6.BÖLÜM

990 Words
Beatrice misafirleri gittikten sonra yatağına uzanıp, yaşadığı anları düşünerek doyasıya güldü.Daniel in sırılsıklam olmuş hali gözünün önünden hiç gitmedi.Kibar Leydi,onu nasıl da yanıltmıştı değil mi?Aslında içinde ona karşı kin yoktu ama söylediği sözlerin cezasını çekmesi de gerekiyordu.Bir de utanmadan özür dilemesini beklemesini beklemişti. Ulu Tanrım... Asıl özür dilemesi gereken oydu. Yaptığın kabalığı unutmuş olamazdı... İyi ki buraya gelmişti. En en azından burada kendi evinden daha çok eğleniyordu. Sabah olunca yapacak birşeyler de bulurdu.Sonra yorgunluktan gözleri kapandı ve nasıl uyuduğunu anlamadı. Daniel manastırda amcasının ona verdiği odada yıkanırken, üzerine sinen şarap kokusu yüzünden oldukça gergin görünüyordu. Genç kızın o an öyle bir hareket yapacağını hiç beklemiyordu.Eğer anlamış olsaydı,kendini pekala koruyabilirdi. Sonrasında ki muzip gülüşü... Ne kadar eğlendiği yüzündeki ifadeden belli oluyordu. Ona kızması gerekiyordu ama nedense öfkesi hemen yatıştı. Küçük hanım, insanlara şaka yapmayı seviyordu belli ki... Acaba kendisine böyle bir şaka yapılsa nasıl tepki verirdi? Kesin sinirden küplere binip,şımarık bir çocuk gibi ağlardı. Bu kadın hakkında iyi niyetli düşünmemeye karar verse de, insanları küçük düşürmeyi sevmesi hiç hoşuna gitmedi. İşi bittiğinde yatağına uzansa da, uykusunun gelmesini bekliyor,sadece düşünüyordu.Sürekli kulaklarında bir şarkı sesi çınlıyordu sanki... "Melekler yanında her zaman... Sen onlara inanmayı sakın bı-rak-maa" Kulaklarını kapatmalıydı kesinlikle. Hala onu düşünmesi aptallıktan başka bir şey olamazdı.Tamam sesi çok güzel ama niye hala kafasının içinde dönüp duruyordu? Bir süre sonra uykuya daldı.Sabah yapacak çok işi vardı çünkü. Beatrice neşeli bir gülümseme ile uyandı her zaman ki gibi.Kendini çok dinlenmiş hissediyordu. Midesi de gurulduyordu. İnanınmaz acıktım acıkmıştı... Uzun saten gri renkli geceliğinin üstüne,siyah renk uzun kollu sabahlığını giydi.Yüzünü yıkadı ve odadan çıktı.Evde bayan hizmetçiler dışında nasıl olsa kimse yoktu. Bu şekilde mutfağa inebilir,yiyecek bir kaç şey atıştırabilirdi. Merdivenleri koşarak indi. Önce karnını doyurur,sonra giyinirdi ne olacak? Mutfağa girince ortalar da kimseyi göremedi. Gözüne sıcak süt tenceresi ilişti hemen sonra. Ardından bir bardak süt aldı. Yumurta da olsa yanına hiç de fena olmazdı.Dolaplara bakındı ancak bulamadı.Mutfağın arka kapısı kümesin olduğu bahçeye açılıyordu.Çocukluğunda oradan az yumurta çalmamıştı... Hem bu saatte kim olurdu ki orada? Hemen bir yumurta alıp içeri girebilirdi. Kapıyı sessizce açtı ve bahçeye çıktı.Hava ne kadar güzeldi. Derin bir nefes aldı.Bir kaç adım ötede bulunan kümese doğru yürümeye başladı. Kendine dikkat etmesi şarttı. Bazen tavuklar yumurtalarını vermek istemeyebiliyordu.Önce etrafına baktı.Kümesi çevreleyen çitin kapısı açıktı ve tavuklar bahçeye dağılmıştı.Tam zamanıydı işte!Hızla kümese girdi.Yumurtaları gördü.Bir tane alıp çıktı ama arkasında bir kaç tavuk üzerine saldırmak için çete kurmuştu bile... Yüce Tanrım... Mutfağın kapısına gitmesi imkansız görünüyordu.Tavuklar koşmaya başlayınca,sabahlığının eteklerini toplayarak kendini öyle bir hızla dışarı attı ki, anlayamadı.Koşmaya devam etse de, yapacak bir şey yoktu.Ön kapıdan eve girmesi gerekecekti. Gerçi o telaşla üzerindeki kıyafeti bile unuttu. Eteklerini dizlerinin üzerine çekmiş,bahçenin arkasından öne doğru koşuyordu. Daniel domuz ağılını çitlerini onarıyordu.Bir kaç tamir işi için amcasına söz vermiş işi bitince yola çıkacaktı.Birden bahçede koşan Beatrice i fark etti. Sonra da arkasındaki tavukları... İnanılmaz komik görünüyordu genç kız.Ve de lanet olsun çok güzel! Üzerindeki sabahlık omuzlarından kaymış, ip askılı geceliği ortaya çıkmıştı.Daniel bir an etrafına bakındı.Onu böyle gören başkaları da var mıydı acaba? Bahçe yapan bahçıvan,bir kaç asker ve arkadaşı Marcus... Garip bir şekilde canı fena halde sıkıldı... Beatrice ona doğru koşunca ne yapacağını bilemedi.Sonra aklına dün gece geldi.Bu kız şakayı çok seviyordu değil mi? "Leydim bu yöne gelin!"diye bağırdı ciddiyetle. Beatrice onun kendini koruyacağını düşünerek o tarafa koştu.Hakikaten yorulmuş,yönünü de şaşırmıştı.Soluğu Daniel in yanında alırken, genç adam ona arkasına geçmesini işaret edince,hiç düşünmeden domuz ağılındaki çamurun içine daldı. Lanet olsun! Aman Tanrım tuzağa düşmüştü.Şu an bir çamura deryasına tüm bedeni ile girmiş,hareket bile edemiyordu. Üzerinden akan çamur ve domuz pisliğine bakarken,gözleri kendisine kahkaha atarak keyifle izleyen mavi gözlere kaydı. Seni aşağılık domuz! Bu adam ne halt ettiğini sanıyordu acaba? Bir kaç dakika sakinleşmeyi bekledi ve konuşmak için güç topladı. Vay be... Demek insanlara şaka yapınca bu kadar acı oluyordu. Ama bu adamın karşısında yenilmeyecekti.Hatta hiç sinirlenmeyecek,ona istediği mutluluğu yaşatmayacaktı. Daniel gördüğü manzara karşısında epey eğleniyordu. Kendini beğenmiş Leydi sonuna kendi ayakları ile koşarak gelmişti.Şu an yaşadığı şey yaşadığından daha ağırdı elbet ama hak etmişti.Ona acımayacaktı. Genç kızın çıldırmış bir şekilde çamurdan çıkması gerekiyordu fakat hala orada neden oturuyordu anlamadı. "Leydim,kahvaltınızı orada mı yemek istersiniz acaba?" dedi hala kahkaha atarken "Yeriniz çok mu rahat geldi?Gerçi biraz çamura bulanmanız dışında çok sorun yok gibi..." Beatrice ağır hareketlerle ayağa kalktı ama tekrar kaydı. Kahretsin! "Daniel rica etsem bana yardımcı olabilir misin?Çıkamıyorum."diyerek genç adama oldukça kibar bir tavırla elini uzattı. Daniel bu kadar sakin olmasına şaşırırken, ilk defa adını söyleyip ona kızmadan yardım istemesine daha çok şaşırdı.Oysa onun şuan da kendisine türlü küfürler edip,koşarak buradan gitmesi gerekmiyor muydu? Etraftaki insanlar gülmemek için kendilerini zor tutuyorlar,onları görmezden geliyorlardı.Sonunda dayanamadı ve elini ona uzattı genç adam. Ancak çok büyük hata yaptığını fark edemedi. Beatrice onu tüm gücü ile çamurun içine çekmeyi başarınca, Daniel ne olduğunu anlayamadan her yeri çamura bulanmıştı bile.Genç kız gülüyor hatta eliyle çamur alıp saçlarına doğru bulaştırıyordu.Demek küçük Leydinin canı oyun istiyordu.Daniel de ona çamur atmaya başladı hemen sonra... Karşıdan görenler nasıl eğlendiklerini düşünüp gülmeye başladılar. Beatrice başta çok kızmıştı evet ama şuan gayet keyifliydi.Onu da kendi ile birlikte komik duruma düşürmüştü çünkü... Bu kez kaçmaya çalışıyor ama Daniel buna izin vermiyordu. "Hiç bir yere gidemezsin!" "Elbette ki giderim!" "Gel buraya seni küçük cadı." En sonunda kendini kuru bir toprağa atabilmişti genç kız, ama üzerinde mavi gözlü adamla... O hale nasıl geldiklerini ikisi de hatırlamıyordu. Sadece gülüyorlar,çocuk gibi şakalaşıp,mutlu oluyorlardı.Bir an nefeslerinin birbirine karıştığını hissetiler. İkisi de gülmeyi kesmiş,sadece birbirlerinin gözlerine bakarken kaybolmuştu.Daniel bedeninin altındaki kadına hiç bu kadar yakın olmamıştı.Şu an tüm yüzü inanılmaz kirli olsada,o kadar güzel görünüyordu ki,kendini tutamayıp tek eli ile saçını okşadı usulca. Yeşil gözlerindeki ışık gözlerini kamaştırdı.Bedeninin verdiği tepki onu bile şaşırttı.Beatrice, sanki donup kalmış,sadece adamın mavi gözlerine bakıyordu.Şu an üzerinde kendinden daha güçlü ve iri bir adam vardı ama niye ona hiç ağır gelmiyordu?Ellerini sırtında gezdirdi,tüm kasların kasıldığını hissetti. Daniel kendini bir anda toparladı ve hızla ayağa kalktı. Ateşle oynuyordu.Kafası çok karışmış,düşüncesizce davranmıştı.Beatrice yavaşca doğrulup oturdu.Aslında ikisi de ne diyeceklerini bilmiyor gibiydiler.Daniel arkasını döndü ve hızla çekip gitti. Önce Beatrice den sonra kendinden kaçtı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD