******** yazar majestelerinden*******
Bütün tim esir düşmüştü, bunun 1. Suçlusu yasemin, 2. Suçlusu yağız'dı.
Yasemin ve yağız rabianın emrinden çıktıkları için tim yakalanmıştı.
yağız ve yasemin bunun pişmanlığını yaşarken rabia için gelen iki kişiden habersizlerdi.
Yasin demirtaş.
Görkem akbaş.
Biri rabianın üvey abisi.
Diğeri rabianın şehit düşen timinden, tek sağ kurtulan manevi abisi.
Gizli görevleri sebebiyle bir araya gelip sır gibi saklanan ikilinin, son gizli görevleri AZRAİL timini kurtarmaktı.
yağız mağaraya giren terörist ile başını kaldırdı.
Sevdiği kız, gözünün önünde vurulmuştu ve şuan ne halde bilmiyordu.
Terörist telefonunu açıp birini ararken sinan içeriye giren iki siluet gördü.
Telefondan birini aramaya başlamadan önce ensesine dayanan silah ile kaskatı kesilen terörist ile yasin konuştu.
" akıllı ol, aklını almayayım... görkem acele et "
Görkem, timi çözerken hepsi onların kim olduğunu merak ediyorlardı.
Bir kişi hariç.
" rabia nerede " diye sordu önce.
Görkem den tek bir cevap aldı.
" size ne. "
Yasin aralarına girdi.
" bu adama göz kulak oluyorsunuz, 10 dakika sonra telefon konuşması olacak. Kimse buradan bir yere ayrılmayacak."
yağız öne doğru bir adım attı.
" siz kimsiniz, ve sizden niye emir alacağız. "
Yasin aynı şekilde adım atarak cevap verdi.
" binbaşı yasin, binbaşı görkem, bu kadarı size yeter, umarım tekrar itaatsizlik etmezsiniz yoksa 2 arkadaşınızda kurtulamaz. "
Yasin ve görkem ' anlaşıldı ' emrini alıp mağaradan çıkarken hedeflerinde tek bir yer vardı.
Kardeşlerinin tutsak olduğu yer.
Görkem, yasine döndü.
" onların burada olduğunu biliyorsun değil mi. "
Yasin ağır ağır başını salladı.
" biliyorum, ama kardeşim, benim için daha önemli. "
" yoktun, seni affetmeyecek. "
" elimde olan bir şey değildi. Harp okulunu bitirip alacaktım yanıma ama... yoktu. Gitmişti, arkasında kocaman bir yangın başlatmış sonra gitmişti. Bulamadım, anlaması lazım. Anlar "
" anlar, ama affedermi bilmem "
" ulan ne biçim dostsun sen, teselli vereceğine dediğin şeye bak "
" valla kusura bakma, her zaman rabianın tarafındayım. "
" sende yoktun ona bakılırsa, şehit zannediyor seni. "
Görkemin bakışları dalgalandı.
" komadan çıkar çıkmaz onun karşısına çıkacaktım fakat... göreve gitmişti, o dönmeden de ben gizli göreve çağırılınca... "
" neyse sus, başım ağrıdı " dedi yasin.
Mağaraya girmişlerdi. Sessizce ilerlerken önlerine çıkanları sessizce indiriyorlardı.
Şanslılardı, adamların çoğu arka giriştelerdi, hepsi salaktı. Ön taraftan ellerini kollarını sallayarak girmişlerdi.
10 dakikanın dolmasına 3 dakika kalmıştı.
Kaldıkları yeri bulmaları gerekiyordu
O sırada yeri titreten bir patlama sesi geldi, kurtulmuş olmaları gerekiyordu ama daha erkendi!. Yasinin kulaklarını bir ses doldurdu.
Silah sesi.
Hemen yan odalarından geliyordu.
Aniden ikiside silahlarını ateş ederek odaya girmişlerdi.
Yasin 3 kurşun ile ikisini yere sererken görkem hemen rabianın yanına koşmuştu, ellerinive ayaklarını çözerken rabianın öne düşmesiyle, başı, yasinin omuzuna gelmişti.
Görkem hemen puşisini çıkartıp rabianın kanayan bölgesine tampon yapmaya başladı, fakat çok kan kaybediyordu.
" görkem, acele et çok kan kaybediyor "
" ne yapayım yasin, acele ediyorum zaten "
" timdekiler iyimi " yan taraftaki kız konuşmuştu
" merak etme bacım hepsini kurtardık, kardeşimi de kurtarırsam daha iyi olacak."
" k-kardeşin mi "
" adım yasin, yasin demirtaş " dedi. Daha sonra rabiayı kucağına alıp hızlı adımlar ile ilerlemeye başladı.
" görkem, hadi çıkıyoruz. Kurtardığımız timdekilere söyle bunları alsınlar. "
" tamam kardeşim. "
" dayan güzelim, dayan kardeşim. Hadi, az kaldı. Kurtulacaksın " yasin rabianın alnına öpücük bırakırken ağır küfretti.
Çünkü karşısına terörist çıkmıştı.
Adam telsize ulaşacaktı ki alnından vurulup yere devrildi.
" devam et kansız." Dedi görkem.
" eyvallah, deli " dedi yasin.
***
Tim, helikopter alanında beklerlerken sağlık helikopteri iniş yapıyordu.
O sırada kucağında rabia ile gelen yasini gördüklerinde yağız hemen öne atıldı.
" neresinden yaralı "
" sol kolunun dirsek üstünden bir kurşun, iki diz kapağının üstünden, kalbinin altından 1 kurşun "
yağız yerinde sendeledi.
Sevdiği kızı kurtaramamıştı.
Rabia helikoptere bindirildiğinde yanına binen adam ile kaşlarını çattı.
Kim bu dangalak diye geçirdi içinden.
O sırada sağlıkçılardan bir ses duyuldu.
" Nabız yok, kalbi atmıyor, kalp masajına başlıyorum, en yakın hastaneye gitmemiz lazım. "
yağızın kalbi durdu.
Kaybedemezdi.
Olmazdı.
Sol gözünden bir yaş süzülürken hemen helikoptere bindi.
Hiç bir şey umurunda değildi.
Sevdiği kadın iyi olmak zorundaydı.
yağız, yasine baktığında gözü seğirdi, elini tutuyordu.
Sakin ol diye geçirdi içinden, sakin ol, şuan değil. Rütbedesiniz dedi.
Helikopter havalanırken tim'in geri kalanı ise diğer helikoptere binip havalandılar.
*********** öztürk evi **********
Bahçede kahvaltı yaparlarken hepsinin yüzünde buruk bir tebessüm vardı.
1,5 aydır kızından haber alamıyordu ömer bey. Ayşenur hanımın ise içi içini yiyordu.
Kızı ne yapıyordu, neredeydi, bilmiyorlardı.
Ayaz, geceleri kabuslar görüyordu, ve bu durum ali ve ayça'yı kahrediyordu.
Yağmur, hamileliğin 2. Ayına girmişti, asaf 2. Çocuğu için heyecanlıyken, bir yandanda kardeşini merak ediyordu.
Demir ve hülya hastaneye gitmeye devam ediyorlardı, önceki gün yürekleri ağızlarına gelmişti. Taburdan yaralı asker gelmişti... fakat rabia değildi, bir yanları sevinmiş olsalar bile sonuçta başkasının ailesinden biriydi.
Züleyha, 6. Ayını doldurmak üzereydi, doğuma 3 ay kalmıştı, ve selim dahil hepsi bu durum için heyecanlıydı.
Kerim, askeriyedeydi, o da ablasından bir haber bekliyordu.
Rüzgar ise bahara evlenme teklifi etmişti, şok bir andı. Aniden gelişmişti, şirkete götürmüştü baharı, asistanı yavşayınca kavga çıkmıştı. Nezarethaneden çıkar çıkmaz önce kuyumcuya, sonra baharı alıp sahile gitmiş ve evlenme teklifi etmişti.
Aile mutluydu, bahar iyi kızdı. Bu zamana kadar yanlışı olmamıştı, bundan sonra da olmazdı.
Asiye ise en mutlusuydu, rüzgar ona baba sevgisini veriyordu, 1 hafta önce alışverişe götürmüştü, ne istiyorsan al kızım demişti.
Asiye tuhaf hissetmişti, ilk defa bir erkek, ona gerçek manada kızım demişti. O zamandan sonra rüzgarın peşinden ayrılmıyordu.
Rüzgarın ise keyfi yerindeydi, çünkü peşinde pıtı pıtı gezen bir kız çocuğu vardı.
Ömer beyin telefonu çaldığında herkes telefona odaklandı, her telefon'da öylelerdi.
" evet, buyurun. "
Ömer bey duydukları karşısında kaskatı kesildi, aniden ayağa kalkarak telaşlı bir şekilde konuşmaya başladı.
" d-durumu nasıl, hangi hastane. "
Hepsi nefeslerini tutmuşken ömer bey telefonu kapatmıştı.
" r-rabia a-ağır yaralıymış. Ağrı, devlet hastanesindelermiş. "
******************************
" kızım nerede " diye bağırdı ayşenur hanım, hastane koridorlarında.
ameliyathanenin önünde, yere çöken tim, ayaklanmıştı.
Yaseminin durumu iyiydi, fakat vicdanı için aynı şey geçerli değildi.
Gördüklerini unutamıyordu, aklından, gözünün önünden gitmiyordu.
O'nun yüzünden karşılaşmış, yüz yüze gelmişti.
Vicdanının yükü çok ağırdı, göz yaşları dinmiyordu, ama sesi çıkmıyordu.
Zafir, yanından ayrılmamıştı, onu seviyordu, ama kaybetmek istemiyordu, zaten sevdikleri tek tek gitmemişmiydi...
Başı, zafirin omuzundaydı, göz yaşları üniformasını ıslatıyordu. Ceza alacaktı, bunu biliyordu. Ama önemli olan bu değildi. Önemli olan komutanının yüzüne nasıl bakacağıydı.
" nerede kızım, " diye tekrar feryat etti ayşenur hanım.
yağız ayağa kalkıp yanlarına yaklaştı.
" ameliyatta ayşenur hanım, h-henüz bir haber yok "
" nasıl bir haber yok, kaç saat olmuş. Nasıl haber yok, nerede benim kızım "
yağız dudaklarını ısırdı, sabahtan beri ağlamamak için kendini sıkıyordu.
Ayşenur hanım, ömer bey, ali, rüzgar, gelmişlerdi.
Diğerleri evde kalmışlardı.
Ayşenur hanım tekrar konuşacakken ameliyathanenin kapısı açıldı.
Hepsi doktorun yanına giderken en önde, yağız, yasin, ali, görkem vardı.
&" durumu nasıl "
Doktor hepsinin üzerinde gözlerini gezdirdi.
Derin bir nefes aldı.
" ameliyat başarılı geçti fakat hastanın hayati tehlikesi var, 24 saat kritik, 24 saati atlatsa bile uyanana kadar net bir şey söyleyemeyiz... kurşun kalbin 3 santim aşağısına gelmiş, diğer kurşunlar riskli bölgeye gelmediği için şanslıydık, fakat rabia hanımın bir daha yürüyememe veya sol kolunu hareket ettirememe ihtimali var. Uyanmadan kesin bir şey diyemeyiz fakat... her şeye hazırlıklı olun "
Doktorun söylediği şeyler hepsinin yüreğini ateşe vermişti. Rabia bir daha yürüyemezse...
Ya uyanmazsa...
Her şey başlamadan biterdi...
******************************
Yoğun bakımın önünde beklerlerken doktorların uyarısıyla ayşenur hanım ve ömer bey hariç hepsi bahçeye çıkmışlardı.
Aslında iyi olmuştu, çünkü konuşulması gerekenler vardı.
" kimsin sen, ve kardeşim ile yakınlığın ne ayak " diye sordu ali.
Gözünden kaçmamıştı, kaçmazdı.
Yasin göz devirdi.
" sanane " diye bir cevap verdi.
" ne demek lan sanane, kimsin oğlum sen. Ne ayaksın " bu seferki tepsi yağızdan gelmişti.
" asıl sen kimsin, nesisin rabianın. "
" sevgilisiyim, varmı söyleyeceğin bir şey "
Yasin ve kenarda sessizce duran görkem, bocalamışlardı.
Görkem " nasıl, neyiyim dedin sen "
Sinan, " sevgilisiyim, dedim. Şimdi siz söyleyin, nesisiniz onun "
Görkem, " ben eski timinden... sağ kalan son kişiyim. Görkem akbaş. "
Bu sefer şok olma sırası diğerlerine geçmişti.
Ali, " nasıl ya. Ama siz.. "
Yasin, " üvey abisiyim " diye bir giriş yaptı.
Bu sefer donup kalmışlardı.
Özellikle, rüzgar...
" neyiyim dedin sen. "
" üvey abisiyim "
Rüzgar aniden ilerleyip yakalarından kavrayınca görkem yasini, ali rüzgarı durdurmaya çalışıyordu.
" bana bak, eğer üvey abisiysen, eğer doğruysa seni öldürürüm. "
" doğru, ama hiç bir şey yapamazsın. "
" niyeymiş o, çekip gitmişsin lan, ikizimi, o halde bırakıp terk edip gitmişsin, rabiayı ne halde bıraktığını biliyormusun lan sen. "
Yasin gözlerini kapattı. Ali ve görkem ellerini çekmişlerdi.
Görkem, yasinin hak ettiğinden. Ali ise duyduklarından.
" ne halde bırakmış... "
Rüzgar abisine bakıp duraksadı.
Söylerse rabia affetmezdi.
Söylemezse abisinden kurtulamazdı.
" sonra abi... sonra konuşacağız " rüzgar, yasini iterek bıraktığında arkasını dönüp hastaneye girdi.
********** 13 gün sonra **********
Hepsi durgundu, uzun bir süre geçmişti. Rabiadan bir gelişme yoktu.
Ruhsuz gibi yatıyordu.
Teni solmuştu, dudakları morarmıştı.
Hayati tehlikesi devam ediyordu.
Uyanana kadar devam edecekti.
Uyanması onun elindeydi ama o uyanırmıydı... meçhuldü.
Tim, istanbula geri dönmüştü, diğerleri hala buradaydı.
O sırada yoğun bakımın içinden bir ses yükseldi...
Tiz bir ses.
Hepsi korkuyla cama koştuklarında gördükleri şey onları ağlatmak yerine gülümsetmişti...
Rabia yorgun gözler ile cama bakıyordu, parmağındaki aleti çıkarttığı için monitördeki tiz ses devam ediyordu.
Doktorlar yoğun bakıma girdiklerinde hemen muayene etmişlerdi.
En son doktor, normal odaya alınabileceğini söylediğinde hepsinin yüzünde rahat bir ifade belirdi, fakat... bir şey daha vardı.
Rabia yürüyemeyebilirdi.
******rabia'dan devamkeee*******
Gözlerimi açtığımda beyaz tavan beni karşılamıştı, normal bir odadaydım.
Uyandıktan sonra beni muayene ederlerken tekrar uyuya kalmış olmalıydım.
Sağ tarafımdan bir ses duydum.
" yavrum, iyimisin kuzum "
Annemin sesiydi.
Başımı çevirdiğimde kızarmış gözler ile bana bakan annem ile göz göze geldik.
Yardım edin.
Yapmayın o daha çok küçük.
İmdat, sancım var yardım edin.
Videodaki seslerim kulaklarıma dolarken gözümden bir yaş geldi.
Tim...
Mağarada esir düşmüşlerdi...
" t-tim n-nerede. " diye sorduğumda annem hemen ayağa kalkıp yanıma geldi ve saçlarımı öptü.
" hepsi iyi kızım merak etme, " dedi annem.
Şakağıma konan öpücük ile diğer tarafıma döndüm.
Babam vardı, ve annemden farklı değildi.
Gözleri kızarmış, göz altları şişmişti.
Gülümsemeye çalıştım.
Ama zordu, geçmiş ile yüzleştikten sonra zordu.
Odaya doktor girdiğinde kapıda birisini görmüştüm, ama yüzünü görmeden kapı kapanmıştı.
" nasıl hissediyorsunuz, rabia hanım. "
Zorlukla konuşmaya başladım.
" sizce... "
" iyi diyelim iyi olsun. Önce yaralarınızı muayene etmem lazım. İzniniz olursa. "
Babam müsaade ettikten sonra bende başım ile onayladım.
Üzerimde hastane kıyafeti verdı fakat varlığı ve yokluğu birdi.
Göğüslerim ve göğüs uçlarım fazlasıyla belli oluyordu, ve sağ, yan tarafım ipliydi.
İster istemez utanmıştım.
Doktor önce kolumdaki yarayı kontrol etti, daha sonra diz kapağımın 2 parmak üzerinde olan yaralara baktı.
En sonra sol göğsümdeki yaraya baktı, fazla bakmadan kapatması hoşuma gitmişti, sadece sargıları kontrol etmişti.
" şimdi sizden bir kaç şey isteyeceğim. "
Başımı salladığımda ayağımı tuttu.
" temasımı hissediyormusunuz, "
Hissediyordum.
" evet. "
Diğer ayağıma dokunduğunda yine evet cevabını vermiştim.
" peki biraz hareket ettirmenizzi istesem yapabilirmisiniz. Çok az "
Dizimi oynatmayı denediğimde kıpırdamamıştı.
Kaşlarım çatılırken dizimi hareket ettirmeye çalışıyordum.
Nefes alış verişlerim hızlanırken babama baktım.
" n-niye oynatamıyorum. "
Babam yutkunduğunda gözlerinde çaresizlik vardı.
" sakin ol kızım " dediğinde başımı salladım.
" sakinim. "
Doktor konuşmaya başladı.
" kontrollerinizde bir sorun çıkmadı, hissedebiliyorsanız bizim için iyi haber. Gücünüzü topladıkça hareket ettireceğinizi ön görüyoruz. Siz sakin olun, elimizden ne geliyorsa yapacağız, merak etmeyin. "
Başımı salladığımda doktor geçmiş olsun diyerek odadan çıktı.
Kapı tıklatıldıktan sonra açıldı.
İçeriye yağız girdiğinde nefesimi tutmuştum.
Şehit oldu zannetmiştim.
Başlamadan bitti zannetmiştim.
Gözleri, gözlerimden akan bir yaşı takip ettiğinde hemen yanıma geldi ve alnıma derin bir öpücük bıraktı.
Yağızın ardından içeriye ali ve rüzgar girdiklerinde yalnız olmadığım için sevinmiştim...
Ailem, ve sevdiğim adam, benim her şeyimdi...
__________________________________________
1hafta sonra
Esneyerek gözlerimi araladığımda ne olduğunu hatırlamaya çalıştım.
Ailem ile hasret giderirken doktor gelmişti.
Daha sonra iğne yapmış, bilincim ile birlikte odadan çıkmıştı.
Gıcık doktor bana 3,5 ay rapor yazmıştı.
4 yazacaktı ama ısrarım yüzünden yazmamıştı, Allah' razı olsundu.
Pencereye baktığımda havanın çoktan kararmış olduğunu gördüm.
Odada kimin olduğuna bakmak için etrafa bakındım.
Ömer bey ve ayşenur hanım koltukta, birbirlerine yaslanarak uyumuşlardı.
Yağız, tekli koltukta kollarını bağlamış, uyuyordu.
Tebessüm ettim, tim gelmişti yanıma. Yasemin ile fazla görüşmemiştik ama 2 ay uzaklaştırma almıştı.
Yaseminin umurunda olan ceza değildi aslında, komutanının yaşadıklarıydı.
Kaldıramıyordu.
Vicdanı susmak bilmiyordu.
Yasemin yerine başka bir kadın gelecekti, ama şuan kimin geleceğini bilmiyorduk.
Yavaşça doğrulmaya çalıştım ama imkansızdı, yaralarım beni ayağa kaldırmıyordu.
Bacaklarımda, sol göğsümün altında, ve sol kolumda bandaj vardı.
Sağa, sola kucakta geziyordum.
Canıma minnetti gerçi ama çaktırmıyordum.
Hele, yağız, veya babamın kucağında olunca işler daha da sarpa sarıyordu.
Rahattım, aksi yoktu.
Ama şimdi tuvalete gitmem lazımdı, ve her ikiside uyuyordu.
Oflayıp tekrar yatağa yattım, yeteerr.
Sıkıldım uyumaktan.
İnşaallah yarın taburcu olacaktım ama yine kucakta gezecektim.
Sıkıntı yoktu, yeterki hastaneden çıkabileyim.
Babam sıçrayarak uyandığında ona döndüm.
Ayşunur hanımın başını düzeltip hemen yanıma geldi.
" babam, bir şeyin yok dimi. Ağrın mı var, niye uyandın güzelim. "
Buydu 1 haftanın özeti.
Hepsi pervaneydi.
Özellikle sevgilim ve babam.
Gerçi sevgilim ile biraz mesafeliydim.
Hem aile ortamı olduğu için, hemde emrime itaatsizlik ettiği için.
Belki milyon defa özür dilemişti, ama emre itaatsizlik etmeseydi belki saldırıya geçmeyeceklerdi, veya beni kurtarmaları daha çabuk olacaktı.
Ama kader belkilere veya keşkelere bakmıyordu.
" bir şeyim yok, uyuyamadım. Birde... "
" birde ney "
" tuvaletim geldi. "
Alnımdan öptüğü zaman gülümsedim, artık hep bunu yapmaya başlamıştı.
Battaniyeyi üzerimden çekip beni kucağına aldığında kollarımı boynuna dolayıp başımı omuzuna yasladım.
Bir bu adamın, birde sevgilimin kokusuna bayılıyordum.
Banyonun kapısını açtıktan sonra göz göze geldik.
Off.
Sikeyim bu işi.
" sen ihtiyacını gider, sonra ben gelirim, olurmu "
Dudaklarımı dişledim.
Başımı usulca salladığımda, babam beni klozetin yanına bırakmıştı.
Tutunma yerinden destek aldıktan sonra babam banyodan çıktı.
Tutunarak ayakta durabiliyordum, ama fazla durduğum zaman dikişlerim sızlıyordu.
Hemen işimi halledecektim ki çok siktirko bir olay yaşandı.
Regl olmuştum.
Offf.
Harbi siktir ama.
Yanımda 3 harfli kutsal şeyim de yoktu.
Ne yapacaktım ki şimdi.
Babamdan isteyemezdim.
Başka çaremde yoktu.
Utana utana babama seslendim.
utanılacak bir şey yoktu ama yine de çekiniyordum.
" baba. "
" efendim kızım, bittimi işin. "
" yok bitmedi de bir şey istemem lazım senden. "
" ne istiyorsun kızım. "
" şey, ya "
" ney. "
" ben şey olmuşum, yanımda da şey yok "
Kısa bir sessizlikteen sonra sesini duydum.
" bekle hemen geliyorum "
Bir dakika geçmeden kapı tıklatıldığında ses verdim.
" kapının altından atıyorum kızım. "
Dediği gibi kapının altından büyük boy, kutsal şey geldiğinde şuan benden mutlusu yoktu.
Rezilide yoktu.
Hemen işimi halledip çöpü attım, daha sonra sifonu çektim.
Tutunarak ayağa kalktığımda iç çamaşırımı çektim, daha sonra babama seslendim.
üzerimde hastane kıyafeti vardı ama doktor sağ olsun bol bir yarım atlet giyinmeme izin vermişti.
" geliyorum kızım. "
Kapıyı açınca hemen yanıma gelip beni kucağına aldı.
Şakağıma bir öpücük bıraktığında bende başımı omuzuna yasladım.
Beni yatağa yatırırken üzerimi örtmeyi ihmal etmemişti.
" ağrın varmı kızım "
Başımı olumsuz anlamda sallayınca bu sefer asla itiraz edemeyeceğim o soruyu sordu.
" tatlı bir şeyler istermisin. "
" asla hayır demem "
" saat daha 9 olmamış, marketler veya pastaneler 10da kapanıyor. Uyumazsan hemen gider alırım. "
" uyuyamam zaten, "
" neler istersin bakalım "
" çikolata ağırlıklı olsun, bana yeter "
" tamam bakalım. Öyle olsun. "
Saçlarımı öpüp annemin çantasına ilerledi, içinden w*****d kitabı çıkartıp bana verdi.
" kardeşinden görmüş annen, aldı okumaya başladı. Belki sende okursun. "
Kitabı alıp adına baktım.
No26 beyza alkoç.
" okurum, yazarın adını daha önce duymuştum "
" tamam, ben gelene kadar oku. Sonra bahçeye çıkarız."
Başımı sallayınca yanıma geldi ve yanağımı öptü.
Sürekli öpüp duruyordu.
Yağız, aldatıyorum seni, kıskan. Hıh.
Babam gittikten sonra bende kitabı okumaya başladım.
***
Yarım saate yakın zaman geçmişti, ve ben kitabın yarısını bitirmiştim.
Şarkısıyla birlikte okurken daha güzel oluyordu.
Normalde ergence dediğim kitabı, nedense çok beğenmiştim.
Babam kapıdan içeri girince elinde poşet bekledim ama yoktu.
Üzülmemeye çalışarak ona baktım.
" doktordan sadece yarım saat izin alabildim, o yüzden acele ediyoruz "
Ne olduğunu anlamadan kendimi babamın kucağında buldum.
Diğerleri uyurken biz babamla dışarı çıkıyorduk.
Bahçenin arka kısmına geldiğimizde manzaraya hayran kalmıştım.
Manzara varmı bilmiyorum.
Babam beni çardakların birine otutturduktan sonra ileriden gözüken otoparka ilerledi.
Ne yapıyordu bu adam?.
Elinde 4 farklı poşet ile gelirken mutluluktan ağlayabilirdim.
İlk defa eski timim dışında, birisi bana regl dönemimde bir şeyler alıyordu.
Poşetleri getirince tek tek boşaltmaya başladı.
" yiyemediğini sonra yersin. "
" bu kadar masrafa ne gere-"
Alnımdan öpüp eliyle ağzımı kapattı.
" bu zamana kadar alamadıklarıma say kızım. Bu zamana kadar yoktum, bundan sonra olabildiğim kadar yanında olacağım. "
Gözlerim dolduğunda başımı salladım.
Boykot olmayan abur cuburların hepsini almıştı.
pastanedeki çikolatalı, meyveli mini pastaların çoğunu almış gibiydi.
" çok teşekkür ederim. " babamın boynuna sarıldığımda oda belime kollarını doladı.
Bacağımdan tutup kucağına otutturduğunda yan bir şekilde yatar pozisyondaydım.
Babam kaşık ile ağzıma pasta verirken bende uslu uslu duruyordum.
Dudağımın kenarına krema bulaşmıştı, babam peçeteyle silerken kendimi bebek gibi hissetmiştim.
Koskoca yüzbaşı rabia öztürk babasının kucağında pasta yiyor.
Gülerdim.
Bu arada atlamışım, rabianın kimliği değişti. Rabia öztürk oldu.
3 pasta, 5 çikolata, 4 küçük tatlılardan yedikten sonra tıkandığımı hissettim.
" ben çok doydum. "
" emin misin kızım. "
" evet, bayağı doydum hemde. "
" iyi tamam bakalım, gerisini paketlerine saralım, anana götürürüm. "
Başımı sallayıp doğruldum.
Beni kenara otutturunca poşetleri toplamaya başladı.
***
Taburcu saatim geldiğinde yağız ilerleyip beni kucağına almıştı.
Esneyip duruyordum, çünkü babam ile sabaha kadar uyumamıştık.
Odaya geldikten sonra film izlemiştik.
Şimdi ise uyumak istiyordum.
Regl dönemlerimde hassaslaşıyordum.
Nefret ediyordum.
Arabaya bindikten sonra telefonumdan şarkı açtım.
Başımı yaslayarak yolu izlemeye başladım.
Sokak kedisi- speed up
Havaalanına geldikten sonra uçağa ilerledik.
Bizim değildi ama vip bölümde oturacaktık.
Koltuğa oturduğumda babam, koltuğu yatırmış, uyumam için alan yaratmıştı.
Gözlerimi kapatırken günün sonunda olacaklardan habersizdim.
***
Uyandığımda odamdaydım.
Yuh.
Ne ara gelmiştim lan.
Yavaşça doğrulduğumda koluma yapışan canlıları gördüm.
Çocukların hepsi yanımda uyumuşlardı.
Yerdim onları.
Uyandırmadan yavaşça ayağa kalktım.
Dikişlerim sızlıyordu, tekrar yatağa oturduğumda kapıdan içeriye ali girdi.
" uyanmışsın güzelim. " yanıma geldi.
" aşağı inmek istiyorum, "
Başını sallayınca bir şey söylemek için dudaklarını araladı.
" babaannem ve dedem evdeler. Birde... "
" birde kim "
" tim, ve iki kişi daha. "
" iki kişi kim "
" aşağı inince görürsün. "
" neler oluyor ali. "
Zorla konuşturuyordum.
" kendin gör güzelim. "
Gelip kucağına aldığında neler olduğunu sorguluyordum.
Umarım kötü bir şey değildir.
Salona girerken şakağımdan öptü.
" ne olursa olsun, her zaman arkandayım. Bir hareketin yeter. "
" ali, neler ol-"
Salona girdiğimizde gördüğüm kişiler ile sözüm yarıda kesilmişti.
Sadece sözüm değil, nefesimde kesilmişti.
Yasin abim.
Yanındaki bedene baktığımda yutkundum.
Görkem abim.
Dudaklarımı birbirine bastırıp gözlerimi kırptım.
Gerçek olamazlardı, yaralandığım gün duyduğum sesler halisülasyon olmalıydı.
İmkansızdı.
İkiside gitmişti.
İkiside ölmüştü.
Birisi şehit, diğeri ise yüreğimde kara mezardı.
Şuan ise karşımda bana bakıyorlardı.
Nefes alma ihtiyacı hissettim ama olanaksızdı.
Gözlerimi kapatıp başımı iki yana salladım.
" Hayır. Hayır. Hayır. Hayır. Hayal görüyorum. "
Ellerim ile gözlerime baskı uyguladım.
İmkansızdı, değilmi.
Bunca zaman ikisine o kadar ihtiyacım olmuşken, onlar bunca yıl sonra gelmiş olamazlardı değilmi.
Tanıdık ses ile kulaklarımı kapatmak istedim.
" rabia'm, güzelim. "
Yasin abimin sesiydi.
Bana yaklaştığını hissettiğimde elimi kaldırdım, gözlerim kapalıydı ama onu hissediyordum.
" sakın yaklaşma bana. "
Kederli sesi kulaklarıma geldi.
" güzelim yapma. "
Başımı eğdim, hiçbir şekilde onu görmek hatta yönelmek bile istemiyordum.
Bunca zaman ben istemiştim, o gelmemişti. Şimdi ben istemiyordum, ama... o geliyordu.
Sadece o değil, görkem abimde geliyordu.
Fısıldadım.
" ihtiyacım varken gelmedin, ihtiyacım olmadığı an mı gelesin tuttu. "
Gözlerini kapatıp başını eğdi.
Bu sefer görkem abinin sesini duydum.
" dinle bizi. Dinle yalvarırım, bilmediğin şeyler var "
Ona bakmıyordum, gözlerimin hedefinde sadece yasin abi vardı.
" bu zamana kadar yoktun, şimdide olma, o gün... Nasıl gittiysen. Şimdi de ardına bakmadan git. "
Gözleri beni bulduğunda, bakışlarında kırgınlık vardı.
Benimki ile yarışamazdı.
" dinle. "
Başımı iki yana salladım.
Gözlerimi kapattım.
Kollarımı alinin boynuna dolayıp başımı onun boynuna kapattım.
" gitmek istiyorum abi, götür beni buradan ne olur. "
Tekrar etmeme gerek kalmadı.
Hızlı adımlar ile salondan çıkacakken yasin abinin sesi ile durdu.
" O gün söz vermiştin bana. Yapmayacaktın. Sevmeye devam edecektin beni... "
Gözlerimden bir damla yaş aktı.
" sen sözünü tuttun mu. "
Ölsem dahi bırakmayacağım seni kardeşim, söz veriyorum. Asla bırakmayacağım seni. Gerekirse öleceğim ama bir daha o depoya girmeyeceksin. Söz veriyorum...
Verdiği sözü hatırlamış olacak ki, gözlerinden derin bir hüzün geçti.
" sen verdiğin sözü tutamamışken... tutmamışken, benden bunu isteme... bu kadar bencil olma "
Başımı tekrar saklayıp yasin abi ile göz temasımızı kesince ali tekrar ilerlemeye başladı.
Odamda çocuklar uyuduğu için beni, yelizin odasına çıkarttı.
Yatağa oturunca hıçkırıklarımı serbest bıraktım.
Kolları, sırtıma dolanırken ilk defa değildi belki, ama gerçek abimin kollarında hıçkırarak ağladım.
Yer yer teselliler verdi, saçlarıma öpücük bıraktı ama beni bırakmadı.
En sonunda kollarında uyuya kaldığımda tamamen hissizleşmiştim.
Hiç bir şey umurumda olmasın istedim.
Uykumdan uyanmak istemedim.
Artık bitsin, rahat bir nefes alayım istedim.
Ama olmadı.
Belki bir gün olacaktı, rahat nefes alacaktım.
Belki de o nefes bana haram olacak, ölene kadar bu işkence bitmeyecekti.
Hissiyatım ikinci seçenek gibi gösteriyordu ama... kader ve kaza diye bir şey vardı.
Kaderde yazılmıştı, şuan sadece kaza'yı beklemek vardı...