DEMİR - 7

1331 Words
Oturdukları kayalığın dibinde kumanyalarından yiyen üçlü sessizdi. Yanlarında elleri bağlı yüzü gözü dağılmış bir terörist vardı. Olcay, konserveyi sıyırırken adama bakıp göz devirdi. Tek gözü açık olan adam sinir bozmak adına kanlı dişleri ile sırıtırken daha fazla dayanamayan Olcay “lan piç çek şu siktiğimin sıfatını gözümün önünden iştah bırakmadın amına koyim.” Dediğinde Bayram “Atmaca” diye uyardı. Böyle durumlarda asla kendi isimlerini söylemiyorlardı. Olcay Atmaca idi. Bayram Kuzgun. Demir Toygar ise Börü. Dişlerini sıkan adam “Aga beni uyarma şu piçin kafasına çuval falan geçirelim. Gördükçe tipini sikesim geliyor.” Dediği an tam da adama arkası dönük Demir elini yumruk yaparak ters bir şekilde teröristin suratına geçirdi. Acı içinde yana devrilen adamla Bayram arkadaşına tersçe baktı. “Börü, zaten başımız sıkıntı yapma.” “Sikerim lan sıkıntısını. İstediği kadar sıkıntıda olsun benim başım. Bunun gibi domuzları güldürmem.” Atmaca, “Harbi lan. Komutan iflahımızı sikecek aga. Sizce ne kadar alırız?” Kuzgun “Valla kardeş ben bir yılı gözden çıkardım. O da en az.” Börü “Abartmayın amına koyim. Gören de adam öldürdük zanneder.” İkili bakışıp Börü’ye doğru bakarak “E öldürdük” dese de omuz silken adam “O sayılmaz. Ne zamandır kansız domuzlara adam diyoruz” diyerek kendini savundu. Atmaca “Aga, adam bize lazımdı. İstihbarat alacaktık. Komutan özellikle canlı getirin demişti.” Kuzgun “Aynen bilader. Peki sen ne yaptın? Adamın götüne el bombası sokup ucundan pimi çektin. Sikeyim her yanımız uzaklaşsa da herifin iç organlarının parçası ile dolmuştu.” Börü gülerek “Ne de güzel patlamıştı ama? Hayır karşıma geçip bana bir şey yapamazsınız diye türkü çığıran oydu. Yapınca da küstü. Küsecekse oynamayalım.” Atmaca “Abicim adam öldü ya hani. Parçalara ayrıldı. Cehennemi boyladı. Vadinin dört bir yanına yağmur gibi kanı yağdı. Küsmesin mi?” Kuzgun istemsiz güldü. Yanlarında tuttukları terörist ise dinlediklerine inanmıyordu. Bu nedenle “Amma masal anlattınız be esker. Duyan da yaptınız sanacak. Sizin gibilerin hepsi hava civa. Astekleriniz karılarına sahip çıkamamış siz mi bize karşı koyacaktınız.” dediğinde boynunu esneten Demir sinirle soludu. Kuzgun kalkıp adamın ağzını da bağlarken “Hele biri hamileydi. Altımda can verdi piçi ile” diyebildi. Zaten bu sözlerden sonra hayalarına isabet eden kurşun eş zamanlı gelmişti. Sınır dışına beş asteğmenin eşi ve çocukları düştükleri pusu sonucu kaçırılmış peşlerine düşülse de hepsinin infaz edildiği öğrenilmişti. Komutanları ise başlarındaki adamı bu defa sağ istiyordu ki ondan başka planları var mı ya da örgüt nerelere çekildiği konusunda bilgi alabilirdi. Lakin duydukları Börü’yü delirtmeye yetmiş ucunda susturucu olan silahı ile teröristin hayalarına ateş etmişti. Atmaca sinirden delirse de “Ne yapıyorsun amına koyim daha beş saatlik yolumuz var. Şimdi bu göt lalesini kim taşıyacak” derken Kuzgun “Siz taşımadan önce yaşayacak mı onu düşünün. Yemin ediyorum bu defa komutan bizi üst üste koyar siker.” diyerek ikisine de kızdı. Dediği gibi de oldu. Adam yolda kan kaybından ölürken üçlü sadece helikopterin olduğu yere cesetle ulaştı. Ülkeye giriş yapıp karargâha doğru uçarken verilecek izahatın toparlamasını kafalarında yapıyorlardı. Helikopterden inip onları bekleyen komutanın karşısında hazır ol da durduklarında geriden gelenler ceset torbasını taşıyordu. Soluğunu bırakan adam “Nasıl öldü?” diye sordu. Börü bir adım öne çıkıp tekmil verip “Şehit edilen asteğmen eşlerinden bir tanesinin hamile olduğunu ve ona tecavüz ederken öldürdüğünü söyledi. Bende hayalarından vurdum. Yolda kan kaybından öldü.” Dediğinde dişlerini sıkan komutanın çene kasları kıpır kıpırdı. Başını sallayan adam “Tamam. Gidin üzerinizi değiştirin ve disiplin kurulu toplanana kadar yazılı savunmanızı yazıp hazırda bekleyeceksiniz.” Dedi. Üçü de “Emredesiniz komutanım” dediğinde Börü’ye yaklaşan komutan sesini kısıp “Eline sağlık koçum ama o piç bize canlı lazımdı” dedikten sonra oradan ayrıldı. Üçlü önce silah ve teçhizatlarını teslim ettiler. Ardından duşa girip giyindiler ve yan yana oturup savunmalarını doldurmaya başladılar. *** Şenay ve Mustafa genç kızı önce hastaneye götürdü ve darp raporu aldırdı. Bu raporla yeniden şikâyette bulundu. Üstelik kaçırma ve zorla alı koyma yaralama aynı zaman da haneye tecavüz olduğu için kurtulmaları zordu. Bu süreçte evi arayıp annesi ile konuşan kız hala şoktaydı. İşler bitip eve geldiklerinde ise ana kız birbirine sarılıp ağladı. Halise “Koruyamadım seni. Kırdılar kolunu kanadını da alamadım ellerinden” derken Gonca “Anne ağlama. Ben iyiyim bak geldim. Onlar da uzun bir süre kalacak içeride. Olmadı buradan da gideriz bulamazlar bizi” deyip onu teselli etmeye çalışıyordu. O sırada Şenay ana kıza bakarken “Şimdi bunlar konuşulacak mevzular değil. Hadi gidin dinlenin. Gonca kızım merhemler düzenli sürülecek unutma” diyerek ikiliyi yolladı. Salona geçtiklerinde Remziye Hanım “Yazık ikisini de. Başta koca yok baba yok. Belli bunlar peşlerini de bırakmaz. Allah yardımcıları olsun” derken Şenay konuşmaya başladı. “Ben eğer Gonca ve Halise Hanım da onay verirse Demir ile Gonca’yı evlendirmek istiyorum.” Mustafa Bey kaşlarını çattı. “Bu da ne demek oluyor Şenay? Eve evcil hayvan almıyorsun evladınla başka bir ana evladının hayatı hakkında karar veriyorsun.” “Biliyorum. Ama Demir kendi isteği ile evlenmiyor. Ben bulayım dediğimde de tamam demişti. Çevremizdeki aileler iyi hoş kimseye lafım yok herkesin de çoluğu çocuğu kendine has ama o kızlar olmaz. Demir'e arkasını döndüğünde güven verecek biri olmalı. Kızların çoğu telefonda başkası ile dışarı çıkında da çok başka delikanlılarla gönül eğliyor. Gonca hem köylümüzün kızı hem güvenip ev dahi inam ediyoruz hem becerikli ve güzel. Başındaki sıkıntı da cabası. Benim evladımın varlığı o kanı bozukları durdurur. Hem belki nikahta keramet vardır sözü onlar için geçerli olur nereden bilebiliriz ki.” Aysun atıldı. Bu durum olursa çok mutlu olurdu. Farkında değillerdi ama biraz bencilce davranıyorlardı. “Hem Gonca okumak istiyor. Hakim ya da avukat olmakmış hayali. Bizim yanımızda olursa bunu da başarır. Abim diye demiyorum kütük mütük ama onun güzelliği saflığı bu evliliği iyi bir şekle getirir abimi de az biraz yontar bence.” Safir ise “Biz kendi kendimize gelin güvey oluyoruz ama hadi abimi geç Goncayı nasıl ikna edeceksin anne. Kızın hali içimi parçaladı. Annesi desen ayrı can acısı. Ben bu konuda Fransız’ım. Fikir belirtmiyorum.” diyerek kendini geri plana çekti. Remziye ise elindeki bastonun tutma yerini sıkarken başını salladı. “Görüyorum şimdiki evlilikler görüp beğenip gezip tozmayla oluyor da üç beş yıla bitiyor. Bizim zamanımız da görücü usulü vardı. Saygı bağlılık oluşurdu sevdadan önce karı koca arasında. Benim torunum şanlı Türk ordusunun bir askeri. Bu kızcağız da akıllı uslu kendini bilir halde daha bu yaşında. Şenay kızım sen bir konuş. Kız olur demeden de oğlana durumu anlatma. Okumak isterse de yanımızda götürürüz bizle kalır. Onca çocuk okuttuk bu yavruyu da okutur meslek sahibi ederiz.” Mustafa Bey “Siz bilirsiniz ama olur da bu çocuklar mutsuz olursa ve evlilikleri biterse vebali de günahı da size.” diyerek kalkıp odasına gitti. BİR HAFTA SONRA... “Oğlum, nasılsınız yavrum?” “Çok şükür anne iyiyiz.” “Oğlum hani ben sana bir şey demiştim. Hatırlıyor musun?” Demir kaşlarını çattı. Yanında duran Olcay ve Bayram’a bakarken “Anne, telepatik gücüm var da benim mi haberim yok. Hangi konuyu konuştuk sen bana ne demiştin?” dediğinde başına geleceklerden habersizdi. “Ay aslan parçam hani ben sana demiştim ya evlenmen lazım artık sen bulamıyorsun ben bari bulayım diye.” Gözlerini yılgınlıkla kapayan adam “He anne he demiştin.” derken annesi bombayı patlattı. O sırada ellerine disiplin kurulundan çıkan kararı evrakla bildirmişlerdi ve Olcay’a teslim etmişlerdi. Olcay okurken annesi “Ben kızı buldum oğlum. İmam nikahınızı kıyacak şimdi iznin var mı?” dediği an hangisine ne diyeceğini bilemedi çünkü arkadaşının yüzü de resmen kireç kesmişti. Kaş göz işareti yaparken durumu anlamaya çalışıyordu. Kağıdı eline alan adam okumaya başladığında annesi üsteledi. “Kabul ediyor musun evladım. Vekalet veriyor musun?” Aslında neye vekalet verdiğini ve nelere neden olacağını bilmiyordu ama “Veriyorum anne” değip başından savmak adına “Ben sizi arayacağım” diyerek telefonu kapadı. O sırada telefonun sesi hoparlörde olduğu için imam da tanıdık olunca şahitler ve verilen vekalet ile Gonca Demir’le imam nikahı ile evlendi. Resmi nikah için de genç adam geldiğinde önce askeriyeye başvuru yapılacak Gonca ve ailesi araştırılacak sonra da oradan gelen onayla işlemler halledilecekti. Tabi ki önce gelecek olan genç adamın ikna edilmesi gerekecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD