DEMİR-4

1282 Words
Gün akşama dönerken üç arkadaş kafa kafaya vermiş çardakta konuşuyordu. Şenay Hanım yine masayı Gonca ve annesiyle donatmıştı. Bir araya gelindiğinde sohbetli bir akşam yemeği yendi. Ana kız mutfağa çekilmiş etrafı toplarken ikizler yanlarına geldi. Genç kız hemen onlara meyve suyu koyarken kurabiye ikram etti. Halise Hanım “Ben bir odaya gideyim kızım bugün bacaklarım çok ağrıdı. İşler bitti zaten. Bir şey isterlerse sana zahmet götürü ver.” dediğinde yanağını öpen kız “Git sultanım git. Yoruldun zaten ben hallederim kalanları.” deyip annesinin gidişini izledi. Aysun “Anneni çok seviyorsun” derken Safir gözlüğünü düzeltip “Anne kız ilişkiniz çok hoş” dedi. Ardından ikisi de “Otursana. Hazır yaşıtımızsın sohbet edelim. İçeride sıkıldık” dediğinde kendine de meyve suyu koyan kız oturdu. Kısa bir gerçek tanışmadan sonra Gonca biraz babasından ve onun ailesinden bahsetti. Aysun yüzünü buruşturup “Ay ne gıcık bir aileymiş öyle onlar. Yeminle bana denk gelseler paralardım herhalde. Yemin ediyorum gidip annemle babamı hatta anneannemi alınlarından öpesim geldi.” dedi. Gerçekten de sinir olmuştu. Safir ise “Babana çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin.” demekle yetindi. O da babasına düşkün bir kızdı ve onu kaybetme olasılığı bile içini yakmıştı. Konu okula geldiğinde omuz silken Gonca “Aslında çok okumak istedim ama o dönem annem hastaydı. Bırakamazdım. Öğretmenlerim burs falan ayarlarız dese de olmazdı. Sonra da kaldı öyle işte.” deyip önündeki bardaktan meyve suyunu içti. “Ne üzerine okumak isterdin?” Aysun merakla kızın yeşillerine bakıyordu. Çok hoş bir göz rengi vardı. Sevmişti. “Hukuk. Aslında iki hedefim vardı. Avukatlık ya da hakimlik. Hangisi olursa ama nasip değilmiş.” Safir oturduğu yerde dikleşirken gözlüğünün ardından kaşlarını çattı. “Neden ümidini kaybetmişsin gibi konuşuyorsun ki. Şu an rahat bir yaşam tarzın var değil mi? Bunu fırsata çevirebilirsin. Ben senin yerinde olsam üniversite sınavlarına hazırlanırım. Kim bilir belki de istediğin mesleğe ulaşırsın. Adım atmadan bilemezsin.” Gonca bir an heveslendi ama sonra yine hevesi kursağına dizili verdi. “Ben okul işine girersem annem yanlız kalır. Buranın işi kolay gibi görünse de ağır. Bensiz yapamaz. Hem kazandım diyelim. Dünya kadar masraf. Bizi aşar.” Aysun “Ya kızım deli misin? Niye kendini geri tutuyorsun oku işte. Babam birçok kişiye burs sağlıyor. Sana da ayarlar bir şeyler. Hem kalacak yer falan da düşünmezsin. Biz varız bizde kalırsın. Sırtımızda yatmayacaksın sonuçta.” derken heveslenmişti. Gonca’yı sevmişti. Kanı çabuk ısınan biri değildi ama bu kız ona sıcak gelmişti. Safir de kardeşini desteklerken Gonca konu değiştirmek adına onlara ne okuduğunu sordu. Aysun “İkimiz de tıp okuyoruz canım.” değince sıcacık gülümseyen kız “Çok iyi. Desenize geleceğin doktorları ile konuşuyorum.” diyerek kıkırdadı. Üçlü biraz daha sohbet etti. Mevzu Haydar’dan açılınca sesler daha da yükseldi. Buraya geldikleri ilk zamanlar aslında Haydar’ın Gonca’yı pek sevmediği ama ilk haftanın sonunda az daha ağaca dolanan ipi yüzünden boğulacakken kurtaran kız sayesinde inat tavrından vazgeçmiş kendini sevdirmişti. Şimdi ise dibinden ayrılmıyordu. Kızlar bu duruma daha çok gülerken içeriye de ses gidiyordu. Demir kaşlarını çatarken Bayram ile Olcay Mustafa Bey ile sohbet ediyordu. Şenay “Ay ne güzel kaynaştılar.” diye ortaya laf attı. Göz deviren Demir “Kızları o kızla fazla muhatap etme anne. Kim olduğu belli değil. Yoldan çıkarmasın kızları.” derken herkes susmuş ona bakıyordu. Kaşları çatılan Şenay “Demir o ne biçim laf oğlum. Gonca bizim köylümüzün kızı. Annesini de babasını da hem ben hem de annem bilir. Söylerim çok ayıp oğlum. Ne kusurunu gördün kızın evladım.” deyip oğluna kızdı. Bayram ile Olcay adamın neden bunu dediğini biliyordu ama konuya müdahil olmadılar. Saat geç olurken Gonca gidip salondaki bardak ve tabları topladı. Hemen makineye yerleştirip çalıştırdı. Ardından üst kata odalara çıkıp eksik var mı kontrol etti. Sıra Demir’in odasına geldiğinde su olmadığını gördü. Hemen inip bir sürahi su ve bardağı odaya çıkardığında kapı aralıktı. Diğer iki adamı mutfak camından çardakta görmüştü. Onun da dışarda olduğunu düşündü ve içeri girip komodinin üzerine sürahiyi bıraktı. Geri döndüğü an üst kısmı çıplak altında ise siyah eşofman elinde tişört Demir ile karşı karşıya kalınca gözleri büyüdü. Dudaklarından kaçan şaşkınlık nidası ile arkasını dönen kız “Ben özür dilerim. Su yoktu su getirdim. Sizi dışarıda zannettim. Hemen çıkıyorum. Yeniden özür dilerim.” deyip yengeç misali yan yan kaçmaya çalıştı ama sırtının çarptığı şey adamın sert göğsüydü. “Sana bu odaya gir diyen oldu mu?” “Ben, her odayı hazır ettim su bırakmamışım onu getirdim.” “Senden su isteyen oldu mu?” “Gece susarsınız diyeydi.” “Sanane bundan.” “Anlamadım?” “Diyorum ki sanane. İçeceğim suyun derdi seni mi gerdi. Bir daha bu odaya girmeyeceksin.” Gonca sinirlenmişti. Dişlerini sıktı. Sinir olmuştu. Ukala adam boş boş konuşuyordu. Burnundan soluklarını sık sık verirken bir cesaret geri döndü. Gördüğü çıplak göğüs ve boyundan sarkan asker künyesi anlık duraksamasına neden olsa da yeşillerini adamın elalarına dikti. Kaşları çatılmıştı. “Olur girmem.” Yanından geçip giderken kolunun bir hışım tutulmasıyla durmak zorunda kaldı. İnce kolu saran eller can yakacak kadar sertti. Gözlerini kısan adam alaycı bir yüz ifadesi ile baksa da ürkütücü görünüyordu. “Burada çalışıyorsan ayağını denk al. Hal ve hareketlerine dikkat et. Kardeşlerimden de uzak dur. Onlar senin gibi değiller.” Gonca duyduklarından sonra kolunu çekmeye çalıştı ama olmadı. Sinir resmen boğazına sarılmıştı. Adama çakmak çakmak yanan yeşillerle bakarken “Bırak kolumu” dedi. Sesi dişlerini sıktığı için boğuktu. Demir alay edercesine “Bırakmazsam ne olur?” derken dudağının ucu kıvrılmıştı. Lakin daha öncesinde duydukları aklına geldiğinde kaşları çatılı verdi. Öyle katı bakıyordu ki Gonca korkmadı değildi. Kedi gibi kuyruğunu dik tutmaya çalışıp “Beynini patlatırım asker” dedi. Demir o an kaşlarını kaldırdı. Gonca ise ne dediğini sonradan fark etmiş olacak ki dudakları aralandı ama bir şey demesine fırsat vermeyen adam “Siktir git, benim asabımı bozma. Bacak kadar boyuna bakmadan beynimi patlatacakmış. Kızım seni dürüp büker bim poşeti ile kapı dışarı koyarım.” dediğinde tuttuğu kolu sıkarak kapı dışarı çıkardı. Elini kızdan çekip kapıyı kapadığında “Öküz. Sığır. Kütük. Yok ya kütük de değil direkt kayın ormanı. Balta girmemişinden.” diyen kız arkasını dönüp ince koridoru geçerken kapının diğer tarafından onu duyan Demir “Yer elması” diye homurdandı. İşi biten genç kız odasına çekildiğinde üzerini değiştirdi. Kolundaki kızarıklığı görünce “Kazma ya. Hayır böyle ana babadan bu kazma nasıl olmuş anlamıyorum.” diyerek homurdandı. Yatağa girdiğinde telefonunun alarmını erkene kurdu çünkü evde evin sahipleri vardı. Uyumak olmazdı. Gece bir ara sıcakladığını hissetti. Camı araladığında uykuya teslim oldu. Sabah ise daha güneş kendini gösterip ben buradayım diyemeden kazanova horoz camının pervazına tünemiş göğsünü şişirerek ötmeye hazırlandı. Öyle bir ötüştü ki bu “Ananı avradını” diyerek yataktan düşen Gonca dağılmış saçlarıyla tek gözü açık şekilde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Kazanova yeniden öttüğünde ağlar gibi ses çıkaran kız “Çok zorluyorsun beni beyefendi. Yemin ederim seni elimden kimse alamaz. Garezin ne senin bana ya insan böyle mi uyandırılır. Gelip öpsene uyan diye. Kaybol git gözüm görmesin.” derken düşerken dolandığı çarşaftan kendini kurtardı ve ayağa kalktı. Gerinip yatağını topladı. Ardından elini yüzünü yıkadı. Üzerini değiştirip odadan çıktığında annesinin de uyandığını gördü. “Günaydın Sultanım.” “Günaydın evladım.” “Ben ne yapayım?” “Evladım benim bugün belim ağrıyor. Sana zahmet suçları sen sağıp hayvanları sal dışarı emi.” “Tamam annem hemen yapıyorum.” Genç kız evden çıkıp ahıra doğru yürürken kolundaki bağlı bandanayı çıkardı ve saçlarını topladı. Islık çalarak yürürken üst katın odasının camından onu izleyen adamdan habersizdi. Dudaklarına yerleşen Karadeniz türküsü ile işini yapmaya başladı. Allah var sesi de güzeldi. Dili de yatkındı. “Yazuktur günahtur sevmiştum deme bağri biraktum gittum beni de oldun ellerun yari.” Kız devam etti. Demir yüzünde kaskatı bir ifade ile izledi onu. Odasının önünden geçerken duyduğu sesler dün şahit olduğu durum bu kıza karşı duvar gibi olmasına neden oluyordu. Bunu niye yaptığını anlayamasa da.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD