Stratejilerin ve planların hazırlandığı masanın etrafına dizilmiştik. Elimde uzun bir kızılcık çubuğuyla, haritanın bir bölgesine bastırıyordum. Dağdan bayırdan koparıp üsse çubuk getiren, Hızır Ali delisinden başkası değildi. "Komutanım, lafınız üstüne laf söylemek gibi olmasın da... Bu depoyu o gün patlatacaktık. Sakalım yok ki lafım dinlensin, diyeceğim ama sakalım da var." Hızır Ali'nin sözüne, o çekik gözleriyle haritayı pür dikkat inceleyen Bünyamin cevap verdi. Kendisinden on santim kısa olan adama tepeden bakıyordu. "Uzman çavuşlar sakal işini iyice boşlamış. Tıraş ol Hızır Ali." "Senle ben bir miyiz Teğmen'im? Urfalı'yım ben, iki gün önce tıraş oldum. Her sabah jilet mi vuracağım?" Çalışma odasında dönen gülüşler bile dikkatimi masaya tekrar toplamamı sağlayamıyordu. Deniz,

