"Kız bu nasıl bir şey böyle, uzadıkça uzuyor." dedi Sidar abi gülerek, masadaki herkes kuymağın fotoğrafını çekiyordu. Bora da bende öylece oturmuş onları izliyorduk. Nasıl söyleyecektik onlara boşanacağımızı? Nasıl keyiflerini kaçırmaya gönlüm el verecekti. İkimizinde morali bozuk olduğu için sadece çay içiyorduk, Karahan aşireti de yaptığım kuymağı yiyordu. İçim içimi yiyordu, akşam söyleyebilirdik onlara. Bora çayını bitirip masadan kalktı, daha gitme saatine çok vardı aslında ama erken kalkmıştı işte. Bende peşinden kalkıp aşağı indim. "Bora?" dedim, konuşmalıydık. "Neden söylemedin onlara?" dedi direkt sinirle bana dönerek. Ellerimi sıktım. "Çok keyiflilerdi.. kaçırmak istemedim. Akşam..." "Akşam olmaz, misafirlerimiz gelecek İstanbul'dan.. onlar gittikten sonra söylersin." bende

