarafın yorganını açıp yastığı düzelttim. Sidar abi ve Halil abi Bora'yı yavaşça yatağa yatırıp bana baktılar. "Biz ifadesini aldık gelin hanım merak etme, çok içtiği için sızıp kaldı." dedi Halil abi gülerek ve omzuma dokundu. "Bulacağız size oyun oynayıp aranızı bozmaya çalışanı. Üzme sakın kendini. Haydi Allah rahatlık versin size." Halil abi gittikten sonra Sidar abi yanağımı okşadı. "Bilekliğini verdim bizim adamlara, üretildiği yerde tamir edilecek ama gelmesi bir iki gün sürer. Bora'yla da konuştuk, senin bugün onun yanına gittiğini bildiğinden resime dikkatli bakmamış bile. Pişman oldu yaptıklarına, yanına gelecekti ama izin vermedim. Biraz ikinizde kafanızı toplayın istedim. Üzme sakın kendini, kız kardeşimsin sen benim, bir derdin tasan olduğunda hiç çekinmeden gelebilirsin yanıma." Sidar abiye gülümseyip sıkıca sarıldım ona. "Çok sağol abim." Sidar abi sırtıma narince dokundu ve ayrıldı benden. "İyi geceler gelin hanım, sabah şu kuymaktan yaparsın artık bize." kıkırdayıp onayladım Sidar abiyi, kapıyı çekip çıktıktan sonra derin bir iç çektim ve Bora'ya baktım. "Ne olucak bizim sonumuz Bora?" sıkıntılı bir nefes verip yanına gittim ve oturdum. Dolgun pembemsi dudakları, gür uzun kirpikleri, erkeksi yüz hatları, yumuşacık saçları ela gözleri.. karşısında yatan adamı hayranlıkla süzdü. Çok yakışıklı bir adamdı Bora.. herkes hayrandı ona herkes korkardı ondan. Herkes varlığından korkar ona ters düşecek bir şey yapmaktan kaçınırlardı bütün herkes saygı duyardı ona. Sadece Mardin değil.. iş yaptığı herkes dahildi buna. Korku salardı etrafına ama.. şimdi ben herkesin korktuğu saygı duyduğu adamın yanında karısı olarak izliyordum onu. Yavaşça parmak uçlarımı yanağına dokundurdum .. uyanmasından ölesiye korkuyordum ki dokunmakla dokunmamak arasındaydım. Daha sonra düzgün kısa sakallarına dokundum, parmak uçlarımı gıdıklıyordu oradan da dolgun yumuşacık dudaklarına dokundum. "Hiç mi güvenmedin bana Bora? Hiç mi Mela yapmaz demedin?" Parmaklarımı dudaklarından çekip yumuşacık saçlarına dokundum, kokusu çok güzeldi ama şuan üzeri içki koktuğu için sevmemiştim kokusunu. Ben bergamot kokusuyla karışmış ten kokusunu daha çok seviyordum. Ellerimi saçlarından çekip dolaba gittim ve kıyafet çıkardım ona. Keşke Sidar abiden yardım isteseydim, koskoca adamı nasıl kaldıracaktım hiç bilmiyorum. Tişörtünü ve eşofman altını kenara bıraktım, Bora'yı kollarından tutup tüm gücümle kaldırdım. İki tane adam zar zor getirmişti Bora'yı Mela, sen neyine güvenip kaldırmaya çalışıyorsun? Kendi kendime kızıyordum ki Bora'yı kaldırmayı başardım ama üzerime düşmüştü bu sefer. Altında eziliyordum, dudakları köprücük kemiğimdeydi. Pes edip tüm gücümle onu kaldırdım ve yastığa geri yatırdım. Üzerindeki kazağı çıkarıp kafasından kurtardım. Bora'nın karnının kenarında büyük yuvarlak bir iz vardı, daha önce hiç dikkatli bakmadığım için görmemiştim bu izi. Kurşun iziydi sanırım çünkü izin aynısından tam arkada belinde de vardı çünkü. Belli yerlerde dikiş izleri de vardı ama pek belli olmuyordu. Tişörtü kafasından geçirecekken homurdandı. "İstemiyorum" dedi kaşlarını çatarak. Zaten uykum kaçmıştı, çıplak yatmasında herhangi bir sakınca yoktu. Tişörtünü kenara koyup pantalonunun düğmesini çözdüm, gözlerimi kapatıp yavaşça üzerinden çıkardım pantalonunu. Üzerine yorganı örttüm ve kıyafetlerini kirli sepetine atıp aldığım kıyafetleri geri dolaba koydum. Saat 4'ü geçiyordu banyoya gidip duşa girdim, Bora'nın uyanmaması için saçlarımı kurutmamıştım. Bora'nın sigaramı koyduğu yerden bir tane dal alıp balkona çıktım, sigarayı yakıp zehiri ciğerlerime çektim. Aldığımız küllüğe atıyordum külünü, bugün gerçek bir çift olacağımıza dair içimde bir umut vardı ama Bora o umudu yıkıp atmıştı. Beni sevmesini beklemiyordum ama bana güvenmesini istiyordum. Sahi nasıl güvenecek adam sana Mela.. yıllar sonra Baran'ın ve dedesine amcasına ceza kesip gideceksin sen. Tabi ölmezsem gidecektim, okuluma devam edebilmek şuan en büyük hayalimdi. Bora benimle boşanmayı kabul edecek miydi acaba? Etmezse ne yapıcaktım? Kaçmayı başarabilir miydim bu konaktan? Belki Bora'ya her şeyi anlatmalıydım, onunla evlenmeyi Baran'dan intikam alabilmek için kabul ettim derdim. Bana çok kızardı kesin, onu kullandığımı düşünecekti. Silahın önüne geçtiğimde bile nasıl kızmıştı bana, ona hiçbir şey anlatamazdım. Nasıl bir çıkmazdaydım ben böyle.. iki ucu boklu değnekdi resmen. Annem ve babam için her şeyi yapmaya hazırdım ben ama.. bu insanlar affedebilecek miydi beni? Onları üzecek kalplerini kıracaktım, eğer gitmezsem de dedem Mardin'i altına üstüne getirecek ve büyük bir savaş başlatacaktı. Ne yapıcaktım ben? Geç olmadan Bora'dan boşanabilir miydim acaba? Sonuçta aramızda hiçbir şeyde geçmemişti, berdel olmuştu işte. Kan dökülmeyecekti, peki ya şimdi boşansak? Bora ile konuşmam gerekiyordu bu konuyu, her şey için geç olmadan bitirmeliydik bu saçmalığı. Onunda sevdiği vardı zaten, bana anlayış gösterirdi. Belki o da istiyordu boşanmak ama benim ortada kalmamam için mi susuyordu? Bugünde bahanesi olmuştur belki ve beni evden kovmuştur. Sahi.. beni kovmuştu değil mi? Benim burada bir işim yoktu ki, sigaramı söndürüp küllüğün içine atmıştı. Gitmem gerekiyordu buradan ama önce Bora ile konuşmalıydım, boşanma işlemleri hakkında bilgilendirmeliydim onu. Odaya gidip valizimi çıkardım ve dolabımdaki eşyaları tek tek yerleştirmeye başladım. Sabah da ev halkıyla konuşur anlatırdık her şeyi. Baran'ın intikamını alacaktım elbette ama bu evde kalırsam her şey daha beter olacaktı. Valizimi kapatıp kenara koydum ve Bora'ya baktım, hala uyanmamıştı. Balkona çıkıp koltuğa oturdum ve bacaklarımı kendime çektim, gözlerimi kapatıp annemin bana hep küçükken söylediği ninniyi mırıldanmaya başladım. Gözlerim ağırlaşırken uykuya teslim ettim kendimi. -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Birisi beni yavaşça kucağına aldı, gözlerimi araladığımda Bora'nın çatık çehresiyle karşılaştım. Kollarım çıplak göğsüne temas ederken beni yavaşça yatağa yatırdı, altına siyah eşofman altını giymişti. Beni yatağa yatırdıktan sonra yüzüme bile bakmadan banyoya girdi, bende kalkıp saate baktım. 1 saatçik uyumuştum sadece, ayaklarımı aşağı sarkıtıp dirseğimi dizime dayadım ve elimi alnıma götürdüm. Buz gibiydi vücudum, dolaptan sweatshirt çıkartıp geçirdim üzerime ve nemli saçlarımı kuruttum. Bora duştan çıkınca onunla konuşmak istiyordum, odayı toplayıp Bora'yı beklemeye başladım. Benlinde havluyla çıktı banyodan, elindeki havluyla da saçlarını kuruluyordu. Bana baktı kısacık. "Biraz konuşalım mı?" dedim ona bakmamaya özen göstererek. Kafasıyla onayladı beni ve üzerini giymeye başladı. Odanın içerisindeki koltuğa oturup beklemeye başladım, Bora üzerini ağır ağır değiştirip bana döndü. Onu ilk defa böyle yavaş hareket ederken görmüştüm, sanırım alkollü olduğu içindi. "Dinliyorum." ellerimi birleştirip tırnaklarımı elime geçirdim, sertçe yutkunup Bora'ya baktım. Ellerini pantalonunun cebine koyup gözlerime baktı. "Boşanalım." dedim dan diye, lafı dolandırmaya gerek yoktu. Direkt söylemek daha iyi olacaktı. Bora kaşlarını çattı ve sinirle elini saçlarına götürüp çekiştirdi. "Mela bak.. ben çok sinirliydim, istemeden söyledim sana o sözleri..." kafamı iki yana sallayıp ayağa kalktım. "Sorun değil Bora.. eğer benim ortada kalıcağımı düşünüyosan düşünme. Ben hayatıma kaldığım yerden devam edeceğim, senin içinde zor biliyorum. Sırf babana verdiğin söz yüzünden sevdiğin kadını arkanda bırakıp evlendin benimle ama benim için sorun yok Bora. İkimiz içinde zor farkındayım, bana güvenmemekte de haklısın.. tanımıyorsun bile beni. Ailene daha çok bağlanmadan bitirelim bu işi, kahvaltıda anlatalım her şeyi." gözlerinde öyle bir ifade vardı ki.. çözemiyordum? Kırılmış mıydı bana? "Sevdiğim bir kadın yok Mela.. bu kadar kolay değil boşanmak, beyazlar içinde geldin sen bu konağa, ancak beyazlar içinde çıkabilirsin." kaşlarımı çattım. "Dün gece kovdun beni sen.. seninle değil aynı çatı altında aynı şehirde bile kalmak istemiyorum ben. Daha fazla ilerlemeden bitsin her şey." burukça gülümsedi. "Eyvallah." beni arkasında bırakıp odadan çıkıp gitti, kırmış mıydım onu? Hep sen kırılacak değilsin ya Mela, bir kere de varsın o kırılsın. Gerçekler acıydı ama doğru olanda buydu. Neden ağlıyorsun o zaman Mela? Neden yanıyor kalbin? Yere çöküp rahatlayana kadar ağladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD