bc

Namlunun Ucunda Sevda

book_age18+
1.5K
FOLLOW
22.7K
READ
revenge
dark
family
opposites attract
second chance
friends to lovers
kickass heroine
powerful
neighbor
drama
bxg
serious
kicking
soldier
city
small town
war
seductive
like
intro-logo
Blurb

“Gözü dönmüş bir deli arıyoruz.”

Binbaşının o cümlesiyle başlamıştı her şey… Kurgan Timi, en imkansız görevler için kurulmuş, ölümü şehadetin bir kapısı olarak görenlerden oluşuyordu. Her şeyini yitirmiş bir adam için, geri dönmeyi düşünmek lügatte yoktu.

Ancak...

Her yiğidin gönlünü darma duman eden bir kadın olurdu. Son çıktığım operasyonda, bu kadını namlumun ucunda bulacağımı nereden bilebilirdim? Yıllar önce aşkımı reddeden kadın, şimdi kollarımın arasındaydı...

Ben Yüzbaşı Çağatay Deviren, gözü kara diye bahsedilen namıdiğer: Badraç! Evet binbaşım, aradığınız gözü dönmüş deli olmaktan onur duyarım.

*

Savaş muhabiri Gülşah, kaybolan kardeşini bulmak için yasaklı topraklara girer. Ölümü göze almıştır. Fakat karşısına çıkan kişi, yıllar önce kalbini kırıp uzaklaştığı adam olur: Yüzbaşı Çağatay Deviren.

Bir zamanlar aşkını inkâr eden Gülşah, şimdi onun sert bakışlarının, buyurgan emirlerinin ve nefes kesen hâkimiyetinin karşısında sınanır. Çünkü kader, en sert oyunu oynamıştır:

Gülşah’ın kardeşi, Çağatay’ın vurmak zorunda olduğu hedeftir.

Ne kin, ne de emirler onları birbirinden uzak tutamaz. Çünkü, aralarındaki çekim karşı konulmaz; her bakışları bir kıvılcım, her dokunuşları ateşi harlayan bir yangın gibi. Bu hikâye yalnızca savaşın gölgesinde geçen bir mücadele değil, aynı zamanda nefesleri kesen, tutkulu ve ateşli bir aşk kitabı.

*

Bu kurgudaki karakterler ve kurumların, gerçek kişiler ve kurumlarla alakası yoktur. Tüm hakları saklıdır.

chap-preview
Free preview
Yüzbaşı Badraç
“Gözü dönmüş bir deli arıyoruz.” Binbaşının o cümlesiyle başlamıştı her şey… Kurgan Timi, en imkansız görevler için kurulmuş, ölümü şehadetin bir kapısı olarak görenlerden oluşuyordu. Her şeyini yitirmiş bir adam için, geri dönmeyi düşünmek lügatte yoktu. Ancak... Her yiğidin gönlünü darma duman eden bir kadın olurdu. Son çıktığım operasyonda, bu kadını namlumun ucunda bulacağımı nereden bilebilirdim? Yıllar önce aşkımı reddeden kadın, şimdi kollarımın arasındaydı... Ben Yüzbaşı Çağatay Deviren, gözü kara diye bahsedilen namıdiğer: Badraç! Evet binbaşım, aradığınız gözü dönmüş deli olmaktan onur duyarım. * “Operasyon Sındık… Saat 03.53. Hedef depoya giriş yaptı Çağatay Komutan'ım.” Teğmen Bünyamin’in sesi telsizden yankılanırken, siperimde doğruldum. Onu timime keskin nişancı olarak seçmekle ne doğru bir karar aldığımı her defasında görüyordum. “Anlaşıldı. Gözlem sürsün, acele etmeyin. Varillerin sayısı teyit edildi mi Bünyamin?” “Sekiz adet görüyorum. İçlerinde patlayıcı olma ihtimali yüksek. Dışarıda dört nöbetçi var, içerisi karanlık. Biraz daha yaklaşmam gerek.” Sabırla soludum. Sındık için dört aydır hazırlanıyorduk. Örgütün yeni bir saldırı için mühimmat yığdığı bu depoyu çökertmek bizim işimizdi. Kurgan Timi, destan yazmaya bir adım daha yakındı. Henüz üç yıl önce bu tim kurulduğunda, binbaşının “Gözü dönmüş bir deli” aradığını işitmiştim. Her şeyini yitirmiş bir adam için timin başına geçmek şaşılacak bir durum değildi. Şehadete koşmak mı? Doğduğumda alnıma yazılan kader bu değil miydi zaten? “Bünyamin, birkaç metre aşağıya inebilirsin. Seni kolluyorum.” "Anlaşıldı Komutan'ım, hareket ediyorum." Tam o anda, telsize başka bir ses girdi. “Patlayıcılarım hazır. Fişek ol de, olayım. Tek bir işaretinle varilleri uçururum Çağatay Yüzbaşı'm!” Gülmeden edemedim. Operasyonun ortasında olsak bile Hızır Ali'den ses geldi mi, ifademiz değişirdi. Urfanın gururu... Timdeki en uyanık herifti. Ama barut kokusunu bu kadar seven başka birini de görmemiştim. “Bekle,” dedim ilkin “Henüz zaman var, uygun anı kolluyorum.” Teğmen Bünyamin’in nefesi telsizden buğulu bir uğultu gibi aktı. “Dışarıdaki nöbet değişti. İkisi kuzeye kayıyor, diğer ikisi de depo girişine ilerliyor. Şimdi doğru an olabilir Komutan'ım.” Kaşlarımı çattım. Henüz değildi. Tek bir hata şansımız vardı. Zira bu tek hatayı yaparsak, kuşkusuz ebediyete göçerdik. “Gözün üzerlerinde olsun Bünyamin. Dışarıdaki varillerin patlattığımızda, bütün bölge cehenneme dönecek. Sabırlı olun.” Gözlerim gece görüşünde yeşil siluetler arasında dolaşırken, içimde o tanıdık his kabardı. Kafamda tek bir cümle dönüp duruyordu: Yanlış bir hamlede, timden bir kişi bile geri dönemezdi. Her operasyona bu kalp sıkışıklığıyla gitmek, beni kurşundan ağır yüklerin altına sokuyordu. Telsiz akışına karışan Hızır Ali yine sabırsızdı. Yerinde duramadığını tahmin edebiliyordum. Koca cüssesini o siperin ardına sıkıştırdığından ötürü içi içine sığmıyordu. “Komutanım, içeriyi göremiyoruz ama elim tetiğin üstünde. ‘Ateş’ dersen, o depo kül olur. Ne bekliyoruz?” Dudaklarımda kısa, soğuk bir tebessüm belirdi. “Bekliyoruz Hızır Ali. Her şey sırayla. Itır, çevre güvenliği teyit et.” Saha güvenliğinin kontrolünü yapan, timin yegane kadın üyesi Itır'ın net ve tok sesi yankılandı: “Çevre temiz görünüyor komutanım. Güneydoğu yönünden yaklaşan yok. Galiba Hızır Ali bu sefer haklı. Bundan daha uygun bir zaman bulamayız.” Derin bir nefes aldım. Plan kusursuz işliyordu. Dört aydır hazırladığımız Sındık, sonunda ellerimizdeydi. Eğer bu gece başarılı olursak, örgütün şehirlerde planladığı kanlı saldırılar başlamadan bitecekti. Ve ben, Yüzbaşı Çağatay Deviren, Kurgan Timi’nin “Badraç”ı, yine düşmanın leşi için onlarca mezar kazdırmış olacaktım. Ama içimde, iliklerime kadar işleyen bir his vardı. Sessizlik çok fazlaydı. Bazen operasyon, fırtına öncesi sessizlik gibi olurdu. İşte o an, göğsümün derinlerinde bir şeylerin ters gideceğini hisseder, kulaklarımda peyda olan çınlamayla baş ederdim. Bir aksiliğin olacağını hissettiğim dakikalarda, Bünyamin’den gelen telsiz sesiyle başımı siper aldığım yerden kaldırdım. “Hayır, durun!” Bünyamin’in sesi bir kez daha çatladı telsizde. “Komutan'ım… Görüş alanıma giren bir sivil var. Tekrar ediyorum, bir SİVİL. Kadın. Depoya doğru ilerliyor.” Kanım çekildi. Burası bir operasyon alanıydı, burada sivile yer yoktu. Hangi cüretkar aptal böyle izinsizce operasyon alanına sızabilirdi? “Yanılıyor olamaz mısın Bünyamin?” “Hayır Komutan'ım. Dürbünümde fazlasıyla net… Elinde kamera var.” O an içimdeki bütün planlar tuzla buz oldu. Dört aydır beklediğimiz operasyon, tek bir kadının gölgesiyle çökmek üzereydi. Daha evvel hiçbir operasyonda böyle bir saçmalık yaşamamıştım. Dürbünle o yöne baktım. Başındaki şapka ve sırtındaki yelekle, bu bir savaş muhabiriydi. “Negatif!” dedim telsizde. “Ateşkes! Kimse tetiğe basmasın. Operasyon askıda!” “Komutanım! Haddini bilmeden operasyon bölgesine sıvışan bir kadın için dört aylık Sındık’ı iptal mi edeceğiz! Yapmayın!” Öfkemden dilimin dolanmadığına şükretmeliydim. “Sivile ulaşana kadar kimse ateş etmeyecek dedim Hızır Ali! Hedef önceliği değişti…” üstümdeki ağır silahtan sıyrılarak siperin ardından çıkmak üzere hazırlandım. “Önceliğimiz kadını depoya yaklaşmadan yakalamak." “Itır, çevre güvenliğini koru. Bünyamin, gözünü kadından ayırma. Ben gidiyorum.” “Komutanım, tek başınıza gitmeniz riskli—” “Emir verdim Teğmen. Tetikte kalın!” "Anlaşıldı Komutan'ım." Siperden çıkıp adeta gölgeyle bütünleştim. Ayaklarım Hakkari’nin karanlığına alışmış toprağın üstünde neredeyse çıt çıkarmıyordu. İçimdeki adrenalin dalgası damarlarımı yakarken, kadının her hamlesini görüyordum artık. Yüzü seçilmese de bir gazeteci olması yeterince can sıkıcıydı zaten. Yavaş, temkinli ama dikkatsizdi. Gözünü kamerasından ayırmıyor, etrafındaki ölüm sessizliğinin farkında bile değildi. Aramızda otuz metre kadar vardı. Her adımda dizlerim yaylanıyor, nefesimi ayarlıyordum. Depodakilerin dikkatini çekecek bir hamle yapmadan nefesimi tutarak ilerlerken... Depoya on adımı kalmıştı ki kendimi kadının dibinde buldum. Arkasında olduğumdan bihaberdi. Burnuma eski bir defterde kalan o tanıdık koku iliştiğinde neredeyse dikkatim dağılıyordu. Yürürken yaydığı koku, beni geçmişimin tozlu sayfalarına sürüklemişti. Elim refleksle bıçağıma gitti ama sonra durdum; o düşman değildi ki. Operasyonu tehlikeye atan aptal kızın tekiydi! Hızlı davranıp arkasından sarılarak boynuna kolumu doladım. Çığlık atmasına fırsat dahi bırakmadan diğer elimle de ağzını kapattım. “Ses çıkarma,” dedim fısıltıyla, dişlerimin arasından. Dudaklarım kulağına temas ederken, bedenindeki sıcaklık; benim soğukluğuma direniyordu. “Yaşamak istiyorsan, kıpırdama.” Bu kahrolası koku… Nasıl… Nereden geliyordu da içimi böyle coşkuya boyuyordu. Kadın panikle çırpındı ve boğazına sardığım kolumdan kurtulmaya çalıştı. Nafile uğraşına anca gülünürdü! Gücüm karşısında fazla dayanamayacağı zaten belliydi. Kamerası yere düştüğünde depodakilerin işiteceği yükseklikte bir gürültü koptu. Karanlıkta kameranın objektifi parlarken, kadını göğsüme basarak kendimi geriye bıraktım. İçerisine düştüğümüz hendeğin tozunu kaldırmamak için dikkatle kamufle oldum. Kalbini göğsümde hissediyordum; hızlı ve düzensiz atıyordu. Birbirine dolanan bedenlerimiz, burnuma dolan kokusuyla bana tanıdık hisleri hatırlatıyordu. Telsize fısıldadım. “Hedef kontrolde. Tekrar ediyorum, hedef kontrolde. Operasyona ara verildi. Tüm unsurlar pozisyonunu korusun! Tetikte olun, her an yakalanabiliriz!” Kollarımın arasında debelenen kadın, sivri dişlerini elime geçirdiğinde sessiz bir inlemeyle pozisyon değiştirdim. Şimdi üstte olan bendim, alttaki ise onun küçük bedeni! Karanlığın içerisinde kendimi ona bastırdığımda, ağırlığım altında kıvranan bedenini düzeltebilmek için kollarıma tutunuyordu. Elim, yüzünün yarısı kapadığından, ilkin kim olduğunu anlayamadım. Ancak sonda... Göz göze geldiğim anda damarlarımdaki bütün kanı şahlandıran, göğsümün gergin yaylarını gevşetip beynime kan pompalayan kişiydi. Dudaklarım sessizce kıpırdadı. “Gülşah… Bu sen misin?” *Kurgan: Mezar. *Badraç: Türk mitolojisinde yedi başlı ejderha.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

HÜKÜM

read
224.6K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
524.6K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.3K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook